Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4795 K.2025/2661

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4795 📋 K. 2025/2661 📅 15.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/4795 E.  ,  2025/2661 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1275 E., 2024/1191 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/587 E., 2023/171 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilin tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan öninceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 278 ada 26 parsel sayılı 20.019,00 m² yüzölçümlü taşınmaza davalının haklı bir nedene dayanmaksızın GSM verici kulesi/baz istasyonu ve elektrik hattı yaparak el atmak suretiyle taşınmazı uzun süredir işgal ettiğini, müvekkilinin taşınmazın kalan kısmını kullanmasının ya da taşınmazda tasarrufta bulunma imkanının kalmadığını, taşınmazdaki müdahalesine son vermesi ve geçmişe yönelik beş (5) yıllık ecrimisilin tahsili için ... 1. Noterliğinden 03.03.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin davalıya gönderildiği hâlde bu bildirimin davalı tarafından dikkate alınmadığını ileri sürerek; müvekkilinin mülkiyetindeki taşınmaza davalı tarafından yapılan haksız el atmanın önlenmesini, davalıya ait GSM verici kulesi/baz istasyonu ve elektrik hattı dâhil tüm imalatların ...'i ile taşınmazın eski hâle getirilmesini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak açıldığından bilirkişi tespitinden sonra talep miktarı arttırılmak ve fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere geçmişe yönelik 5 yıllık ecrimisil bedeli olarak şimdilik 1.000,00 TL'nin ilk ecrimisil başlangıç tarihinden itibaren her ay geriye dönük dönem için ayrı işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı malik olduğunu iddia etse de buna ilişkin bir evrak eklemediğini, ecrimisil davasının belirsiz alacak davası olarak ikamesinin hukuka aykırı olduğunu, zira davacı taraf, dava dilekçesinde belirttiği üzere davalı Şirkete gönderdiği ihtarnamede ecrimisil olarak aylık 3.000,00 TL talep ettiğinden kendi hesaplama yöntemine göre belirlediği ecrimisil bedelini belirsiz alacak davası olarak ikame etmekte hukuki yararının bulunmadığını, öncelikle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, öte yandan müvekkil Şirkete ait baz istasyonuyla ilgili olarak davacının bugüne dek herhangi bir talepte bulunmadığını, taraflar arasında yazılı bir kira ilişkisi olmasa da, tesisin söz konusu adresteki varlığından haberdar olan davacının tesisin varlığına uzunca yıllar rıza gösterdiğini, işgal iddiasında bulunmadığını, kira ilişkisi yazılı şekil şartına bağlı olmadığına göre aralarındaki ilişkinin sulh hukuk mahkemesince tespiti gerektiğinden görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, ecrimisil ise kötüniyetli fuzuli şagilden talep edilebilen bir tazminat türü olarak tanımlanmış olup müvekkili Şirket kötü niyetli olmadığından ecrimisil istenemeyeceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "....'i istenen yapının eklenti olup sökülüp götürülebilmesi halinde sadece elatılan taşınmaz değerinin dikkate alınması gerektiği, somut uyuşmazlıkta, davalının davacıya ait taşınmaza baz istasyonu yaparak elattığı bölümün değerinin bilirkişi raporuyla 311.000,00 TL olduğunun saptandığı, taşınmaza baz istasyonu yapmak yoluyla elatılmış olup baz istasyonu bütünleyici parça olmayıp eklenti olduğundan, yani sökülüp götürülebilir nitelikte olduğundan, taşınmazın sadece elatılan bölümünün dava değerini oluşturduğu, ayrıca eski hale getirme de talep edilmiş olduğundan taşınmazın eski hale getirilmesi için yapılması gereken masraflar 25.800,00 TL hesaplanmış olmakla sonuç olarak 336.800,00 TL ve kabul edilen ecrimisil alacağı toplamının dava değeri olarak kabulüyle (379.149,64 TL), bu değer üzerinden vekalet ücreti ve harç takdiri yapılarak hüküm tesis edilmesi gerektiği..." gerekçesiyle; davanın kabulü ile; davacı adına kayıtlı ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 278 ada 26 parsel sayılı taşınmaza baz istasyonu kurup işleterek fiilen kullanan davalının haksız müdahalelerinin önlenmesi ve baz istasyonunun kaldırılmasına, taşınmazın eski hâle getirilmesine, davacının ecrimisil talebine ilişkin davasının kısmen kabulü ile; 42.349,64 TL ecrimisil bedelinin; işgalin başlangıç tarihi olan 30.12.2016 tarihinden 30.12.2021 tarihine kadar her dönem sonları (30.12.2016, 30.12.2017, 30.12.2018, 30.12.2019, 30.12.2020 ve 30.12.2021) itibarıyla kademeli işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, buna göre (30.12.2021-30.12.2020 tarihleri arasında 15.550,20 TL; 30.12.2020-30.12.2019 tarihleri arasında 8.644,37 TL; 30.12.2019-30.12.2018 tarihleri arasında 6.907,35 TL, 30.12.2018- 30.12.2017 tarihleri arasında 6.433,57 TL; 30.12.2017-30.12.2016 tarihleri arasında 4.814,15 TL olmak üzere) fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılarak esas yönünden yeniden hüküm kurulmak suretiyle; "Davalı vekilinin istinaf talebinin kamu düzeninden kaynaklanan hususlar gözetilerek