Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1186 K.2025/2408

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1186 📋 K. 2025/2408 📅 05.05.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/1186 E.  ,  2025/2408 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/602 E., 2024/312 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davalı ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin maliki olduğu 787 parsel sayılı taşınmazın 45/128 payının davalı ... tarafından dava dışı paydaşlardan 24.03.2015 tarihinde 100.000.00 TL bedelle satın alındığını, bu bedelin müvekkillerin ön alım hakkını önlemek amacıyla yüksek gösterildiğini, mahalinde uzman bilirkişilerce yapılacak keşif sonucu arsa payının değerinin belirlenmesini ve bu bedel karşılığı ön alım hakkının kullandırılması gerektiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın 45/128 paya yönelik davalı adına olan tapu kaydının iptali ile keşif sonucu belirlenecek değer üzerinden müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerin maliki olduğu 787 parsel sayılı taşınmazın 3/64 payının davalı ... tarafından 10.03.2017 tarihinde 10.000,00 TL bedelle satın alındığını, bu bedelin satışın taraflarınca müvekkillerin ön alım hakkına mani olmak için muvazaalı olarak tapu resmî senedinde yüksek gösterildiğini ileri sürerek, dava konusu 3/64 oranındaki payın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkiller adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl dava davalı ... ile birleştirilen davada davalı ... vekili davaya karşı verdikleri cevap dilekçelerinde özetle; davacıların satıştan haberdar olduğunu, dava konusu taşınmazın bedelinde muvazaa olmadığını, taşınmazın arsa vasfında olduğunu ve satış tarihinden sonra değerinin arttığını, davanın öncelikle reddine karar verilmesi gerektiğini, Mahkemece aksinin takdir edilmesi hâlinde mahalinde yapılacak keşif ile taşınmazın güncel değerinin belirlenerek, bu bedelin davacılarca depo edilmesi hâlinde davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2018 tarihli ve 2017/79 Esas, 2018/242 Karar sayılı ilâmıyla ''davacı tarafın gerçek satış bedelinin daha düşük olduğu iddiasının yapılan keşif sonucu belirlenen değer ve tanık beyanları dikkate alındığında ispatlanamadığı" gerekçesiyle "kanuni ön alım bedeli üzerinden davanın kabulüne....(9)-Birleştirilen dava yönünden A.A.Ü.T gereğince 2.180,00 TL vekâlet ücretinin davalı ...'dan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacılara verilmesine..." karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2018 tarihli kararına karşı davacılar tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 30.05.2019 tarihli ve 2018/2336 Esas, 2019/1010 Karar sayılı ilâmı ile ''tanık Sezai'nin beyanlarındaki çelişkinin giderilmesi gerektiği'' gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına karar verilerek dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2019 tarihli ve 2019/255 Esas, 2019/517 Karar sayılı kararı ile ''asıl dava yönünden; payını davalı ...'ya satan tanık ..., hissesini 15.000,00 TL bedelle davalı ...'ya sattığını, kardeşi olan diğer hissedarların da 15.000,00 TL para aldıklarını beyan ettiği, alınan bilirkişi raporuna göre de, davalının hissesi satış tarihi itibariyle 38.341,86 TL değerinde olup resmî senette belirtilen bedelin muvazaalı olduğunun sabit olduğu, davacı tarafça satış bedelinin muvazaalı olduğu hususu ispat edildiği" gerekçesiyle "62.206,25 TL bedel üzerinden davanın kabulüne, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalılardan tahsiline...10-Birleştirilen dava yönünden A.A.Ü.T gereğince 2.725,00 TL vekâlet ücretinin davalı ... Kararkoç'dan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacılara verilmesine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2019 tarihli ve 2019/255 Esas, 2019/517 Karar sayılı kararına karşı asıl davada davalı ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 21.10.2021 tarihli ve 2020/844 Esas, 2021/252 Karar sayılı ilâmı ile ''İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu'' gerekçesiyle "istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (IV) numaralı bentte yer alan 21.10.2021 tarihli kararının süresi içinde asıl davada davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 06.07.2023 tarihli ve 2022/2139 Esas, 2023/3656 Karar sayılı kararı ile "...Mahkemece muvazaa iddiasının kanıtlandığına dair beyanına dayanılan tanık ...'ün dava konusu 24.03.2015 tarihli resmî senedin tarafı olduğu, resmî satış sözleşmesini imzalayan bu tanığın beyanına dayanılarak muvazaa iddiasının ispat edilmiş sayılmasının doğru olmadığı, keşif ile belirlenen bedelin de tek başına bedelde muvazaa iddiasını kanıtlamaya yeterli olmadığından davacı tarafın bedelde muvazaa iddiasını kanıtlayamadığı; bu nedenle dava konusu payın tapuda gösterilen satış bedeli ile ödenmesi zorunlu harç ve masrafın toplamından oluşan ön alım bedelinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 734. maddesi uyarınca hükümden önce belirlenecek uygun bir zaman içinde depo edilmesi için süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin bozma ilâmına uyularak yaptığı yargılama sonucu, yukarıda karar başlığında yer alan 12.06.2024 tarihli kararı ile "...Yargıtay bozma ilâmı doğrultusunda satışın tarafı olan tanığın beyanlarının bedelde muvazaa iddiasının ispatına esas alınamayacağı, yalınızca keşif ve bilirkişi raporu ile bedelde muvazaa iddiasının ispatlanmış sayılamayacağı..." gerekçesiyle;
"1. Asıl ve birleştirilen davanın kabulü ile asıl dava yönünden dava konusu taşınmazda davalı ... adına kayıtlı bulunan 45/128 hissenin iptali ile davacılar adına 3 eşit parça hâlinde tapuda tesciline....
