Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/6485 K.2025/6872

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/6485 📋 K. 2025/6872 📅 24.11.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/6485 E.  ,  2025/6872 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/253 E., 2024/2235 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/333 E., 2022/556 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyü ... mevkinde 31.200 m² alanlı taşınmazın 10.10.2007 tarihinde müvekkili tarafından satın alındığını, taşınmazın 59 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından XLI parsel olarak 2/B niteliğinde orman sınırları dışına çıkarıldığını, Orman İdaresi tarafından Kartal 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/61 Esas ve 1990/1627 Karar sayılı dosyasında açılan men'i müdahale davasının, dava konusu taşınmazın 2/B niteliğinde olduğu ve orman olmadığı gerekçesiyle reddedildiği ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, müvekkilinin taşınmazı satın aldığı tarihte taşınmazın 2/B niteliğinde olduğu ve Orman İdaresi tarafından da bu hususun teyit edildiğini, 1958 yılından beri kesintisiz olarak taşınmazın kullanıldığını, müvekkili lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu belirterek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi gereğince dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Orman İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen P.XLI parselinin 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2. madde uygulaması ile 1989 yılında orman sınırları dışına çıkarıldığını, daha sonra bu parselin kısmen Orman Genel Müdürlüğüne, kısmen de Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğüne 12.09.2002 tarihli "Olur" ile tahsis edildiğini, bu nedenle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosuna tabi kılınmadığını, 2011 yılında 45 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılan çalışmalarda Domuzyatak Devlet Ormanı sınırlarına dahil edilerek 27.12.2011 tarihinde ilan edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ... tarafından bildirilen tanıkların ifadelerinde, davaya konu yerin davacı ...'nin zilyetliğinde olduğunun tam olarak ifade edilmemiş olduğunu, her iki tanığın ortak beyanlarından davaya konu taşınmazda orman kadastrosu gelene kadar tarımsal faaliyetin bulunduğunun ifade edildiği, dosyada mübrez raporlar, 2000/1-6-20-1 sayılı inceleme raporunda yapılan değerlendirmeler nazara alınarak davacı ...'nin dava konusu ettiği yerin gerek eylemli olarak, gerekse kesinleşmiş orman kadastrosuna göre orman niteliğinde bulunduğu, dava konusu taşınmazın zilyetliğe elverişli olmadığı, kamu malı niteliğinde bulunduğu, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılan orman tahdidine göre orman sınırları içerisinde iken orman vasfını yitirdiği gerekçesiyle 59 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından 2/B niteliğinde orman sınırları dışına çıkarıldığını, taşınmazın uzun yıllardır gerek müvekkili gerekse satın aldığı kişiler tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını, müvekkilinin taşınmazı 04.01.2013 tarihinde 2/B alanı olduğu inancı ile satın aldığını, taşınmazın müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilen yerlerden olmadığını, 1976 tarihli hava fotoğraflarında tarla görünümünde olduğunu, dinlenen tanık beyanlarında da bu hususun teyit edildiğini, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi gereğince müvekkili lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.