Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/3715 K.2025/6967
8. Hukuk Dairesi 2025/3715 E. , 2025/6967 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/131 E., 2023/984 K.
Taraflar arasında tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu taşınmazın bulunduğu, ... ili ... ilçesi ... köyünde 5602 sayılı Tapulama Kanunu’na (5602 sayılı Kanun) göre 1952 yılında yapılan arazi kadastrosunda dava konusu eski 857 parsel yeni 1 76... parsel sayılı taşınmazın meşe ormanı vasfıyla Hazine adına tespit edildiği, yörede 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 1940 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, 1992 yılında yapılıp, 16.12.1993 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon, orman kadastrosu yapılmamış yerlerin kadastrosu ve 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulaması bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacılar vekili, dava dilekçesinde; ... köyü ... İçi mevkiinde bulunan 932 sayılı parsele bitişik tahminen 8.000 m² yüzölçümündeki tescil harici taşınmazı müvekkilerinin kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap ettiklerini belirterek, taşınmazın davacılar adına tapuya tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 04.12.2017 tarihli ve 2015/21 Esas, 2017/666 Karar sayılı kararıyla, taşınmazın tapulama harici alanda kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 1971 yılında imar ihyasının tamamlandığı, dava tarihine kadar davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalılar Hazine, Orman İdaresi, Kahramankazan Belediye Belediye Başkanlığı ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.04.2021 tarihli ve 2020/4253 Esas, 2021/3064 Karar sayılı ilamıyla; dosyada bulunan ve yörede 1952 yılında yapılan tesis kadastrosu sonucu oluşan pafta ile 22-a uygulaması ile oluşan pafta incelendiğinde, dava konusu taşınmazın 857 numaralı parsel sınırları içinde göründüğü, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinde yapılan incelemede 857 parselin 09.08.1952 yılında tapulama ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescil edildiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22-a çalışmaları sonucu 1 76... parsel numarası aldığı ve halen meşe ormanı vasfıyla tapuda kayıtlı olduğu, hükme esas fen bilirkişi raporuna ekli krokide ise davaya konu taşınmazın tescil harici bırakılan alanda gösterildiği, bu haliyle taşınmazın konumu ve niteliği ile ilgili oluşan tereddütün giderilemediği, Mahkemece, öncelikle eski 857 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının onaylı sureti, ilk tesis kadastro çalışmalarındaki geniş paftası ve 22-a uygulaması sonucu oluşan 1 76... parsel sayılı taşınmazın geniş uygulama paftasının Kadastro Müdürlüğünden getirtilmesi, mahallinde 3 kişilik fen bilirkişi kurulu yardımıyla yapılacak keşifte dava konusu eski 857 parsel, yeni 1 76... parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde kalıp kalmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi, orman parseli sınırlarında kalması halinde 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin davacı açısından geçerli olup olmayacağının tartışılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yargılama sonunda; davacıların dava konusu taşınmazın kök murislerinden gelen taşınmaz olduğu iddiasıyla taşınmazın adlarına tescili talebiyle 09.03.2005 tarihinde dava açtıkları, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 09.08.1952 tarihinde tamamlandığı, dosya kapsamındaki tanık beyanlarından 1993 yılında vefat eden davacıların murisi tarafından taşınmazın 1960 yılından beri kullanıldığına, ayrıca daha önceki yıllarda da taşınmazın tarla olarak kullanıldığına yönelik beyanda bulundukları, 02.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda ise dava konusu taşınmazın dosyada mevcut krokisinin isabet ettiği kadastro paftasının incelenmesi sonucu, ... Mahallesi eski 8 57... ada 1 nolu Meşeli orman parseli içinde kaldığının tespit edildiği, 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi gereğince; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı, somut olayda taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih dikkate alındığında, dava tarihi itibariyle bu sürenin dolduğu belirtilerek, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacılar vekili, temyiz dilekçesinde; hak dürücü sürenin geçmediğini, raporlar arasındaki çelişkinin giderilmediğini, yörede orman kadastrosu ve 2/B uygulamasının yapılıp yapılmadığının ve taşımazın orman kadastrosundaki durumunun belirlenmediği iddiasıyla, kararı temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacı yönünden 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının davayı tapusuz taşınmazın tescili davası olarak açmış olduğu, dosya kapsamında alınan 02.05.2023 tarihli fen bilirkişi raporu da dikkate alındığında talep konusu taşınmaz bölümünün 1952 yılında yapılan ve kesinleşen arazi kadastrosu çalışması sonucu eski 8 57... ada 1 orman parseli içinde kaldığı ve tapulu olduğu, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmaz bölümünün tapulu taşınmaz olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağından davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz ise de, açıklanan hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden ve ret kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, hükmün gerekçesinin düzelterek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Hükmün gerekçesinin 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA;
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.