2-Birleştirilen dava yönünden dava konusu taşınmazda davalı ... adına kayıtlı bulunan 3/64 hissenin iptali ile davacılar adına 3 eşit parça hâlinde tapuda tesciline...
3-Asıl dava yönünden alınması gereken...bakiye 5.228,96 TL harcın davalı ...'dan alınarak Hazineye gelir kaydına,
4- Birleştirien dava yönünden alınması gereken... bakiye 540,08 TL harcın davalı ...'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
5-Asıl dava yönünden A.A.Ü.T gereğince 17.900,00 TL vekâlet ücretinin davalı ...'dan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacılara verilmesine,
6-Birleşen dava yönündün A.A.Ü.T gereğince 10.406,25 TL vekâlet ücretinin davalı ...'da alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacılara verilmesine,
7-Asıl davada davacı tarafça karşılan ... 5.148,48 TL yargılama giderinin davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine,
8-Birleştirilen davada davacı tarafça karşılanan toplam 268,18 TL yargılama giderinin davalı ...'dan alınarak davacılara verilmesine..." karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda (V.2) numaralı bentte belirtilen kararına karşı birleştirilen davada davalı ... vekili ile katılma yoluyla asıl davada davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
Birleştirilen davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle:
a. Dairemizin 06.07.2023 tarihli ve 2022/2139 Esas, 2023/3656 Karar sayılı bomza ilâmına konu temyizinin ... tarafından talep edildiğini,
b.Müvekkili adına temyiz talebinde bulunumadığını, bağlı olarak Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müvekkili yönünden kesinleştiğini, bu nedenle Mahkemece verilen kararda müvekkili hakkında yendien hüküm kurulmaması gerektiğini ileri sürerek, müvekili hakkında hükmün belirtilen nedenlerle düzeltilerek onanmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Asıl davada davalı ... 21.10.2024 havale tarihli katılma istemli temyiz başvuru dilekçesinde özetle;
a.Yargılama sürecinde ekonomik koşullarda meydana gelen değişiklikler nedeniyle dava konusu taşınmazın değerinin değiştiğini,
b.Bilirkişi raporunda da taşınmaz değerinin düşük hesaplandığını,
c. davacıların davalarını ispat edemediğini,
d. Vekâlet ücreti ve yargılama giderleri hakkında hatalı hüküm verildiğini ileri sürerek, kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık yasal ön alım hakkına dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
1.Dairemizin bozma ilâmına uyularak İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmediği, gerekçeli kararın asıl davada davalı ...'a 24.09.2024 tarihinde tebliğ edildiği ve yasal sürede temyiz başvurusunda bulunmadığı, birleştirilen davada davalı ... vekilince yapılan temyiz başvuru dilekçesinin asıl davada davalı ...'a tebliğ edilmesi üzerine, davalı tarafından verilen 21.10.2024 havale tarihli dilekçe ile kararın bozulmasını istediği ve temyiz başvuru harcının da yatırılmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminde hukuki yararının yokluğu nedeniyle davalı ...'un
katılma yoluyla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Birleştirilen davada davalı ... vekilinin temyiz istemine gelince; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, kararın bozmaya uygun olmasına göre bir birleştirilen davada davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3.İlk Derece Mahkemesinin 25.12.2019 tarihli ilâmıyla birleştirilen davada A.A.Ü.T gereğince 2.725,00 TL vekâlet ücretinin davalı ...'dan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacılara verilmesine karar verildiği, bu kararın davacılar vekili ile birleştirilen davada ... vekili tarafından istinaf ve temyiz edilmemesine karşın temyize konu 12.06.2024 tarihli İlk Derece Mahkemesi kararında birleştirilen dava yönünden 10.406,25 TL vekâlet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hükmün yalnızca temyiz eden asıl davada davalı ... yönünden bozulduğu gözetildiğinde, birleştirilen dava yönünden yalnızca hüküm tekrarı yapılacağı ve hükmün tekrarında usuli kazanılmış hakların korunacağı kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca 25.12.2019 tarihli ilk karar davacılar vekili ile birleştirilen davada ... vekili tarafından istinaf ve temyiz edilmediği ve davalı ... yararına usuli kazanılmış hak oluştuğundan ilk hükümdeki 2.725,00 TL yerine fazla vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir ise de bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl davada davalı ...'un temyiz dilekçesinin REDDİNE,
Peşin alınan temyiz harcı bulunmadığından, harç hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2.Birleştirilen davada davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
3.Birleştirilen davada davalı ... vekilinin yukarıda (V.B.3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde vekâlet ücretine yönelik yer alan "10.406,25 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine “2.725,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.