Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/729 K.2025/4305

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/729 📋 K. 2025/4305 📅 29.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/729 E.  ,  2025/4305 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1007 E., 2024/2974 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/140 E., 2022/509 K.
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
....................Mahallesi çalışma alanında 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 Kanun) Geçici 1. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 8031 ada 10 parsel sayılı 852,60 m² yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine " 7143 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesi hükümlerine tabi tutulduğu ve Sultanbeyli Belediyesi'nin kullanımında olduğu" şerhi yazılarak, arsa vasfıyla ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ...; çekişmeli taşınmazı 2012 yılında önceki zilyedi olan ...................'den satın aldığını ve taşınmaz üzerinde çam ağaçlarının bulunduğunu, satın aldığı tarihten bu yana kendi fiili kullanımında bulunduğunu iddia ederek dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... davacıya ait emlak vergisine ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı ve mükellefiyet kaydına rastlanılmadığı, ortofoto haritalar ile 1982 yılına ait hava fotoğrafları incelendiğinde davacının tapu hissesinin bulunmadığı, söz konusu yerin davalı Belediyenin kullanımında olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde 32 adet çam cinsi ağaç olduğu, bu hali ile söz konusu ağaçların yaşı ve niteliği itibarı ile davacıya ait olmadığının anlaşıldığı, dava konusu taşınmazda kadastro tespit tarihinde ve öncesinde fiili kullanım bulunmadığı, her halükarda kullanım kadastrosunda fiili durumla desteklenmeyen vergi veya emlak kayıtlarının tek başına yeterliliğinden bahsetmek mümkün olmayacağı.." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olup İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...Dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile özellikle UYAP da kayıtlı 20.12.2021 tarihli yazı cevabı ekindeki uydu görüntülerinden anlaşıldığı üzere dava konusu taşınmazın 2013 yılından bu yana dikim yoluyla yetiştirilen 32 adet çam ağacından müteşekkil ağaçlandırılmış alan vasfında olduğu, aksine bir ispat olmayan davalı ... yazı cevabına göre gerek itiraz konusu kısım ve gerekse itiraz edilen alan haricinde kalan kısmın davalı tarafından ağaçlandırıldığı, dolayısıyla taşınmazın bu niteliğine göre özel mülkiyete konu olacak şekilde fiili kullanım veyahut zilyetliğe uygun olmadığı, davacı tarafın dayanmış olduğu 01.03.2012 tarihli satış senedi ile bu yerin 150 m²'sinin zilyetliğini devralmış olsa bile (bilirkişi raporunda zilyetliği devralınan 150 m² taşınmazın 86,50 m²'sinin itiraz konusu parsel kaldığı açıklanmıştır), bu taşınmazın asgari 2013 yılından bu yana ağaçlandırma sahası olarak fiilen kullanılmasıyla birlikte davacının zilyetliğinin sona erdiği, zilyetliğin korunmasına ilişkin herhangi bir davanın açıldığına dair bir iddianın da ileri sürülmediği, Yargıtay kararlarına göre kullanım kadastrosunda fiili durumla desteklenmeyen vergi veya emlak kayıtlarının tek başına yeterliliğinden bahsetmenin mümkün olmadığı, dolayısıyla kullanım kadastro çalışmasında yapılan tespitin doğru olduğu, davanın ve istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.