Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/4112 K.2025/2216

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4112 📋 K. 2025/2216 📅 24.04.2025

7. Hukuk Dairesi         2024/4112 E.  ,  2025/2216 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/90 E., 2024/841 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aliağa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/365 E., 2022/695 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Mahallesi, 1103 ada 16 parselde kayıtlı arsa niteliğindeki taşınmazda tarafların paydaş olduğunu, ortaklığın giderilmesi istemli Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/649 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davalı tarafın davaya konu taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların hepsinin kendisine ait olduğunun tespiti için Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/298 Esas sayılı dosyasında açtığı davadan 24.06.2021 tarihinde feragat ettiğini, taşınmaz üzerinde bulunan tek katlı binanın 1995 yılında müvekkili ve eşi tarafından yapıldığını, bu sebeple 01.12.2018 tarihinde yapı kayıt belgesi aldığını, davalı yanın, 22.02.2013 tarihinde ... Noterliği................ yevmiye numarası ile muvafakatname başlıklı belge ile davaya konu taşınmazın 400 m²'sinin müvekkiline satışına muvafakat ettiğini noter huzurunda beyan ettiğini, söz konusu muvafakatname kapsamının 100 m² yığma binanın ön ve arkası olarak belirlendiğini, böylece davalı yanın davaya konu binaya ilişkin muhdesat iddiasında bulunamayacağını ileri sürerek, binanın müvekkiline ait olduğunun tespitini ve bu hususun taşınmazın tapu kütüğündeki beyanlar hanesine şerh ettirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde: taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların tamamının müvekkili tarafından davalının paydaşlığa kabulünden önce yapıldığını, fiilen kullanılmakta olduğunu, davacıya verilen hissenin zaten fiilen var ve müvekkile ait olan binanın 100 m kadar ön ve arkası olduğuna dair muvafakatname verildiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmaz üzerindeki iki adet tek katlı yapının davalıya ait olduğu kadastro çalışmaları sırasında tespit edilmiş ve kadastro tutanağı 01.05.2010 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleşmiş olduğundan 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 hükmü uyarınca kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağından eldeki davanın açıldığı 02.09.2021 tarihi itibariyle kanunda düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece davanın, hak düşürücü sürenin dolması nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerekirken, hüküm fıkrasında, davanın esastan reddine karar verildiği anlaşılacak biçimde, sadece davanın reddine denilerek karar verilmekle yetinilmiş olması doğru görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın, 3402 sayılı Kanun'un 12/3 hükmünde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı taraf daha önce açmış olduğu Aliağa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/298 Esas sayılı muhdesatın tespiti davasından 24.06.2021 tarihinde feragat etmiş olması nedeniyle muhdesat iddiasından ve bundan doğan haklarından vazgeçtiğinin kabul edilmesi gerektiği, müvekkil ve eşi tarafından yapılan eve ilişkin davalı tarafından alınan herhangi bir yapı ruhsatının bulunmadığı, taşınmaza ilişkin tüm kadastro çalışmaları, tutanakları ile tespit tutanaklarının celpedilmesi gerektiğini, ilk tesis işleminden önceki sebepler için kesinleşen kadastro tespiti tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin başlaması eğer ki ilk kadastro tespit çalışmasının kesinleşmesinden sonra doğan sebepler varsa bu hak düşürücü sürenin uygulanamayacağını, işbu davanın konusunu oluşturan aidiyet ve tespit isteminin hukuki sebebinin ilk kadastro tespitinden önce doğan hukuki sebepler olmadığını, dosyadaki deliller taşınmazın davacı ve eşi tarafından yapıldığının sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, muhdesatın aidiyeti istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.