Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/262 K.2025/2368
7. Hukuk Dairesi 2025/262 E. , 2025/2368 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/140 E., 2023/1161 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ...’nin kayden paydaşı olduğu 70, 72 ve 73 parsel sayılı taşınmazlara davalıların inşaat yapmak ve hayvan otlatmak suretiyle haksız yere müdahale ettiklerini, bu nedenle müvekkilinin taşınmazlarını kullanamadığını ileri sürerek, el atmanın önlenmesine, inşaatların yıkılmasına ve zararının giderilmesi için 1.000,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davacı vekili yargılama sırasında 12.01.2012 tarihli celsede; ecrimisil talebinden vazgeçtiğini bildirmiştir.
3. Yargılama devam ederken davacı ... dava konusu taşınmazlardaki paylarını ...’ye devretmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125/2 hükmü gereği ... davaya dâhil edilmiş, ... davaya devam etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.01.2012 tarihli ve 2010/72 Esas, 2012/24 Karar sayılı kararı ile; "davacının paydaş olduğu taşınmaza davalılar tarafından el atıldığı hususunun sabit olduğu, herhangi bir haklı sebebe dayanmayan davalıların haksız müdahalelerinin mennine ve taşınmaz üzerinde davalılar tarafından yapılan yapıların kal'ine karar verilmesi gerektiği’’ gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu 70, 72 ve 73 parsel sayılı taşınmazlara davalılar tarafından yapılan müdahalenin men'ine taşınmaz üzerindeki yapıların kâl'ine; ecrimisil isteminden vazgeçildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin 12.01.2012 tarihli kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 10.11.2015 tarihli ve 2015/7472 Esas, 2015/12939 Karar sayılı kararıyla; "... hükme esas alınan bilirkişi raporunun yukarıda belirtilen ilkeler doğrultusunda düzenlenmediği, bilirkişilerin ölçüm verilerini raporlarında ve krokilerinde göstermedikleri anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, öncelikle davacının delil olarak sunduğu ... Kaymakamlığının 14.11.2008 tarihli ve 2008/3 sayılı kararı ile eklerinin onaylı bir suretinin evrak arasına alınması, ondan sonra temyiz aşamasında davalı tarafın çekişme konusu taşınmazın yer aldığı alanda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a bendi uyarınca çalışma yapılacağını ileri sürdüğü de gözetilerek, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda anılan düzenleme uyarınca herhangi bir çalışma yapılıp yapılmadığının kadastro müdürlüğünden sorulup öğrenilerek böyle bir çalışma yapılmış ise çalışma sonucu oluşan tapu kayıtları ile krokilerinin evrak arasına alınması, tüm bu eksiklikler giderildikten sonra mahallinde konusunda uzman teknik bilirkişilerle birlikte yeniden keşif yapılarak bilirkişilerden yukarıda belirtilen ilkelere uygun düzenlenmiş, denetime elverişli, ölçekli rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, değinilen hususları içermeyen biçimde yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Kabul tarzı itibariyle de, mahallinde yapılan uygulama neticesinde dava konusu taşınmazlar üzerindeki yapıların davalı ... ...'ya ait olmadığı belirlendiği hâlde, davalı ... ...'nun ne şekilde taşınmazlara müdahale ettiği belirlenmeden yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, hüküm kurulurken teknik bilirkişilerin krokilerinde gösterilen yapılara atıf yapılmadan infazda sıkıntı yaratacak şekilde davalılara ait olmayan yapıları da kapsayacak şekilde yıkım kararı verilmiş olması da isabetsizdir.
Yine kabul tarzı itibariyle, yargılama sırasında davacı vekilinin ecrimisil talebinden vazgeçtiğini imzası ile beyan etmiş olması karşısında, bu beyanının; 6100 sayılı Kanun'un 307. maddesinde düzenlenen ''Feragat'' mahiyetinde mi, yoksa aynı Kanun'un 123. maddesinde düzenlenen ''Davanın Geri Alınması'' mahiyetinde mi olup olmadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmeden ecrimisil hususunda yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi, dava kısmen kabul edildiği hâlde yargılama giderlerinin kabul ve ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılmamış olması da isabetsizdir...’’ gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davaya konu edilen taşınmazların bulunduğu Siirt ili, ... ilçesi, ... Köyünde kadastro çalışmalarının mülga 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre yapıldığı ve çalışmaların 03.11.1927 tarihinde kesinleştiği, Siirt Kadastro Müdürlüğü ile yapılan yazışmalarda Siirt ili, ... ilçesi, ... Köyünde 3402 sayılı Kanun'un 22-a maddesi gereğince yenileme çalışmasının yapılmadığı ve 22-a çalışması için herhangi bir projenin bulunmadığının bildirildiği, her ne kadar yapılan keşiflerde davaya konu taşınmazlar üzerinde yapılar bulunduğu yönünde gözlemler yapılmış ise de dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarının celbi ve 2022 Google Earth Uydu görüntülerinin değerlendirilmesi suretiyle alınan fen raporlarında ... Köyüne ait tüm parsellerin sayısal değerlerin kayık olması kadastro paftasının eski ve yeterli olmaması sebebiyle tüm köyde yenileme ihtiyacı olduğu, bu sebeple de yapılan dönüşümler sonucu parsellerin hava fotoğrafları üzerinde de tam ve net yerlerinde oturmadığının tespit edildiği, çalışma alanında bulunan eski yapı ve caminin referans alınarak çakıştırma yapıldığı, mevcut hâliyle gerçeğe en yakın şekliyle yapılan dönüşüm ve çakıştırma ile söz konusu parseller ve zeminde ölçüleri alınan eski örnek yapılar ile davaya konu tecavüzlü iddiasında bulunulan evlerin, 1972-1973-1984 tarihli hava fotoğrafları ve kadastral paftaları aynı ölçeğe indirgenerek birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çakıştırıldığı ve örneklerinin raporda gösterildiği, yapılan bu dönüşüm ve çakıştırma sonucunda mevcut hâliyle dava konusu yapıların davacılara ait ... ilçesi, ... Köyünde bulunan 70, 72 ve 73 sayılı parseller içerisinde kalmadığının bildirildiği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bilirkişi raporunun bilimsel verilere dayanmadığını,
2. Hüküm kurmaya elverişli olmadığını,
3. Harçların yanlış belirlendiğini beyan etmiştir.
C. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, men'i müdahale, kâl ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Kanun'nun 440. maddesinin 3. fıkrasının 1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.