Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/4153 K.2025/4691
8. Hukuk Dairesi 2024/4153 E. , 2025/4691 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/350 E., 2024/531 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/36 E., 2021/800 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 141 ada 10 parsel sayılı 66.479,56 m² yüzölçümündeki taşınmaz, meşelik vasfıyla; Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 88 parsel sayılı 2.851,35 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise, hali arazi vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkinde bulunan arazinin öncesinde ... adlı şahsa ait iken babası ... tarafından satın alındığını, uzun yıllar boyunca babası tarafından kullanıldığını, dava konusu taşınmazı da diğer arazilerle beraber zilyet ve tasarrufunda bulundururken evlatları arasında arazileri üzerinde yaptığı taksimde 141 ada 10 ve 101 ada 88 parsel sayılı taşınmazların kendisine kaldığını, ancak taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına kaydedildiğini belirterek, taşınmazların tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili cevabında; davanın husumet ve süre yönünden reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla davacı adına tescilinin imkansız olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davaya konu 141 ada 10 parsel yönünden yapılan incelemede, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edildiği anlaşılan taşınmazın teknik bilirkişi raporları ve dosya içerisindeki hava fotoğraflarından anlaşılacağı üzere 1994 yılı ve sonrasında taşınmazda sürdürülebilir şekilde tarım yapılmadığı, yine dosya kapsamında dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ve tanık beyanları da bu kısmın davacıya babası tarafından bırakıldığını, ancak davacının babasının vefatından sonra davacının bu yeri ekip biçmediği yönünde olup bu haliyle ziraat bilirkişi raporu ve hava fotoğraflarının da bu hususu desteklediği, davacının dava konusu yeri terk ettiği, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde yazılı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarını yerine getirmediği; davaya konu 101 ada 88 parsel yönünden yapılan incelemede, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edildiği anlaşılan taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (B) ile gösterilen dava konusu bölümünün evveliyatında davacının amcasına ait iken babası tarafından satın alındığı, sonrasında da babası tarafından davacıya bırakıldığı, taksim sonucu oluşan bu duruma davacının diğer kardeşlerinin de rızalarının bulunduğu, bu taşınmazın önce babası, sonra davacı tarafından arpa, mısır, buğday vs. ekilip biçilmek suretiyle tarla olarak kullanıldığı yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından bildirildiğine, ziraatçı uzman bilirkişi raporunda anılan bölümün boş, açıklık alan olduğu, hava fotoğraflarının ve memleket haritalarının incelenmesinde 1994 yılı öncesi ve sonrasında aktif bir tarımsal faaliyetin bulunduğu, mevcut durumu dikkate alındığında taşınmazın imar ve ihya edilmek suretiyle tarım arazisi olarak kullanıldığı kanaatine varıldığı, sabit sınırların arazi üzerinde mevcut olduğu açıklandığına, bu haliyle tespit tarihine kadar davacı yararına kazanma süresi ve koşullarının oluştuğu belirlendiğine göre, ek rapor sonucunda ifrazı mümkün olmayan bu kısım yönünden hisseli mülkiyet kurulmasının uygun olduğu, dava konusu edilen taşınmazın kalan kısmı yönünden mevcut bilirkişi raporları ve dosya içerisindeki hava fotoğraflarından anlaşılacağı üzere 1994 yılı ve sonrasında taşınmazın kullanılmaması iradi terk durumunu gösterir ki bu durumda bir yerin TMK’nın 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanun'unun 14. maddesi hükümleri uyarınca iktisap edilebilmesi için diğer kazanma koşulları yanında malik sıfatı ile kadastro tespit tarihine dek davasız ve aralıksız olarak en az 20 yıllık zilyetlik süresinin de geçmesi gerektiği, TMK’nın 976. maddesine göre fiili hakimiyetin geçici nitelikteki sebeplerle kullanılmaması veya kullanma olanağının ortadan kalkmasının zilyetliği sona erdirmediği, ancak kanun metnindeki açıklamalardan da anlaşılacağı gibi fiili hakimiyetin geçici nitelikte olmayan terklerinin zilyetliği sona erdirdiği, uzun süre bir yerin ekilip biçilmemesi, zilyedin o yerden elini çekmiş olmasının zilyetliğin terk edildiği anlamına geldiği, somut uyuşmazlıkta taşınmazın bu kısmının en az 10 yıl ve daha yukarı bir süre ile terk edilip kullanmaması olgusunun iradi terkin varlığına işaret ettiği ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi 101 ada 88 no'lu parselde kayıtlı taşınmazın Hazine adına kayıtlı olan hisseden 119372/285135 payın iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan hissenin Hazine üzerinde bırakılmasına, fazlaya ilişkin taleple birlikte Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi 141 ada 10 no'lu parsel konulu talebin reddine karar verilmiş; hükme karşı, davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... davacının eklemeli zilyetlik yolu ile 20 yılı aşkın zamandır ... Mahallesi 101 ada 88 parselde fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısımda Kadastro Kanun'u 14. maddesi kapsamında zilyet olduğu, zilyetlikle mülkiyeti kazanım şartlarının tespit tarihi itibarı ile oluştuğu, ancak İlk Derece Mahkemesince dava konusu ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkii 101 ada 88 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına kayıtlı olan hisseden 119372/285135 payın iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline dair kurulan hükmün infaza elverişli olmadığı ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine, kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, Sakarya ili ... ilçesi ... Mahallesi 101 ada 88 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile fen bilirkişisi ...'ın 17.08.2021 tarihli rapor ve eki 4 nolu krokisinde (B) harfi ile gösterilen 1.193,72 m²'lik kısmın ifraz edilerek aynı ada son parsel numarası verilmek sureti ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısımların önceki maliklerine ipkasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.