Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/2987 K.2025/3556
7. Hukuk Dairesi 2025/2987 E. , 2025/3556 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1281 E., 2025/1207 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/67 E., 2024/306 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin davanın değeri nedeniyle reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davcının paydaş olduğu 117 ada 192 parsel sayılı taşınmazda davalının 2014 yılından beri işgalci olduğunu iddia ederek davalının dava konusu taşınmaza el atmasının önlenmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ecrimisil bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesine karar verilmesini talep etmiş, 26.12.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile ecrimisil istemini 2.644,92 TL'ye çıkartmıştır.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı def'inde bulunduğunu, dava konusu taşınmazın 1/2 payının amcası dava dışı ...'a ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2024 tarihli ve 2023/67 Esas, 2024/306 sayılı kararı ile el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteminin yasal şartlarının oluştuğu, geriye dönük 5 yıl olacak şekilde toplam 2.440,79 TL ecrimisil alacağının mevcut olduğu anlaşılmakla; davacı yanın el atma yönünden dava değeri belirleme adlı dilekçesi ile harcı yatırdığı ve dava değerini belirlediği, ancak taşınmazın dava tarihi itibarıyla 117 ada 192 parsel taşınmazın tamamının zemin değeri 24.770,00 TL, davacı ... 1/2 oranındaki hissesinin değeri 12.385,00 TL, dava konusu taşınmazdaki 138,95 m² ahır alanı değeri 20.842,50 TL, davacının 1/2 oranındaki payının değeri 10.421,25 TL olduğu, dolayısıyla zemin ve çıplak değerin davacının pay ve hissesinin toplamda 22.806,25 TL olduğu bu yönüyle toplam ecrimisil bedelinin ise 2.440,79 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine; davalının 117 ada 192 parsel sayılı taşınmaza davacının taşınmazdaki payı oranında el atmasının önlenmesine ve davacının payı oranında davalının taşınmazdan çıkarılmasına, davacı yanın ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile dava tarihinden itibaren geriye dönük 5 yıl olacak şekilde toplam 2.440,79 TL ecrimisil alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.05.2025 tarihli ve 2025/1281 Esas, 2025/1207 sayılı kararı ile "... kabul edilen dava değeri 25.247,04 TL olup karar tarihi olan 27.12.2024 tarihi itibariyle istinaf kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmaktadır. Verilen bu karar miktar itibariyle kesin nitelikte olduğundan, davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesi karara yönelik istinaf başvurusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1 hükmü gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 341/2 ve 352/1 hükmü gereğince usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle;
1.Temyiz itirazına konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının hak arama ve hukuka güven ilkesine aykırılık oluşturduğunu,
2.Davalının dava konusu taşınmazı kullanmadığını, durumun kolluk araştırması ile tespit edildiğini,
3.Hukuka aykırı sunulan deliller ile davanın kısmen kabul edildiğini, delillerin yeterince değerlendirilmediğini,
4.Davanın tümden reddi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Kanun'un 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'a eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir.
04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un "parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresi "davanın açıldığı" şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanun'un Resmî Gazete'de yayımı tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
6100 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulanma" kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmü gereğince, parasal sınırlara ilişkin yapılan bu değişikliğin, kanunun yürürlük tarihinden itibaren uygulanacağı, tamamlanmış işlere ise uygulanma imkânının bulunmadığı kuşkusuzdur.
Tüm bu açıklamalara göre eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince kararın 27.12.2024 tarihinde, Bölge Adliye Mahkemesince nihai kararın 20.05.2025 tarihinde verildiği ve bu tarih itibariyle usul işlemlerinin tamamlandığı, 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la getirilen davanın açıldığı tarihteki parasal sınırların uygulanacağına ilişkin düzenlemenin 04.06.2025 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, yeni düzenlemenin eldeki davaya uygulanma imkânının bulunmadığı, kesinlik sınırının tespitinde İlk Derece Mahkemesi kararının verildiği 2025 yılındaki istinaf kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL değerindeki parasal sınırın esas alınması gerektiği, davacı tarafından ıslahla belirlenerek, Mahkemece kabul edilen dava değerinin 25.247,04 TL olduğu, bu bedelin karar tarihindeki istinaf kesinlik sınırının altında kaldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince; dava değeri olan 25.247,04 TL'nin kararın verildiği 2024 yılı itibariyle istinaf kesinlik sınırı olan 28.250,00 TL'nin altında olduğu için istinaf isteminin kesinlikten reddine karar verilmiş, davalı vekilinin bu kararı temyizi üzerine Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından hüküm onanmıştır.
24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 44. maddesiyle 6100 sayılı Kanuna eklenen ve 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren "Parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. madde hükmü uyarınca, 362. maddedeki parasal sınırların her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılacağı ve parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı belirtilmiştir.
04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 20. maddesiyle 6100 sayılı Kanun'un "parasal sınırların artırılması" başlıklı Ek 1. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "hükmün verildiği" ibaresi "davanın açıldığı" şeklinde değiştirilmiş, değişiklik Kanunun Resmî Gazete'de yayımı tarihi olan 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda; davanın açıldığı 2023 yılında istinaf sınırı 17.830,00 TL'dir. 6100 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulanma" kenar başlıklı 448. maddesinde yer alan "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." hükmünün, bu değişikliğin yapıldığı tarihten sonraki kararlara uygulanabilirliği görüşüne katılmak mümkün değildir. Zira, paranın alım gücündeki düşüşte gözetilerek davanın her iki tarafı için de güvence olan üst yargı denetimini sağlamak amacıyla, maddenin değişiklikten önceki ilk metniyle ilgili Anayasa Mahkemesi tarafından hak arama özgürlüğü temel amaç olmak üzere iptal kararı verildikten sonra, kanun koyucu tarafından hüküm tarihi yerine dava tarihini öncelenmiş ve mevcut değişiklik yapılmıştır. Bu göz ardı edilemez bir gerçektir. Yürürlük tarihinden önceki kararlar yönünden tamamlanmış işlem yorumu yapmak, hak arama özgürlüğünü zedeleyen, hakkın özünü yargısal denetimden uzak tutan bir yaklaşımdır. Yargısal uygulamalarla açığa çıkan "kazanılmış hak" ilkesini, mevcut değişiklikle daha adil ve sağlıklı sonuçlar elde edilmesine vesile olabilecek üst mahkeme denetiminin önüne almak, hak arama özgürlüğünün sınırlandırılmasıdır ve adalete güven temel kuramını da etkilemektedir. Dairemiz tarafından denetim yapıldığı tarih itibariyle 6100 sayılı Kanun'un parasal sınırlara ilişkin Ek 1. maddesinin 2. fıkrası yürürlüktedir. Bu itibarla, temyiz incelemesinin de yürürlüğe girmiş bu kanun maddesine göre "dava tarihi" esas alınmak suretiyle yapılması gerekmektedir.
Açıklanan gerekçeyle, miktar yönünden dava tarihi itibariyle istinaf incelemesi mümkün hâle geldiği için Bölge Adliye Mahkeme kararının işin esasının incelenmesi yönünde bozulması gerekirken, yazılı gerekçeyle onanmasına ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.