Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/5940 K.2025/4334

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5940 📋 K. 2025/4334 📅 02.06.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/5940 E.  ,  2025/4334 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/728 E., 2024/1307 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/42 E., 2024/112 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Gaziantep ili Merkez Karaçomak köyü çalışma alanında bulunan 112 parsel sayılı 24.750,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... oğlu ... adına tespit edilmiştir.
2. İtirazları Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı ... ve arkadaşları; tapu kaydına dayanarak dava açmışlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 112 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi ... oğlu 1948 doğumlu ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, temyiz edilmeksizin 15.08.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
3. Davacı ... vekili 06.07.2020 havale tarihli dilekçesinde; müvekkilinin murisi olan ...'ın maliki olduğu çekişmeli 112 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan kadastro tespiti neticesinde söz konusu taşınmazın tespitine ilişkin Gaziantep Kadastro Mahkemesinde 10.05.1974 tarihinde tespite itiraz davası açıldığını, taşınmazın gerçek sahibi muris ...'ın yargılama devam ederken 03.03.2002 tarihinde vefat ettiğini, murisin müvekkili dahil olmak üzere 11 çocuğu olduğunu, murisin oğlu ve aynı zamanda müvekkilinin ağabeyi olan davalı ...'ın babasının adını kullanarak resmi makamları aldattığını, evraklarda sahtecilik yaparak taşınmazı kendi üzerine aldığını, Gaziantep Kadastro Mahkemesinde açılan 2010/7 Esas sayılı dava dosyasında 2012/3 Karar sayılı kararı ile davalı adına yapılan tescilin hatalı olduğunu ileri sürerek, Gaziantep Kadastro Mahkemesinin 14.06.2012 tarihli ve 2010/7 Esas, 2012/3 Karar sayılı dosyasında yargılamanın yenilenmesini, yapılacak yargılama sonucunda dava konusu taşınmazın muris ...'ın mirasçıları adına payları oranında tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davacının iddiasının haksız olduğunu, dava konusu taşınmazı 1967 yılında satın aldığını ve yıllardır kendi kullanımında bulunduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacının yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebinin HMK'nin 375. maddesinin 1. fıkrasında tahdidi olarak sayılan sebeplerden, lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması durumu olan ''h'' bendi kapsamında değerlendirilebileceği, bu kapsamda davacı tarafından davalı- sanık ... aleyhine açılan Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/258 Esas ve 2022/315 Karar sayılı ilamının bekletici mesele yapıldığı ve bu davanın CMK'nin 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmek sureti ile sonuçlandığı, hükmün de istinaf incelemesinden geçerek onanarak 13.10.2023 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, kesinleşen ceza ilamı ile ''h'' bendi kapsamında yargılamanın yenilenmesi şartlarının gerçekleşmediği" gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacı tarafın, davalının dava konusu 112 parsel sayılı taşınmazı hileli yollarla kendi adına tescil ettirdiğini öne sürerek HMK 375/1-h maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesini talep ettiği ve davalı hakkında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet başvurusunda bulunduğunu bildirdiği, davacının şikayeti neticesinde Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/258 Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığı, yerel mahkeme tarafından işbu dosyanın sonuçlanmasının bekletici mesele yapıldığı, yapılan yargılama sonucu Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/258 Esas ve 2022/315 Karar sayılı kararı ile üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile davalının beraatine karar verildiği ve kararın istinaf incelemesi sonucu 13.10.2023 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, her ne kadar davacı vekili ceza dosyasında verilen beraat kararı ile bağlı kalınmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini öne sürmekte ise de ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamakla birlikte, hukuk hakiminin bu bağımsızlığının sınırsız olmadığı, öğreti ve uygulamada hukuk hakiminin, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlı olduğu ve hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsünün; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediği olarak kabul edilmekte olduğu, ceza mahkemesinin kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahip olduğu, bu nedenle ceza mahkemesinde saptanacak maddi olayın