kabulüne, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/587 Esas ve 2023/171 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis edilerek; davanın kabulü ile; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 278 ada 26 parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişilerince düzenlenen 30.06.2022 tarihli rapora ekli krokide "A" harfiyle gösterilen 61,95 m²'lik kısmına davalının el atmasının önlenmesine, baz istasyonunun kaldırılmasına, taşınmazın eski hâle getirilmesine, 30.12.2016-30.12.2017 dönemi için 4.814,15 TL; 30.12.2017-30.12.2018 dönemi için 6.433,57 TL; 30.12.2018-30.12.2019 dönemi için 6.907,35 TL; 30.12.2019-30.12.2020 dönemi için 8.644,37 TL; 30.12.2020-30.12.2021 dönemi için 15.550,20 TL olmak üzere toplam 42.349,64 TL ecrimisil bedelinin ait olduğu dönem sonundan işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; cevap dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş ilave olarak, İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince hükme dayanak yapılan bilirkişi raporlarının tamamının hukuka aykırı ve denetime elverişsiz olduklarını, dava konusu taşınmaz tarla vasıflı olduğu hâlde ecrimisil hesabının tarımsal net gelir metoduna göre değil emsal kira metoduna göre yapıldığını ve bu hesaplamanın Yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu, oysa kök raporda aynı bilirkişilerce tarımsal net gelir metoduna göre hesaplama yapılarak kurulan baz istasyonlarının tarımsal faaliyeti engellemediğinin belirtilmiş olduğunu, bilirkişi heyetinin 06.01.2023 tarihli ek raporunda ise tesisin kurulum ve yıkımı işiyle ilgili hesabın uzmanlık alanı dışında olduğu belirtilerek bu sebeple hesaplama yapılamadığı raporda mütalaa edilmesine rağmen, aynı heyetce hazırlanan 19.01.2023 tarihli diğer ek raporda ise bilirkişilerin uzmanlık alanı dışında olduğu hâlde eski hâle getirme bedelinin hesaplandığını, eski hâle getirme bedeli belirlenirken hangi verilerden yararlanıldığının, hangi teçhizata neden ihtiyaç duyulduğunun izah edilmediğini, eski hâle getirme bedeline yönelik 19.01.2023 tarihli raporun da bu sebeplerle denetime elverişsiz ve hukuka aykırı olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi, yıkım, eski hâle getirme ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 08.03.1950 tarihli ve 1945/22 Esas, 1950/4 Karar sayılı kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK'nun 25.02.2004 gün ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
YİBHGK'nın 25.05.1938 tarihli ve 1937/29 Esas, 1938/10 Karar sayılı kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tâbi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Somut uyuşmazlıkta ecrimisil talebi yönünden yapılan inceleme kapsamında; dava konusu taşınmaz tarla vasfındadır ve hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçeleri bilimsel verilere ve 6100 sayılı Kanun'un 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmî veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hâl müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilerek bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir. Bu açıklamalardan sonra, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Hükme esas bilirkişi raporunda, tarım arazisi niteliğindeki çekişmeli taşınmazda tarımsal ürün gelir metodu uyarınca ecrimisil hesabı yapılmamış, aksine arsa vasfındaki taşınmazlar için kabul edilen emsal kira metoduyla ilgili değerleme oranı uygulanmak suretiyle hesaplama yapılmış olması doğru görülmediğinden, tarım arazisi niteliğindeki taşınmaz bakımından ecrimisil istenen dönem için yukarıda açıklanan yöntem izlenerek zirai gelir metoduna göre ecrimisil hesabı yapılmak üzere belirtilen esaslara göre bilirkişiden rapor alınarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiğinden, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan eski hâle getirme istemine ilişkin olarak alınan raporlar arasında çelişkiler bulunmakta olup, dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi mi, yoksa kuru tarım arazisi mi olduğu yeterince aydınlatılmadığı gibi farklı bilirkişilerden alınan 06.01.2023 ve 19.01.2023 tarihli ek raporlar ile hükme esas alınan 30.06.2022 tarihli kök rapor arasında da çelişkiler giderilmemiş; tesisin kurulum ve yıkımı işiyle ilgili hesabın uzmanlık alanının dışında olduğu belirtilerek bu sebeple hesaplama yapılamadığı bilirkişice bizzat raporda mütalaa edildiği hâlde anılan çelişkilere rağmen karar verilmiştir. Hâl böyle olunca; alanında uzman üç kişiden oluşan yeni bir bilirkişi kurulu ile mahallinde yeniden keşif icra edilmesi, daha önce alınan raporlar arasındaki çelişkiler de gözetilmek suretiyle dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi mi, yoksa kuru tarım arazisi mi olduğunun tespit edilmesi ile Mahkemece, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli olarak alınacak bilirkişi raporu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmediğinden hükmün yukarıda belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda "değerlendirme ve gerekçe" başlığı altında açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.