Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/5962 K.2025/4632

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5962 📋 K. 2025/4632 📅 17.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/5962 E.  ,  2025/4632 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1883 E., 2024/2161 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/225 E., 2022/112 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda, ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2779 ada 1 parsel sayılı, 2.028,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, tarla niteliği ile davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili, İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 2779 ada 1 parsel sayılı taşınmazın zilyetlikle kazanım şartları gerçekleşmeden davalı adına tespit edildiğini belirterek, yapılan kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalı taraf lehine zilyetlike kazanım şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi 2779 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş olup; hüküm, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine dair verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 sayılı Kanuna göre orman tahdit çalışması, 23.12.1988 tarihinde ilân edilen 6831 sayılı Kanuna göre orman kadastrosu ve 2/B uygulması bulunmaktadır. Arazi kadastrosu 766 sayılı Kanuna göre 1971 yılında yapılmıştır.
Bilindiği üzere, öncesi boş (hali) ya da ham toprak olan taşınmazların 20 yılı aşkın süre ile ekonomik amaca uygun şekilde ve malik sıfatı ile kullanılması halinde zilyedince iktisabı mümkün olmakla beraber evveliyatı taşlık, kayalık, çalılık gibi yerlerin imar ve ihya edilmeksizin iktisabı olanaksızdır. Bu nedenle de, tescili istenilen yerlerin önceki niteliğinin belirlenmesi zorunludur.
3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi gereğince, imar-ihyaya muhtaç olan taşınmazların onaylanmış imar planı kapsamında kalması halinde onay tarihine kadar imar-ihyasının tamamlanmış ve devamında 20 yıllık zilyetlik süresinin doldurulmuş olması halinde kişiler adına tesciline karar verilebileceği tartışmasızdır. Eldeki dosyada çözümlenmesi gereken husus, taşınmazın öncesinin imar-ihyaya muhtaç olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Zira aynı madde kapsamı uyarınca, öncesinde imar-ihyaya muhtaç bulunmayan, boş (hali) arazilerin zilyetlikle tasarruf edilmeye başlanması ve sürdürülmesi halinde 20 yıllık zilyetlik süresinin imar planının onaylandığı tarihe göre değil, duruma göre ihdas, dava, tespit tarihine göre belirlenmesi gerekecektir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; hükme esas alınan kök ve ek raporlarda 1968, 1973, 1990, 1992, 2005, 2006, 2009, 2010, 2013 ve 2017 hava fotoğraflarının incelendiği, 1990 hava fotoğrafında parselin tamamının açık alan seyrinde olduğu kuzey doğusunda bir kaç ağaç bulunduğu, fiilen boş ya da tarımsal üretimde kullanılmış olabileceği; 1992 hava fotoğrafında 1990 yılı hava fotoğrafı üzerinde görünen açıklığın bu fotoğraf üzerinde de tespit edildiği; 2005 hava fotoğrafında dava konusu taşınmazın güneyinde bulunan arazilerin, tarıma uygun hale gelecek şekilde zemin düzenlemelerinin (nadas, ekim) yapıldığı, dava konusu taşınmazda ise tarım amaçlı herhangi bir zemin düzenlemesinin (nadas, ekim) yapılmadığı; 2006, 2009, 2010, 2013 ve 2017 hava fotoğraflarında ise dava konusu taşınmazın kullanılmadığı belirtilmiştir. Görüldüğü üzere her ne kadar Mahkemece 1990 ve 1992 hava fotoğraflarında taşınmaz kullanılıyor kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, raporda açıkça kullanım belirtilmemiş, kullanılmış olabileceği şeklinde muğlak bir ifadeye yer verilmiş ve geoportalde görünen 1992 ile 2005 yılları arasındaki hava fotoğrafları incelenmemiştir.
Dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 17 nci maddesi kapsamında imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığının tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenmediği, dava konusu taşınmazın 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı kapsamında kalıp kalmadığı, ekonomik amaca uygun, kesintisiz zilyetlik bulunup bulunmadığı, iradi terkin gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının tereddüde yer vermeyecek şekilde araştırılmadığı ve eksik araştırma ile yetersiz raporlara dayanılarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma nedeni Kadastro Müdürlüğünden sorularak, yöreye ait en eskisinden itibaren tüm memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı ilgili yerlerden getirtilmelidir.
Bundan sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşif sırasında, dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, özellikle imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, iradi terkin gerçekleşip gerçekleşmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle oluşan çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanaklarıyla denetlenmelidir.
Ziraat mühendisi bilirkişiden, nizalı taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, değerlendirme tarihi açıkça yazılmak suretiyle üzerinde bulunan ağaç türü ve yaşlarını belirten, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, önceki tarihli ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmaz ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; Mahkeme hakiminin, taşınmazın konumuna, niteliğine ve çevre parsellerle karşılaştırılmalı olarak fiziksel özelliklerine ilişkin gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalıdır.
Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle ve temin edilebilecek tüm hava ve uydu fotoğrafları ile memleket haritaları üzerinde de inceleme yaptırılarak, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, taşınmazın taşlık-çalılık gibi imar ihyaya muhtaç olan yerlerden mi yoksa boş (hali) nitelikte mi bulunduğu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığı ve kullanımın hangi tarihten itibaren başladığı hususlarında ayrıntılı rapor düzenlemesi istenilmelidir.
Fen bilirkişisine, keşfi takibe, bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verir krokili rapor düzenlettirilmeli, bundan sonra dava konusu taşınmazın öncesine ait niteliği doğru şekilde belirlenerek imar-ihya gerektiren yerlerden olması ve 1980 yılında onaylanmış 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Alan Nazım İmar Planı kapsamında kalması halinde onay tarihine kadar imar-ihyasının tamamlanmış ve devamında 20 yıllık zilyetlik süresinin doldurulmuş olması; imar-ihya gerektirmeyen yerlerden olması halinde ise 20 yıllık zilyetlik süresinin tespit tarihine kadar gerçekleşmesi gerektiği dikkate alınmak suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
S O N U Ç: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.