yargısal bir kararla saptanmış olmasının hukuk hakimini de bağlaması gerektiği; nitekim bu hususun, Yargıtay’ın yerleşmiş ve kökleşmiş görüşleri ile de kabul edilmiş bulunduğu; şu halde hukuk hakiminin ceza mahkemesince saptanan maddi olaylarla bağlı olduğu; somut olayda Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile beraat kararı verildiği ve yukarıda açıklandığı üzere hukuk hakiminin ceza mahkemesinde saptanan maddi olgularla bağlı olduğu, hile olduğu belirtilen hususların hem mahkeme hem de istinaf incelemesinden geçtiği, bu nedenle davacının HMK'nin 375/1-h maddesine dayalı olarak belirttiği hileye ilişkin iddianın ispatlanamadığı, açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin davacının yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararının usul ve esas bakımdan hukuka uygun olduğu" belirtilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin tensiple birlikte ... Tapu Müdürlüğü’ne müzekkere yazarak Gaziantep Kadastro Mahkemesinin 2010/7 Esas ve 2012/3 Karar sayılı dosyasını istemesine rağmen dosyanın incelenmeden karar verildiğini, davalının murisin mirasçılarını hileli işlemlerle aldattığının açıkça anlaşıldığını, davalı ... ile muris baba ...’ın anne ve baba isimlerinin aynı olması, tapu belgesindeki fotoğrafın davalının ne yaşı ne de fiziki görüntüsü nedeniyle alakasının olmaması, davalının tapunun 1/2’sinin kayıt ve tescili tarihinde 18 yaşında olması ancak söz konusu taşınmazın 50-60 yıldan beri kullanılıyor olması gibi hususların bir bütün halinde değerlendirilmediğini, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2019/33464 soruşturma numaralı ve 2021/1407 sayılı iddianamesinin ve 10.03.2020 tarihli uzmanlık raporunun dikkate alınmadığını, ceza dosyasında verilen beraat kararı ile bağlı kalınmasının Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 375/2. maddesinde belirtilen hususa aykırılık teşkil ettiğini belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yargılamanın yenilenmesi talebine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Kanun'un "Yargılamanın İadesi Sebepleri" başlıklı 375 inci maddesinde;
"(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir." hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunan ... ve ... oğlu 1926 doğumlu ...'ın mirasçısı ... vekili; müvekkilinin murisi olan ...'ın maliki olduğu çekişmeli 112 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan kadastro tespiti neticesinde söz konusu taşınmazın tespitine ilişkin Gaziantep Kadastro Mahkemesinde 10.05.1974 tarihinde tespite itiraz davası açıldığını, taşınmazın gerçek sahibi muris ...'ın yargılama devam ederken 03.03.2002 tarihinde vefat ettiğini, murisin müvekkili dahil olmak üzere 11 çocuğu olduğunu, murisin oğlu ve aynı zamanda müvekkilinin ağabeyi olan davalı ...'ın babasının adını kullanarak resmi makamları aldattığını, evraklarda sahtecilik yaparak taşınmazı kendi üzerine aldığını, Gaziantep Kadastro Mahkemesinde açılan 2010/7 Esas sayılı dava dosyasında 2012/3 Karar sayılı kararı ile davalı adına yapılan tescilin hatalı olduğunu iddia etmiştir.
Yargılamanın iadesine konu dava dosyası incelendiğinde; davacı ... ve arkadaşları tarafından 10.05.1974 tarihinde tapu kaydına dayanarak, ... aleyhine açılan davada yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verildiği; hükmün, davacılar ve asli müdahiller tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 25.02.2010 tarihli ve 2009/2637 Esas, 2010/916 Karar sayılı kararıyla, araştırmaya yönelik bozulduğu, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, Gaziantep Kadastro Mahkemesinin 14.06.2012 tarihli ve 2010/7 Esas, 2012/3 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli 112 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, taşınmazın tespit gibi 1948 doğumlu ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği; hükmün, temyiz edilmeksizin 15.08.2012 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın kadastro tespit tutanağı incelendiğinde, 13.12.1966 tarih ve 19 sıra numaralı tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tutanağın mülkiyet kısmında doğum tarihi, T.C. kimlik numarası vs. belirtilmeksizin ... oğlu ... adına 18.04.1973 tarihinde tespit edildiği; dosya arasında bulunan dava konusu taşınmazın tespitine esas olan 13.12.1966 tarih ve 19 sıra numaralı tapu kaydının 13.12.1966 tarihli satış senedinde, alıcısının davacı ve davalının müşterek murisi ... ve ... oğlu 1926 doğumlu ... olduğu anlaşılmaktadır. Öte yandan çekişmeli taşınmazın tespitine esas olan tapu kaydının satış tarihinde de (muris ...'ın tapu kaydını aldığı tarih) 04.08.1948 doğumlu davalı ... ve ... oğlu ...'ın henüz 18 yaşında olduğu sabittir.
