Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/586 K.2025/4693
8. Hukuk Dairesi 2024/586 E. , 2025/4693 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/83 E., 2023/547 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... köyü 1036, 1037, 1038, 1039, 1073, 1074 ve 1075 tapulama parselleri ile 68, 69 ve 70 OS noktaları ile çevrili yaklaşık 3 dönüm miktarındaki taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında nedeni belirtilmeksizin tescil harici bırakıldığını, taşınmazda kadastro tespitinden önce olduğu gibi kadastro çalışmalarından sonra da davacı ... ile kardeşi ... tarafından müşterek zilyet ve tasarruf edildiğini, ...'ın 2012 yılı içerisinde vefat ettiğini ve geriye mirasçı olarak davacı ...'ı bıraktığını, halen taşınmazın davacının zilyetlik ve tasarrufunda olduğunu, taşınmazın niteliği itibarıyla tarım arazisi vasfında olduğunu, orman, mera, yaylak, kışlak, taşlık, kayalık gibi zilyetlikle iktisaba elverişli olmayan yerlerden olmadığını, kamu hizmetine tahsis edilmediğini, 50 seneyi aşkın zamandan bu yana tarım arazisi olarak nizasız ve fasılasız olarak kullanıldığını, taşınmazın mülkiyetinin kazandırıcı zamanaşımı yoluyla davacılar tarafından iktisap edildiğini beyan ederek, Antalya ili ... ilçesi ... köyü 1036, 1037, 1038, 1039, 1073, 1074 ve 1075 tapulama parselleri ile 68, 69 ve 70 OS noktaları ile çevrili yaklaşık 3 dönüm miktarındaki taşınmazın 1/2şer hisse oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili cevabında; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu, bu tip taşınmazların zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığından davacıların zilyetlik iddiaları ile kadim ziraat arazisi iddialarının geçersiz olduğunu, bu nedenle kanunların öngördüğü iktisap koşullarının gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevabında; 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) 17. maddesi gereğince imar planına dahil olan alanlarda imar ihya suretiyle mülkiyet kazanımının söz konusu olamayacağını, dava konusu taşınmazın imar ihya suretiyle kazanım şartlarının gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sırasında, dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi kapsamında kadastro çalışması yapılması ve taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlenmesi nedeniyle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası kadastro mahkemesine aktarılmıştır.
İlk Derece (Kadastro )Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 111 ada 449 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile belirtilen kısmının 1953 yılından beri davacılar ve murisleri tarafından ziraat amaçlı olarak kullanıldığı, 6831 sayılı Kanun'un 1/J maddesi kapsamında eğimi %12yi aşmayan ve dolayısıyla toprak muhafaza karakteri taşımayan çalılık niteliğinde olmadığının anlaşıldığı, taşınmazın ... Kadastro Mahkemesinin 1990/707 Esas, 1996/6 Karar sayılı ilamıyla orman kadastrosunun kesinleştiği 1998 tarihine kadar olan zilyetlik süresine değer verilebileceği, ayrıca dava konusu taşınmazın imar-ihyaya muhtaç yerlerden (en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafında (1953) açıklık olarak gözüktüğü) olmadığı denetime elverişli bilirkişi kurulu raporundan anlaşıldığından, imar-ihyanın tamamlandığı 1990 yılından kadastro tespit günü olan 04.11.2021 gününe kadar taşınmaza bizzat zilyetlik ettiği hususu tespit bilirkişi, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından sabit görülen davacının kadastro tespit tarihine kadar olan 20 yıllık zilyetlik süresini doldurduğu ve 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddeleri uyarınca davacı yararına bu şartların gerçekleştiği ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 111 ada 449 parsel sayılı taşınmazın 07.06.2023 havale tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli kroki (EK-1)'de (A) harfiyle belirtilen 2.424,11 m² kısmın ifrazıyla bağlı bulunduğu adanın son parsel numarası verilerek tarla vasfıyla 1/2 payının davacı ...'ın ölümüyle 7 pay kabul edilerek 1 payın ... ve ...'den olma 04.01.1958 doğumlu ... TC no.lu ..., 1 payın ... ve ...'den olma 02.03.1964 doğumlu ... TC no.lu ..., 1 payın ... ve ...'den olma 15.01.1965 doğumlu ... TC no.lu ..., 1 payın ... ve ...'den olma 10.04.1966 doğumlu ... TC no.lu ..., 1 payın ... ve ...'den olma 01.01.1968 doğumlu ... TC no.lu ..., 1 payın ... ve ...'den olma 10.03.1975 doğumlu ... TC no.lu ..., 1 payın ... ve ...'den olma 13.04.1970 doğumlu ... TC no.lu ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline; taşınmazın kalan 1/2 payının ise davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, kadastro tutanağının boş olan malik hanesinin bu şekilde doldurulmasına; dava konusu Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 111 ada 449 parsel sayılı taşınmazın 07.06.2023 havale tarihli bilirkişi heyeti raporuna ekli kroki (EK-1)'de (B) harfiyle belirtilen kısım hakkında Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 2023/214 Esas, 2023/803 Karar sayılı kararıyla ... Asliye Hukuk Mahkemesi görevli mercii olarak belirlendiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.