Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2024/1050 K.2025/33
7. Hukuk Dairesi 2024/1050 E. , 2025/33 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1941 E., 2023/2388 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/440 E., 2023/592 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Konya ili, Meram ilçesi, ... Mahallesi, 2594 ada, 308 parsel sayılı taşınmazın makul bedelinin davalıya ödenmesi karşılığında tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına temliken tesciline karar verilmesini, olmadığı takdirde taşınmaz üzerindeki 4+1 evin ... 'e ait olduğunu, ayrıca taşınmazın üzerinde bulunan 1 adet araba garajı, 1 adet odunluk, 1 adet ardiye, 3 adet kümes, 6 adet çam ağacı, 3 adet badem ağacı, 1 adet dut ağacı, 1 adet armut ağacı, 3 adet kayısı ağacı, 1 adet güneş enerjisi eklentilerinin dava tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmesini, taşınmazın haksız kullanımından dolayı mahrum kalınan ecrimisil için geriye dönük toplam 4.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işlemiş olan yasal faizlerinin davalıdan alınıp davacılara verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatın kadastro tespitinin yapıldığı tarihten önce oluşturulduğu, temliken tescil istemine ilişkin davanın ise, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihin üzerinden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı dikkate alındığında ev hakkındaki temliken tescil talebi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği, bir an için aksi düşünülse dahi diğer muhdesatlar ve ağaçlar yönünden olan taleple birlikte değerlendirildiğinde tüm muhdesatlar yapılırken arazinin Hazine'ye ait olduğunun davacı tarafça bilindiği, en azından durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğunun açık bulunduğu, bu itibarla karşı tarafın ayrıca kötüniyeti ispatlamasına gerek olmaksızın, malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunmasının mümkün olmadığı, kaldı ki muhdesat değerlerinin arazi değerinden fazla olmadığı, ayrıca davalının ihale alıcısı olmayıp taşınmazı satış yoluyla devralan dördüncü kişi durumunda olduğu, 4721 sayılı Kanun'un 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebileceği, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla öne sürülmesi halinde dinlenebileceği gerekçesiyle temliken tescil talebinin reddine, sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak tazminata yönelik terditli talebine gelince, taşınmazın üzerindeki muhdesatlarla birlikte ihale edildiği, bu durumda ilk ihale alıcısının muhdesat bedelini Hazine'ye ödediği, dolayısıyla davalı tarafta herhangi bir sebepsiz zenginleşme olmadığı, davacı tarafın ecrimisil talebinin ise muhdesat şerhinin sahibine kişisel hak verdiği, mülkiyet hakkı ile kişisel hakkın karşı karşıya gelmesi durumunda, mülkiyet hakkına değer verilmesi gerekeceği gerekçeleriyle davacı tarafın tüm talepleri yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi gerekçesinin kanuna ve içtihatlara aykırı olduğunu, davaya konu taşınmazın arsa zemini üzerinde yer alan evin vergilerinin de halen mirasçılar tarafından ödendiğinden bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, temliken tescil, olmadığı takdirde sebepsiz zenginleşme nedenine dayalı tazminat ve ecrimisil istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacılar vekilinin sebepsiz zenginleşme talepleri yönünden;
Zenginleşme, malvarlığında meydana gelen artışı ifade eder. Malvarlığındaki iktisaptan önceki durum ile iktisaptan sonraki durumda aktif lehine bir artma varsa malvarlığı zenginleşmiş demektir. Fakat bir kimsenin malvarlığındaki artış diğer bir kimsenin malvarlığındaki eksilmeden kaynaklanmışsa ve haksız çoğalma ile eksilme (azalma) arasında uygun illiyet bağı bulunmaktaysa bu çoğalma kendisini haksız “nedensiz” zenginleşme olarak gösterir.
Öte yandan 22.12.1995 tarihli ve 1/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere, eşya hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerinde arz malikinden başkasına veya yalnızca bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçlar anlaşılmaktadır. Kuşkusuz muhdesat sahibine arazi mülkiyetinden ayrı, bağımsız bir mülkiyet veya sınırlı bir ayni hak sağlamaz. Muhdesat sahibinin hakkı sadece şahsi bir haktır. Dolayısıyla, davacılar, dava konusu tapu kaydındaki belirtmeden yararlanarak sebepsiz zenginleşme nedeniyle hak iddiasında bulunabilir.
Dava konusu muhdesatın davacılar murisine ait olduğu kadastro tespitiyle belirlenmiştir. Güncel tapu kaydına göre de halen muhdesat ile ilgili şerhin varlığını koruduğu görülmektedir. Taşınmaz, ilk kayıt maliki olan Hazine tarafından ihale ile ilk alıcısına satıldığı sırada ihale bedeline muhdesat bedeli de eklenmiştir. Daha sonra taşınmaz yine el değiştirmiş nihayetinde, davalı olan son kayıt maliki tarafından şerhle yüklü olarak satın alınmıştır.
Bu açıklamalara göre, her ne kadar mahkemece, muhdesat bedelinin, taşınmazın ilk kayıt maliki olan dava dışı Hazine'ye ödenmiş olduğu gerekçesiyle, davalı tarafın sebepsiz zenginleşmediği belirtilmiş ise de; muhdesattan kaynaklı bedelin, tapu kayıt malikince, şerh lehtarlarına ödenmesi yükümlülüğü bulunduğundan, tapu kaydındaki şerhe rağmen taşınmazı muhdesat ile yüklü olarak satın alan davalının muhdesat bedelini şerh lehtarlarına değil de dava dışı eski kayıt malikine ödemiş olması, davalıyı şerh lehtarlarına karşı muhdesat bedelini ödeme yükümlülüğünden kurtarmaz. Mahkemece, açıklanan sebeplerle sebepsiz zenginleşme yönünden davacı tarafın talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.01.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 722, 723 ve 724. maddelerine dayalı temliken tescil, olmadığı takdirde taşınmaz üzerindeki muhdesatların bedeli ile birlikte haksız işgal tazminatı talebine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince bütün talepler gerekçeleri usulüne ve hukuka uygun bir şekilde gösterilmek suretiyle reddedilmiştir.
Davacı taraf istinaf talebinde bulunmuştur.
Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 25.12.2023 tarihli kararında; dava konusu taşınmazın önceki malik Hazine'den ihaleyle satın alındığı, taşınmazın üzerindeki mütemmim cüz niteliğindeki binayla birlikte davalı tarafından satın alındığı, 4721 sayılı Kanunun 723. maddesine dayalı tazminat talebinin muhatabın davalı değil, taşınmazı devreden Hazine olduğu belirtilerek, İlk Derece Mahkemesinin gerek tapu iptali ve tescil, gerekse tazminat talepleri yönünden davanın reddine ilişkin kararı isabetli bulunarak davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararının bozulabilmesi için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı gerekir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğundan, davacı tarafın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte değildir. Kararın onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma gerekçelerine ve kararına katılamıyorum.