Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/1850 K.2025/636
7. Hukuk Dairesi 2024/1850 E. , 2025/636 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/715 E., 2023/2159 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/236 E., 2021/418 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 368 ada 2 parsel sayılı taşınmazın müvekkillerinin murisi ... ...adına kayıtlı olup davacıların, taşınmazda murisleri ... ...... intikalen iştirak hâlinde malik olduklarını, davalının ise komşu 368 ada 6 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının hiçbir üstün hakkı bulunmamasına rağmen davacılara ait dava konusu taşınmaza kısmen girerek, bir kısmı kendi taşınmazında bir kısmı da davacılara ait taşınmazda kalacak şekilde bina yaparak müdahale ettiğini, davalının, tüm uyarılara rağmen elatmayı sürdürdüğünü ileri sürerek, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 368 ada 2 parsel sayılı taşınmaza davalının haksız olarak yaptığı el atmanın önlenmesi, davalı tarafından yapılan binanın taşkın kısmının kâl'ine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesi ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacıların veraset intikaliyle dava konusu 368 ada 2 parsel sayılı arsanın maliki olduklarını, davalı müvekkilinin ise babasından veraset intikaliyle maliki olduğu 368 ada 6 parsel sayılı arsanın maliki olduğunu, davacıların, davalının vefat eden kardeşinin eşi ve çocuklar olduğunu, davacılar ve davalının bitişik arsalara evlerinin birinci katlarını 1984 yılında her iki taraf murisleri babaları tarafından karşılıklı rızaları ile yapıldığını, 1999 yılında ise murisler vefat ettikten sonra her iki taraf ikinci katları rızalarıyla çıktıklarını, rızanın hilafı hususu bu olayda mevcut olmadığından davanın reddi gerektiğini, davalının binası ile davacıların binasının ortak duvarı kullandıklarını; davalının, davacılar arsasına taştığı iddiası doğruysa bile binanın taşan kısmına tekabül eden arsanın ilgili bölümünü bedeli mükabilinde davalı adına temliken tescilini talep ettiğini, davacıların davalı ile aralarında oluşan husumet nedeniyle kötüniyetli olarak meni müdahale ve yıkım için zarar vermek amacıyla davayı açtıklarını belirtip, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...yapının inşaatında çalışan tanık ...'un beyanına göre yapının ilk katının tarafların ortak murisinin sağlığında yapıldığı, ikinci katının ise yine aynı tanık tarafından davacıların murisi ile davalının ortak iradesiyle yaptırıldığının beyan edildiği, davacıların amcası ile davalının abisi olan diğer tanık ...'ın yapının inşası sırasında durumun bilindiğini ve kabullenilerek yapının inşasına devam edildiğini beyan ettiği, 31.03.2021 tarihli İnşaat ve Gayrimenkul Değerleme Uzmanı bilirkişiler tarafından düzenlenen rapordaki uydu görüntüsünden anlaşıldığı üzere yapının bir bütün hâlinde tek yapı olarak inşa edildiği, ayrı ayrı yapılar olmadığı, yıllardan beri kullanılageldiği, yapının bulunduğu taşınmazların 19.10.1983 tarihinde ortak muris adına kayıtlı olduğu, tanık Mahmut'un beyanına göre yapının ilk katı yapıldığında taşınmazların hâlen ortak muris adına kayıtlı olduğu, taşınmazın davalılara satış suretiyle devir tarihinden sonra yapıldığının kabulü hâlinde tanık ...'ın beyanına göre tecavüzün davacıların murisi tarafından bilindiği ve kabullenildiği anlaşılmakla davacılar tarafından taşınmaza haksız el atıldığı ispatlanmadığı, temliken tescil şartları oluştuğu..." gerekçesiyle asıl davanın reddine kaşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...somut olay değerledirildiğinde; bir bütün hâlinde tek bir yapı olarak her iki parsel üzerine inşa edilen yapı sahibinin ifrazen oluşan taşınmazların çaplı taşınmazlar olması nedeniyle iyiniyetli olduğundan söz edilemeyeceği, davalının yapının inşaası tarihine ait herhangi bir aplikasyon krokisi ibraz etmediği, taşkınlığın imar uygulamasından kaynaklanmadığı, çaplı taşınmaza taşkın inşaat yapılması hâlinde kural olarak iyiniyet iddiası dinlenemeyeceğinden temliken tescilin yasal koşularının oluşmadığı dosya kapsamıyla sabit olup, davalının haksız şagil konumunda bulunduğu açıktır. O hâlde, davalı tarafından karşı dava yoluyla talep edilen temliken tescilin yasal koşullarının oluştuğundan söz edilemeyeceğinden asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya, maddi vakıalara uygun görülmediği..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı-karşı davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; yapının yapıldığını görüp ses çıkarmayan kişinin zımnen onay vermiş olduğunu, kısmen yıkım mümkün olmadığından yapının tümden yıkılması hâlinde aşırı zarar meydana geleceğini, davacılaırn kötüniyetli olduğunu, arada husumet bulunduğunu, tanık İbrahim'in beyanlarının dikkate alınması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi ve yıkım, karşı davada temliken tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
K A R Ş I O Y
1. Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi ve yıkım, karşı davada temliken tescil talebine ilişkindir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 368 ada 2 parsel sayılı taşınmazda davacıların murisleri ... ...... intikalen iştirak hâlinde malik, davalının ise komşu 368 ada 6 parsel sayılı taşınmazda malik olduklarını, davalının bir kısmı kendi taşınmazında bir kısmı da davacılara ait taşınmazda kalacak şekilde bina yaparak taşınmazlarına müdahale ettiğini belirterek el atmanın önlenmesi ve kal talebinde bulunmuştur.
