Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/1053 K.2025/1862

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1053 📋 K. 2025/1862 📅 10.04.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/1053 E.  ,  2025/1862 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/236 E., 2024/425 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu olan 280 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 7 numaralı bağımsız bölüm satın alınırken dava dışı ............ tarafından davalı bankadan konut kredisi kullanıldığını, bu nedenle taşınmaza 27.07.2011 tarihli ipotek şerhi konulduğunu, taşınmazın bu hâli ile önce dava dışı ...’a sonra da müvekkiline satıldığını, müvekkilinin konut kredisinin tamamını ödediğini ancak, davalı Banka tarafından taşınmazdaki ipotek şerhinin kaldırılmadığını ileri sürerek konusuz kalan ipotek şerhinin kaldırılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu ipoteğin dava dışı...'ın bankadan kullandığı ve kullanacağı kredilerini asaleten ve kefaleten doğmuş ve doğacak tüm borç ve risklerin teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiğini, nitekim davacının da tapu kayıtlarının aleniliği dolayısıyla bizzat bilgisinde bulunan ipotek resmi senedinin şartlar kısmının 1. Maddesinde bu hususun belirtildiğini, davacının ipotek resmi senedindeki şartları kabul ederek taşınmazı satın aldığını, ...'ın T. Halk Bankası ...şubesinden kullandığı 11.04.2012 tarihli ihtiyaç kredisi sözleşmesinden kaynaklanan borcu ile kredili mevduat hesabından kaynaklanan borcunun devam ettiğini, davacı tarafından yapılmış olan 62.896,28 TL ödemenin ipotek limiti olan 240.000,00 TL'yi aşmadığının aşikar olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARAR
Mahkemece 01.03.2022 tarihli kararıyla; "ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, sonuç olarak doğmuş ve doğacak bütün borçlardan ifadesi ile ipoteğin yalnızca konut kredisi için değil, ipotek verenin banka bünyesinde doğmuş ve doğacak tüm borçları için verildiğinin kabulü gerektiği, ayrıca...'ın bankaya olan tüm borçlarının dava devam ederken 19.07.2019 tarihinde ödendiği ve ödemeden sonra bankaya talepte bulunarak ipoteğin kaldırılabileceği, davacının davayı açmakta hukuki yararının kalmadığı anlaşıldığından davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 01.03.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.03.2023 tarih ve 2023/1392 karar sayılı ilamıyla; "davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ....... Bankası'ndan gelen 17.11.2021 tarihli yazıda, kredi kullanan önceki maliklerden...'a ait kredi borcunun 80.000,00 TL olduğu ve 13.04.2015 tarihinde ödendiği, aynı Bankadan gelen 21.11.2021 tarihli yazıda ise kredi kullanan...'ın üç adet tüketici kredisi bulunmaktayken 19.07.2019 tarihinde yaptığı ödeme ile tüm borçlarını kapattığı belirtilmesine rağmen davalı Bankanın davanın reddini talep ederek uyuşmazlığı devam ettirdiği görüldüğünden ipoteğe konu bakiye bir borç bulunup bulunmadığı araştırılarak bir karar verilmesi gerekirken hukuken geçerli olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulmasına" karar verilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.03.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 18.12.2023 tarih ve 2023/6358 karar sayılı ilamıyla; "davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile; sair karar düzeltme itirazlarının reddine, dava konusu taşınmazın 07.02.2023 tarihinde dava dışı ...'a devredildiği ve taşınmaz üzerinde davalı lehine bir ipotek kaydının bulunmadığı görüldüğünden yeni malike açıklamalı tebligat çıkartılmalı, yeni malikin davayı takip edip etmeyeceği belirlenmeli, takip edilmesi halinde Mahkemece taşınmaz üzerinde ipotek bulunup bulunmadığı tespit edilerek, ipotek bulunmuyor ise dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulmasına" karar verilmiştir.
Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "davaya konu taşınmaz üzerindeki ipoteğin dava açıldıktan sonra kaldırıldığı anlaşılmakla davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarihte ipoteğin kaldırılması için gerekli şartların sağlanmadığı, yargılama devam ederken banka nezdindeki tüm borçların kapatılması ile ipoteğin kaldırıldığı, dolayısıyla davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumları değerlendirildiğinde yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz nedenlerinde özetle; davacıya davalı tarafından konut kredisi borcunun ödenmesi halinde ipoteğin kaldırılacağı sözlü olarak beyan edildiği halde kaldırılmadığını, dava açıldığı tarihte müvekkil haklı olduğu halde yargılama gideri-vekalet ücretinin davacıya yükletilmesinin hatalı olduğunu, davacının ipotek borçlusu...’ın bankaya olan konut kredisi (ipotek) dışı başka borçlarından sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2 atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kununu'nun 428. maddesi ile 439/2 hükmünde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz karar harcı davacı vekili taraftan tam alındığından harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.