Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/332 K.2025/4343
8. Hukuk Dairesi 2025/332 E. , 2025/4343 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1667 E., 2024/2230 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Aksaray Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/20 E., 2024/6 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Aksaray ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 408 parsel sayılı ve 13.125,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 197 ada 19 parsel numarasıyla ve 9.406,24 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ilçesi ... köyü çalışma alanında davalılar ... ve ... adlarına tapuda kayıtlı bulunan eski 1267 parsel sayılı ve 48.900,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 101 ada 301 parsel numarasıyla ve 49.335,34 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili adına kayıtlı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, eksikliğin davalılara ait taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı taşınmazında meydana gelen azalmanın müvekkiline ait taşınmazdan kaynaklanmadığını, fiili kullanım sınırlarının değişmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "dava konusu taşınmazların ortak sınırının yenileme kadastrosu çalışmalarında geçerli sınır tipinde olduğunun tespit edildiği, yapılan keşifte taşınmazları ayıran sabit sınırın bulunmadığı, taşınmazların kadastro tespitlerinden beri mevcut zemindeki sınırı ile kullanılageldiği ve sınır nedeniyle taraflar arasında bir ihtilaf olmadığının anlaşıldığı, dosya arasındaki hava fotoğraflarından dava konusu edilen (B) harfi ile gösterilen kısmın davacı tarafa ait 19 parsel sayılı taşınmazla bir bütün halinde kullanıldığının tespit edildiği, yenileme kadastrosunda hata yapıldığı, ilgili kısmın tarafların ihtilafsız kullanımına göre haritalandırılması gerektiği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazların uygulama kadastro tespitlerinin iptali ile 04.03.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda 101 ada 301 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 1.108,92 metrekarelik kısmının ifrazı ile 197 ada 19 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle, 197 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 10.515,16 metrekare yüzölçümlü olarak; 101 ada 301 parsel sayılı taşınmazın ise 48.226,42 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "dosya içeriği ve toplanan delillere göre güncel ortofoto sınırlarının uygulama kadastrosu sınırları ile uyumlu olduğu, mahallinde yapılan keşifte mahalli bilirkişilerce de tırman sınırının hiç değişmediği; dolayısıyla uygulama sınırlarının önceki tesis kadastrosu sınırları ile aynı olduğu yönünde beyanda bulunuldukları; ancak, çekişmeli taşınmaz bölümünün tesis kadastrosu tarihine yakın 1984 tarihli hava fotoğrafında davacıya ait eski 408 parselin tesis kadastrosu sınırlarında kaldığı, davacının keşif mahallinde taşınmaz sınırlarının mevcuttaki gibi olduğuna dair beyanlarının sonradan satın almasına dayalı yanılgıdan kaynaklandığı, uygulama kadastrosu sırasında güncel sınırlara göre ölçüm yapılmasının mülkiyet aktarımına neden olduğu anlaşıldığından, mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde ve davacı lehine vekalet ücretine ilişkin hükmün düzeltilmesinde hukuka aykırı yönün görülmediği ancak, uygulama kadasrosuna ilişkin davalarda ileri mühendislik bilgisine göre araştırma yapılıp dava açılırken eksik yüzölçüm miktarının davacı tarafça belirlenmesi beklenemeyeceğinden davanın tam kabul niteliği ile davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların uygulama kadastro tespitlerinin iptali ile 04.03.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda 101 ada 301 parsel sayılı taşınmazın (B) harfi ile gösterilen 1.108,92 metrekarelik kısmının ifrazı ile 197 ada 19 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle, 197 ada 19 parsel sayılı taşınmazın 10.515,16 metrekare yüzölçümlü olarak; 101 ada 301 parsel sayılı taşınmazın ise 48.226,42 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; güncel ortofoto sınırlarının uygulama kadastrosu sınırları ile uyumlu olduğu, mahalli bilirkişilerin tırman sınırlarının hiç değişmediği yönündeki beyanları, davacının keşif mahallinde taşınmaz sınırlarının mevcuttaki gibi olduğuna dair beyanlarına rağmen, yazılı şekilde karar verildiğini beyan ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-A maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.