3. Davalı vekili cevap dilekçesi ve karşı davasında; davacıların veraset intikali ile dava konusu 368 ada 2 parsel sayılı arsanın maliki bulunduklarını, davalı ve karşı davacı müvekkilinin ise babasından veraset intikali ile 368 ada 6 parsel sayılı arsanın maliki olduğunu, davacıların davalının vefat eden kardeşinin eşi ve çocukları olup davacılar ve davalının bitişik arsalara evlerinin birinci katlarını 1984 yılında ikinci katlarını ise 1999 yılında tarafların karşılıklı rızalarıyla yaptıklarını, davacıların tarafına olan taşmanın iyiniyete dayandığı ve bedeli karşılığında buranın temliken tescilini talep ettiklerini belirtmişlerdir.
4. İlk Derece Mahkemesince tanık ...'un beyanına göre yapının ilk katının tarafların ortak murisinin sağlığında yapıldığı, ikinci katının ise yine aynı tanık tarafından davacıların murisi ile davalının ortak iradesiyle yaptırıldığının beyan edildiği, davacıların amcası ile davalının abisi olan diğer tanık ...'ın yapının inşası sırasında durumun bilindiği ve davacı tarafça kabullenilerek yapının inşasına devam edildiğinin beyan edildiği, yapının bir bütün hâlinde tek yapı olarak inşa edildiği, yıllardan beri ortak kullanılageldiği, yapının bulunduğu taşınmazların her ikisinin de 19.10.1983 tarihinde ortak muris adına kayıtlı olduğu, bu durumda davacıların taşınmaza haksız olarak el atmadığı ve temliken tescil şartlarının oluşuğu kabul edilerek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
5. Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazların çaplı olduğu, çaplı taşınmazlarda iyiniyet savunmasının kabul edilemeyeceği, temliken tescilin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin Sayın çoğunluğunca da anılan karar onanmıştır.
6. Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık çaplı taşınmazlarda iyiniyet iddiasının dinlenip dinlenilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
7. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 724. maddesinde temliken tescilin kanuni şartları düzenlenmiştir. Bu şartlar arasında tescil talebinde bulunan kişinin iyiniyetli olması gerektiği de hüküm altına alınmıştır. Ancak maddede çaplı taşınmazlarda iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceğine ilişkin kategorik bir engele yer verilmemiştir. Öte yandan 4721 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken dürüstlük kuralına uymak zorunda olup bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzenince himaye görmesi mümkün değildir. Buna göre temliken tescil talebinde bulunan kişinin çaplı taşınmazlarda iyiniyet iddiasının kural olarak dikkate alınmaması makul ise de bazı olayların somut koşullarında çaplı taşınmaz da olsa burada tescil talebinde bulunanın iyiniyetli sayılması gerekebilir. Bu bağlamda kanunda açık bir engel bulunmamasına rağmen çaplı taşınmazlarda iyiniyet iddiasının hiçbir şekilde dinlenemeyeceğine ilişkin kesin ve katı bir kabul adalete ve hakkaniyete aykırı sonuçlar ortaya çıkarabilecektir.
8. Somut olaya bu çerçevede yaklaşıldığında karşı davacı ile asıl davacı murislerinin kardeş oldukları, her iki tarafın da kullandığı bitişik binanın ayrı ayrı değil tek bir bütün olarak inşa edildiği, bu inşa sırasında karşı davacının taşınmazının bir miktar davacının taşınmazına taştığının anlaşıldığı ve hatta davacı taraf murisinin uyarıldığı fakat tarafların kardeş olmalarından ötürü bu duruma davacı tarafın da muvafakat ettiği ve bu şekilde binada uzun yıllar birlikte oturulduğu, davacı tarafça açılan el atmanın önlenmesi davasının daha sonra taraflar arasında meydana gelen husumet sebebiyle binanın birinci katının yapımından neredeyse 35 yıl sonra ikince katın yapılmasından ise 20 yıl sonra açıldığı anlaşılmaktadır.
9. Öte yandan bina değerinin taştığı belirtilen arsa değerinden açıkça fazla olduğu ve temliken tescile karar verilmemesi hâlinde kal hükmünün icrası için sadece taşan kısmın değil hem davacının hem de davalı tarafa ait binaların komple yıkılması gerektiğinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
10. Bu olgular karşısında karşı davacı tarafın bu inşaatı kardeşler arasındaki mavafakate dayanılarak yaptığı ve bu muvafakatın on yıllar boyu devam ettiği dikkate alındığında karşı davacının iyiniyetli olmadığı söylenemez. Öte yandan, davacı tarafın da bu taşınmazın yapımına muvafakat edip akabinde de makul sayılması mümkün olmayan uzun bir süreden sonra sadece taşkın kısmının değil her iki tarafa ait binaların komple yıkımına sebebiyet verecek şekilde talepte bulunmasının dürüstlük kuralıyla bağdaştığını, dolayısıyla bu talebin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadığını söylemek de zordur. Buna göre karşı davacının açmış olduğu temliken tescil davasının şartlarının oluştuğu değerlendirildiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının isabetli olmadığı düşünülmektedir.
11. Açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekirken sayın çoğunluğun aksi yöndeki onama kararına iştirak edilememiştir.