Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/128 K.2025/3212

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/128 📋 K. 2025/3212 📅 24.06.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/128 E.  ,  2025/3212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2015 E., 2023/2403 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/133 E., 2023/115 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı asil ... ile davacılar vekili Avukat ... karşı taraftan davalı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... ’ın davalının annesi ve davacının teyzesi olup ... ile beş kardeşinin kök muris ....’dan kalan mallar konusunda miras taksim sözleşmesi yaptıklarını, mirasçıların paylaşıma tâbi arazilerin suyun akış yönüne göre hangi kaynak suyundan yararlanıyor ise yine aynı suyu kullanmaları konusunda sözlü anlaşmaya vardığını, bu anlaşmaya .... Noterliğinde düzenlenen 09.12.2019 tarihli muvafakatname ile resmiyet kazandırıldığını, noter senedine göre ...’ya ait ... ada ... parsel sayılı taşınmazdan çıkan ince suyun kullanım hakkının haftada dört saat kendisinde kalmak kaydıyla ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlara verildiğini, ...’nun ... ada ... parsel sayılı taşınmazı davalıya devrettiğini, davacının da ... ada ... ve ... parsel sayılı arazileri ince suyun kullanım hakkına güvenerek satın aldığını, taşınmazlar üzerinde çeviz bahçesi meydana getirdiğini, miras taksim sözleşmesine göre ....’e düşen ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlarında dava konusu sudan yararlandığını, bu arazilerden ... ada ... parsel sayılı taşınmazların davacı adına kayıt edildiğini, davalının davacının su hakkını tanımadığını ve su hakkını engellendiğini belirterek davalının dava konusu suya müdahalesinin men’ine, arazi büyüklüğüne göre ince suyun altında kalan arazilerin su kullanım sürelerinin; “... ada ... parsel, arazinin toplam alanının 16.250 m², suyun altında kalan bölümünün yaklaşık olarak 5.000 m² haftada 8 saat, ... ada ... parsel, 56.787 m² haftada 3 gün 19 saat, ... ada ... parsel 27.812 m² haftada 1 gün 21 saat, ... ada ... parsel, 6.791 m² haftada 11 saat, ... ada ... parsel, 2.700 m² haftada 4 saat, ... ada ... parsel, 5.829 m² haftada 9 saat olarak belirlenmesini...”, su kullanım hakkının TMK’nın 1013. ve 1018. maddeleri uyarınca her beş taşınmazın tapu kütüğüne irtifak hakkı olarak tesciline karar verilmesini talep etmiş olup ..., 05.10.2022 tarihli dilekçe ile dava konusu ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazları satın aldığını belirterek davaya davacı sıfatıyla katılma isteminde bulunmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davalının taşınmazından kaynayan suyun taşınmazın ihtiyacından fazla olup genel su niteliği taşıdığı tanık anlatımlarına göre, dava konusu su ile davalının ve suyun akış istikametindeki davacıların taşınmazlarının sulandığı, daha sonra suyun akış yönünün değiştirildiği, suyun akış yönünün kim tarafından değiştirildiği konusunda tarafların birbirlerini suçladığı, suyun akış yönünün değişmesinden sonra önceki akış istikametinde bulunan davacılara ait taşınmazların bu kaynaktan yararlanamadıkları, genel sulardan herkesin öncelik ve kadim kullanma hakkına göre ihtiyacı oranında yararlanma hakkı olduğu, kimsenin ihtiyaçtan fazlasını elde tutmayacağı ve üzerinde hak iddia edemeyeceği, genel sular hakkında tarafların aralarında yaptıkları anlaşmaların geçerli olmadığı, genel suyun tamamının bir kısım kişiler arasında bölüşülmesine ilişkin anlaşmalara geçerlilik tanınamayacağı, davacıların anlaşma uyarınca niza konusu suyun tamamının taraflar arasında taksim edilmesine ilişkin talebi kabul edilmemiş ise de keşif uygulaması ve bilirkişi raporlarına göre, davacılara ait taşınmazların ihtiyaçları gözetilerek suya vaki el atmanın önlenmesine ve su rejimi kurulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının suya müdahalesinin önlenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine ve su rejimi kurulmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf taleplerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, el atmanın önlenmesi talepleri yönünden nispi vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğini, su rejiminin hatalı ve eksik belirlendiğini, ihtiyaca uygun olmadığını, kullanım sürelerinin arazi büyüklüklerine göre tespit edilmesi gerektiğini, .... Noterliğinde düzenlenen 09.12.2019 tarihli muvafakatnamenin gözetilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, ihtiyaç hesaplaması eksik yapıldığı gibi bazı ağaçların değerlendirmeye alınmadığını, üçüncü kişilerin dava konusu suya ihtiyaçlarının olmadığı hususunun göz ardı edildiğini, davalının dava konusu su kaynağına müdahale ettiğini, gerekçeli kararın 4 No.lu kısmında maddi hata yapıldığını ve irtifak hakkı kurulması talepleri hakkında karar verilmediğini, beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, suya vaki müdahalenin önlenmesi, su rejimi kurulması ve irtifak hakkı tesisi talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.