Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/6931 K.2025/5823
8. Hukuk Dairesi 2022/6931 E. , 2025/5823 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/63 E., 2022/36 K.
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince karar verilmesine yer olmadığına kararı verilmiş olup hükmün davalı tereke temsilcisi vekili tarafından duruşmalı olarak; davacı Hazine vekili tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine, duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü;
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin kararı Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup bozma ilamında özetle; "İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı gibi değerlendirmeninde dosya kapsamına ve kanuna uygun olmadığı belirtilerek davaya müdahil olarak katılan ...'ın karar başlığında gösterilmemesinin ve hükmün kendisine tebliğ edilmemesinin isabetsiz olduğu, bir kısım müdahillerin ve hükmü temyiz eden ..., ... ve ...'un dayandıkları hakkın kadastro tespitinden sonra doğmuş olması nedeniyle tespitten sonra doğan hakka dayanan şahısların talepleri yönünden mahkemenin görevsizliğine, dosyanın görevli Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince adı geçen müdahillerin taleplerinin esastan reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bir kısım davacıların ve hükmü temyiz eden ..., ..., ... davaları ile ...'in bir kısım parsellere yönelik davalarının verilen süreye rağmen keşif avansının yatırılmaması nedeniyle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına ve sonuçta davalarının reddine karar verilmiş ise de 3402 sayılı Kanun'un iddiasını ispatla yükümlü taraf aleyhine uygulanabilmesi için dosyanın keşfe hazır hale getirilmesi, yapılacak masrafların 'kalemler halinde gösterilmesi, paranın yatırılması ve tebligatlar için makul bir süre ayırdıktan sonra keşif günü tensip edilmesi, keşif avansının yatırılmamasının yasal sonuçlarının duruşmada hazır olan davacıya ihtar edilip duruşmada bulunmayanlara ara kararı ile birlikte usulen tebliği edilmesi gerektiği ancak İlk Derece Mahkemesince bu yönde yapılan işlemlerin yeterli olmadığı ve her davacının davaya konu ettiği parseller üzerinde ayrı keşif yapılması düşüncesi de davaların birlikte yürütülmesi ve tapuların davaya konu bütün parsellere aynı anda uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi gerektiği ilkesine aykırı düştüğü, bu nedenle "Keşif avansının süresinde yatırılmadığından bahisle 'bir kısım davaların reddine karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, hükmü temyiz eden ...'ın 1 04... , 1 12... ve 1 16... parsel sayılı taşınmazlarda hak sahibi olduğu iddiasıyla katılma isteğinde bulunduğu ve bu isteğin İlk Derece Mahkemesince kabul edilerek bu taşınmazlarla ilgili esastan hüküm kurulmuş ise de bu taşınmazların Hazine adına tespit edildiği ve süresinde usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmaması nedeniyle davalı olmayan taşınmazlarla ilgili katılmanın da söz konusu olamayacağı, bu durumda katılma talebinde bulunan ...'ın talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, katılma isteğinin kabulü ile taşınmazlar hakkında esastan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, hükmü esasa ilişkin olarak temyiz eden ... ve ... miras şirketi temsilcisi vekili, Hazine, davacı ..., davacı ..., ... ve ...'ın temyizleri hakkında ise İlk Derece Mahkemesince dayanılan tüm tapu kaydı ve tedavüllerinin, satış senetlerinin getirtildiği halde mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamlarının belirlenmediği, tapu kayıtlarının bilinemeyen hudutları için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanmadığı, kayıt kapsamı dışında kalan arazilerin kanunlar gereğince Devlete intikal eden yerlerden olup olmadığının yeterince araştırılmadığı, ... ve ... mirasçılarından taşınmaz satın aldığını ifade eden davacıların kullanım durumu ve kayıt maliklerinin ölüm tarihi nazara alındığında bu kayıtların zilyetler yararına hukuki kıymetini kaybedip kaybetmeyeceğinin araştırılıp tartışılmadan hüküm kurulduğu belirtilerek öncelikle taşınmazları kenardan çevreleyen tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleri ile dayanağı olan belgelerin, davanın tarafı olanların bildirdikleri ve bildirecekleri tüm delillerin, mer'a tahsis kaydının ve ormanla ilgili tüm evrakların celbedilmesi, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada menfaati olmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi, taraf tanıkları, teknik bilirkişi ve uzman bilirkişiler huzuru ile keşif icra olunması, taşınmazların başında icra edilecek keşif sırasında dayanılan tapu kayıtlarının, satış senetlerinin ve tarafların dayandığı ve İlk Derece Mahkemesince re'sen celbedilen tüm kayıtların tek tek okunup kayıtlarda yazılı hudutların yerel bilirkişilere zeminde tek tek gösterilmesi, bilirkişilerce gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanının sağlanması, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen hudutların teknik bilirkişiye haritasında işaretlettirilmesi, uzman orman ve ziraat mühendislerinden arazinin niteliğini belirtir ayrıntılı ve gerekçeli raporun alınması, arazi başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, mer'a, orman, yaylak, kışlak gibi kamu yararına tahsis edilen veya kanunlar gereğince Devlete intikal eden yerlerle ilgisinin bulunup bulunmadığı, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, bir kısım davacıların kiracı mı yoksa asli zilyet mi olduğunun etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması; teknik bilirkişiye, sınırlarının niteliği dikkate alınmak suretiyle uygulanan kayıtların kapsamını gösterir ve keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi, deliller değerlendirilirken ... ve ... mirasçılarının dayandığı tapu kayıtlarının hukuki kıymetini koruyup korumadığının 50 98... sayılı Kanun hükümleri de dikkate alınmak suretiyle tartışılması, komşu köy hudutlarında kalan ve trampa yoluyla davacı ...'a verilen taşınmazların tapularının (taşınmazın orman olması nedeniyle) iptal edilip edilmediğinin araştırılması, trampa edilen taşınmaz tapularının iptal edildiğinin belirlenmesi halinde ... ve müştereklerinin dayanağını oluşturan eski tapulara kıymet verilerek mahalline uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi ve bu kayıtların kapsadığı alanın kayıt maliki ... ve müşterekleri adına tescilinin kanun ve vicdani kanaate uygun olacağı nazara alınarak karar verilmesi" gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan sonra ... ilçesi ... köyündeki 1 08... , 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 1 92... parsel sayılı taşınmazlar davalı tereke temsilci vekilinin talebi üzerine davaya dahil edilmiş, bilahare taşınmazların ada numaraları dikkate alınarak tefrik edilmiş ve taşınmazların eldeki esas numarasına kaydedilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; 1 08... , 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 1 92... parsel sayılı taşınmazlar dava konusu olmadıklarından işbu taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, ... Tapu Müdürlüğünde bulunan ve olağan usullere göre kesinleştirilmiş kadastro tutanak asılları yönünden Mahkemece herhangi bir işlem yapılmasına yer olmadığına, karar kesinleştiğinde dosyanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 32/2. maddesi gereğince tescil işlemleri yapılmak üzere ... Tapu Müdürlüğüne devredilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tereke temsilcisi vekili ile katılma yoluyla davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekili ile davalı tereke temsilcisi vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi uyarınca harç alınmasına yer olmadığına, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.