Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/3957 K.2025/4797
8. Hukuk Dairesi 2024/3957 E. , 2025/4797 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2024/30 E., 2024/35 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Bingöl ili Merkez ... köyü çalışma alanında bulunan 109 ada 65 parsel komşu orman parseli davalı olması nedeniyle yüz ölçüm haneleri açık olarak davalılar adına tespit edilmiştir. Askı ilan süresi içerisinde dava açıldığından tespit kesinleşmemiştir.
Davacı Hazine dava dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, zilyetlik şartlarının gerçekleşmediği iddiasıyla Bingöl ili Merkez ilçesi ... köyü 101 ada 5 no.lu parsel, 104 ada 15 no.lu parsel, 108 ada 22 no.lu parsel, 109 ada 27, 72, 88, 78, 65 no.lu parselin davalılar adına yapılan tespitinin iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Yargılama sırasında parsel sayısının fazla olması nedeniyle çekişmeli parsel yönünden dava tefrik edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı Hazinenin davasının kısmen kabulüne, çekişmeli 109 ada 72 no.lu parselin tespitinin iptaliyle ham toprak olarak Hazine adına tespit ve tapuya tesciline; çekişmeli 109 ada 65 no.lu parselin tespit gibi tapuya tesciline; çekişmeli 101 ada 5 parsel, 104 ada 15 parsel, 108 ada 22 parsel, 109 ada 27, 88, 78 parsellerin tespit maliki Memet Hatısaru ölü olduğundan yapılan tespitin iptali ile 240 pay kabul edilerek davalılar adına hisseleri oranında tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairenin 2021/8176 Esas ve 2022/5977 Karar sayılı ilamıyla; hükme dayanak yapılan ziraat ve orman bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazların eğiminden bahsedilmiş ise de eğimin neye göre belirlendiği, klizimetre ile ölçülüp ölçülmediği açıklanmamış, taşınmazların niteliğinin saptanması bakımından taşınmazların bulunduğu yeri kapsar en eski tarihli dahil stereoskopik hava fotoğraflarının tamamı üzerinde usulünce inceleme yapılmamış, çekişmeli taşınmazlara ilişkin fotometrik ve fotogrametrik paftalar getirtilmemiş, keşif sırasında çekilecek yakın plan ve panoramik fotoğraflardan yararlanılmamış, temyize konu 101 ada 5 parsel, 104 ada 15 parsel, 108 ada 22 parsel, 109 ada 27 parsel, 109 ada 78 parsel ve 109 ada 88 parsel yönünden sadece 1957 memleket haritası incelenmiş, 109 ada 65 parsel yönünden ise 1985 memleket haritası ve 1984 hava fotoğrafının incelenmesi ile yetinilmiş kaldı ki bu hava fotoğrafıda rapor ekinde olmadığından denetlenememiş, temyize konu 108 ada 65 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağında yüzölçümü yazılmadığı halde Mahkeme hükmünde yüz ölçüm hanesi doldurulmamış, taşınmazların çevresinin fiili durumunun ne olduğu raporlarda açıklanmamış, çekişmeli taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsel olup olmadığı varsa bu komşu parsellerin kadastro tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler ve oluşmuş ise tapu kayıtları getirtilerek mahalline uygulanarak bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmemiş olup soyut içerikli ve denetime elverişsiz teknik bilirkişi raporlarına itibar edilerek hüküm kurulması doğru olmadığı şeklindeki gerekçelerle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davaya konu edilen 109 ada 65 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak; yapılan keşifte parselin sınırlarının çit ve su arkının bulunduğu, sınırlarının belli olduğu, parselin düz ve kısmen taşlarından arındırılmış bir alan olduğunun görülmüş olması, bu surette etrafı çevrilmek suretiyle sahiplenildiğine ve kullanımına ve imarına dair gözlemde bulunulmuş olması, keşifte beyanlarına başvurulan mahalli ve tespit bilirkişilerinin ittifakla, parselin ..., ... ve ...'a ait olduğu, davalılar lehine 20 yılı aşkın zilyetliğe dair beyan vermiş olmaları, fotogrametri bilirkişi raporunda 109 ada 65 no.lu parselin 1976, 1984 tarihli hava fotoğrafların incelenmesinde taşınmazda tarımsal faaliyet görüldüğü, toprak işlemeli tarım veya benzer tasarruf nedeni oluşmuş bir imar ihya söz konu olduğu yolunda görüş bildirilmiş olması, ziraat bilirkişi raporunda taşınmazda imar ihya olduğu, özel mülkiyete elverişli olduğu yolunda görüş bildirilmiş olması, orman bilirkişisi raporunda taşınmazın orman sayılmayan alanlardan olduğu yolunda görüş bildirilmiş olması karşısında; taşınmazda 20 yıllık olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz kazanma şartlarını sağlayacak süre ve mahiyette tespit maliklerinin zilyetliklerinin olduğu, taşınmazın orman olmayıp özel mülkiyete elverişli olduğu gerekçeleriyle davacı ... Hazinesinin davasının reddine, Bingöl ili Merkez ilçesi ... köyü 109 ada 65 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin bir kısım tespit maliklerinin ölü olması sebebiyle iptali ile; taşınmazın 6.940,67 m² yüz ölçümü ve "tarla" vasfıyla tamamı 12 pay kabul edilerek davalıların payları oranında tesciline karar verilmiştir. Karar davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.