Şu halde, her ne kadar yargılamanın yenilenmesine konu Gaziantep Kadastro Mahkemesinin 14.06.2012 tarihli ve 2010/7 Esas, 2012/3 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli 112 parsel sayılı taşınmazın 1948 doğumlu ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, tüm dosya kapsamından çekişmeli taşınmazın tespit malikinin tarafların müşterek murisi 1926 doğumlu ... ve ... oğlu ... olduğu sabit olup, İlk Derece Mahkemesince yargılama sırasında 03.03.2002 tarihinde vefat eden taşınmazın tespit maliki muris ...'ın verasete esas nüfus kayıt örneği dosya arasına getirtilerek mirasçılarının belirlenmesi ve davacılara davalarını adı geçen tespit malikinin mirasçılarına yöneltmesi için süre ve imkan tanınması, bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile muris ... ile adı, anne ve baba adı aynı olan müşterek murisin mirasçısı 1948 doğumlu ...'ın tespit maliki olduğu kabul edilip yargılamaya devam edilerek bu kişi adına tescil hükmü kurulmak suretiyle hükmün kesinleştirilmesi isabetsiz olup, sözü edilen İlk Derece Mahkemesi kararının maddi anlamda kesinleşmediği de kuşkusuzdur.
Yukarıda anlatılanlara ve çekişmeli taşınmazın tespit maliki ... ve ... oğlu 1926 doğumlu ...'ın mirasçısı ...'ın iddialarının ileri sürülüş biçimine göre, istemin, kesinleşmeyen kararın bozulmasına ilişkin olduğunun ve bu nedenle talebinin "yargılamanın iadesi" değil; "temyiz" istemi olarak değerlendirilmesi gerektiğinin kabulü zorunludur.
Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, yargılamanın yenilenmesi dilekçesinin, temyiz dilekçesi olarak kabulü ile dava esasının kapatılmasına ve dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay'a gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında karar verilmesi doğru olmadığı gibi, hükmün istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 18.09.2024 tarihli ve 2024/728 Esas, 2024/1307 Karar sayılı ilamının kaldırılmasına ve Gaziantep Kadastro Mahkemesinin 06.03.2024 tarihli ve 2020/42 Esas, 2024/112 Karar sayılı yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararının bozulup ortadan kaldırılmasına karar verilerek, Gaziantep Kadastro Mahkemesinin 14.06.2012 tarihli ve 2010/7 Esas, 2012/3 Karar sayılı dosyasının temyiz incelenmesine geçilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince, esasa girilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, davalı tespit maliki ... ve ... oğlu 1926 doğumlu ...'ın yargılama sırasında öldüğü anlaşılmasına rağmen, adı geçen davalının tüm mirasçılarının usulüne uygun şekilde davaya katılımları sağlanmadan, savunma ve delilleri sorulmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Oysa ki, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmedikçe davanın esasına girilerek hüküm kurulması hukuken mümkün bulunmamaktadır.
3. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, yargılama sırasında 2002 tarihinde öldüğü anlaşılan davalı tespit maliki ... ve ... oğlu 1926 doğumlu ...'ın tüm mirasçılarına usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ ettirilerek davada taraf olmalarının sağlanması, savunmaları alınıp bildirmeleri halinde, delilleri toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan, yanılgılı değerlendirme ile murisin mirasçısı 1948 doğumlu ...'ın tespit maliki ve davalı olduğu kabul edilerek yazılı şekilde esasa ilişkin karar verilmesi doğru görülmediği gibi, kararın kesinleştirilmesinden sonra çekişmeli taşınmaz hakkında tapu kaydının oluştuğu ve bir kısım kişiler adına tapuda intikal ettirildiği anlaşılmakta olup, husumetin tapuda kayıt maliki gözüken kişilere de yaygınlaştırılması gerektiğinden Gaziantep Kadastro Mahkemesinin 14.06.2012 tarih ve 2010/7 Esas, 2012/3 Karar sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesinin 06.03.2024 tarih ve 2020/42 Esas, 2024/112 Karar sayılı yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesinin 14.06.2012 tarih ve 2010/7 Esas, 2012/3 Karar sayılı kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.