Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1881 K.2025/4358
8. Hukuk Dairesi 2024/1881 E. , 2025/4358 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 1995/66 E., 1997/83 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında; Zonguldak ili ... ilçesi ... köyü 109 ada 30 parsel sayılı taşınmaz 6473 m² yüzölçümüyle, Mart 1950 tarih 28 sıra nolu tapu kaydı ve vergi kaydına istinaden tarla niteliğinde davalılar ve murisleri adına 02.08.1994 tarihinde tespit edilmiştir. Bu tespit 28.12.1994-27.01.1995 tarihleri arasında ilan edilmiş, dava açıldığından tespit kesinleşmemiştir.
Davacı ... idaresi vekili dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyü 109 ada 30 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına tespit edildiğini, taşınmazın orman niteliğinde olduğunu, 3402 sayılı Kanun uyarınca kadastro çalışmalarına esas olmak üzere Orman Kadastro ekiplerince düzenlenen raporda taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığını, amaenajman planı, hava fotoğrafı ve memleket haritasının celp edilerek incelenmesinde de orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılacağından bahisle tespitin iptali ile orman olarak tespit ve tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; mahalli bilirkişiler tarafından dava konusu taşınmazın davalılar tarafından ziraat arazisi olarak kullanıldığı hususunun beyan edildiğini, orman mühendisi bilirkişi raporunda taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmiş ise de fen bilirkişi raporuna göre 1958 memleket haritasında dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ... köyü 109 ada 30 parselin orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Davalılar ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmazın orman bilirkişi raporuna göre orman sayılmayan alanlardan olduğunun belirlendiğini, fen bilirkişi raporunda ise herhangi bir sebep gösterilmeden taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığının bildirildiği, Mahkemece davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olduğundan bahisle İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve kadastro tespitinin iptalinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
Dava konusu taşınmaz, Mart 331 tarih 14 sıra nolu, Mart 1950 tarih 28 sıra nolu, 03.10.1957 tarih 98 sıra nolu, 07.04.1958 tarih 138 sıra nolu, 01.01.1956 tarih 41 sıra nolu tapu kayıtlarına ve 1994 tarih 5 nolu vergi kaydına istinaden davalılar ve murisleri adına tarla vasfı ile davalılar adına tespit edilmiş olup, Orman İdaresi tarafından orman iddiasıyla tespitin iptali istemiyle eldeki dava açılmıştır. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayanmaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmaz tapu kayıtlarına dayanılarak tespit edilmiş olduğu halde yöntemince tapu kaydı uygulaması yapılmamış, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde yapılan Orman Kadastro çalışmalarına ilişkin belgeler ve en eskisinden itibaren memleket haritası ve hava fotoğrafları eksiksiz şekilde dosyaya getirtilmemiş ve 3116, 4785, 5658 ve 6831 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmamıştır. Fen bilirkişi raporu ve orman bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmiştir.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukukî durumunun 3116, 4785, 5658 ve 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 sayılı Kanun ile sadece Devlet Ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanun'un 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları Kanunda gösterilmiştir.
O halde İlk Derece Mahkemesince öncelikle; Orman Kadastrosu yapılmış ise buna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve çekişmeli taşınmazı tüm komşu parselleri ile birlikte gösterir orijinal kadastro paftasının bir sureti ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri, çekişmeli taşınmazın tespitine esas tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte ilgili yerlerden getirtilmeli, bu tapu kayıtlarının kadastro sırasında dava konusu parsel dışında başka parsellere revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise bu parsellere ait kadastro tespit tutanak örnekleri ile kesinleşmiş iseler, kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları itirazlı iseler dava dosyaları getirtilmelidir.
Mahkemece, yukarıda belirtilen belgeler getirtildikten sonra, halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek iki orman mühendisi, bir harita mühendisi, bir ziraat mühendisi bilirkişi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte yörede yapılan orman kadastrosu bulunması halinde çekişmeli taşınmazın Orman Kadastro çalışmasındaki durumu belirlenmeli, taşınmazın orman sınırları içerisinde kalıp kalmadığı belirlenmesli ve yine keşifte getirilen eski belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785, 5658 ve 6831 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunu'nun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ile 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; Orman Kadastrosu yapılmış ise, Orman Kadastrosu ile irtibatlı kroki düzenlettirilmeli; yine, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; dayanak tapu kaydı, yerel bilirkişi marifetiyle zemine uygulanmalı, tapu kaydı uyduğu takdirde taşınmazın öncesinde orman olup olmadığı da gözönünde bulundurularak 4785 sayılı Kanun hükümleri ve tapu kaydı tartışılmalı, dayanak tapu kaydı değişebilir sınırları içeriyor ve sınırda da eylemli orman var ise, 3402 sayılı Kanun'un 20/C ve 32/3. maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; asıl taşınmazın kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmeli, çekişmeli taşınmazın orman olduğunun tesbiti durumunda Hazine adına, orman olmadığının tesbiti durumunda ise hak sahipleri adına tescil kararı verilmelidir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda de yazılı nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanunun 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.