Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/2246 K.2025/4202
8. Hukuk Dairesi 2025/2246 E. , 2025/4202 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/116 E., 2023/115 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Hazine ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine, .......................köyünde Adana Büyükşehir Belediye Encümeninin 28.02.2007 tarihli ve 421 sayılı kararıyla 3194 sayılı Kanun'un 18 ve 19 . maddeleri uyarınca yaptığı imar çalışmasında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerleri düzenlemeye aldığını, ancak bu çalışmanın Mahkeme kararı ile iptal edildiğini bu sebeple imar çalışması sonucu oluşan tescilllerin yolsuz olduğunu, dava konusu 4897 ada 2 parsel sayılı taşınmazın da imar çalışması ile oluştuğunu, bu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlere isabet eden kısmının iptali ile Hazine adına tescilini taşınmazın eski hale iadesini, olmadığı takdirde tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... dava konusu taşınmazda malik olmadığını belirterek husumet yokluğu nedeni ile davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; dava konusu taşınmazın, ............... köyü sınırları içerisinde yer aldığı, taşınmazın bulunduğu alanda önce Seyhan Belediyesinin 04.06.1998 tarihli ve 2918 ve 06.08.1998 tarihli ve 4372 sayılı encümen kararlarına istinaden 38 no.lu, daha sonra da ... tarafından 28.02.2007 tarihli ve 420 sayılı encümen kararına istinaden imar uygulaması yapıldığı, ilk imar uygulamaları ile dava konusu yerin 4898 ada 1 parsel numarası ile 12.594 m² olarak 198/2400 oranındaki hissenin Hazine adına, 2202/2400 hissesinin de ... adına tescilli iken imar uygulamasına tâbi tutularak 4898 ada 1 parselde bulunan Hazineye ait 198/4200 oranındaki hissenin 4916 ada 2 parsele 1039/6253 hisse oranında dağıtımının yapıldığı, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığının 28.02.2007 tarihli ve 420 sayılı encümen kararına istinaden yapılan uygulama ile dava konusu taşınmazın 09.08.2007 tarihli ve 19868 yevmiye numarası ile tescil edildiği, Adana Büyükşehir Belediyesinin 28.02.2007 tarihli ve 420 sayılı encümen kararına istinaden yapılmış olan imar uygulamalarının da Adana 2. İdare Mahkemesinin 2007/1195 Esas ve 2007/2072 Karar sayılı ilâmları ile iptal edildiği, Seyhan Belediyesinin 04.06.1998 tarihli ve 2918 sayılı ve 06.08.1998 tarihli ve 4372 sayılı encümen kararlarına istinaden yapılan 38 numaralı imar uygulamasının iptali talebiyle Hazine tarafından Adana 2. İdare Mahkemesine dava açıldığı, Mahkeme tarafından 2003/1179 Esas ve 2003/1214 Karar sayılı ilâmı ile davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verildiği, bu kararın Danıştay 6. Dairesinin 2004/2202 Esas ve 2006/2574 Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleştiği, imar şüyulandırmasının dayanağı olan idarî işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanaksız kalacağı ve yolsuz tescil durumuna düşeceği, Seyhan Belediyesince yapılan 38 no.lu imar düzenlemesinin idarî yargıca iptal edilmediği, halen geçerliliğini koruduğu, dolayısıyla 38 no.lu imar düzenlemesi ile ilgili idarî yargıda dava açılarak işlem iptal ettirilmedikçe bu davanın dinlenme olanağının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine, yine dava konusu taşınmazların bulunduğu mahalde Çukurova Belediyesinin kurulduğu, dolayısıyla davalı ... Belediyesinin taraf sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla, Seyhan Belediyesi aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.10.2013 tarihli ve 2013/4361 Esas, 2013/ 8822 Karar sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamında özetle; "mahkemece, imar uygulaması iptal edilmedikçe böyle bir davanın açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; mahkemenin kabulünün ve yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm kurmaya yeterli olmadığı, Kabasakal Köyünde orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapıldığı ve 26.11.2001 tarihinde ilân edildiği , mahkemece orman tahdidine ilişkin belgeler getirtilip mahallinde uygulanmadığı gibi, 1998 yılında yapılan imar paftası ve 1958 yılında yapılan arazi kadastrosuna ait kadastro paftası ve orman tahdit haritasının çakıştırılmadığı dosyada mevcut 12.03.2012 tarihli teknik bilirkişi ............. tarafından düzenlenen ek raporun hüküm kurmaya yeterli olmadığı,bu sebeplerle orman kadastrosuna ilişkin belge ve haritalar ile 1958 yılında yapılan arazi kadastrosuna ait kadastro paftası ve 1998 yılında yapıldığı anlaşılan imar paftası getirtilip, yeniden keşif yapılması , orman tahdit haritası ve yörede 1998 yılında Seyhan Belediyesince yapılan imar uygulamasına ilişkin imar planı ve 1958 yılında yörede yapılan arazi kadastrosuna ilişkin kadastro paftasının birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri rapor alınması ve sonuca göre karar verilmesi, kabule göre de davacının tazminat talebi hakkında da olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin usûl ve kanuna aykırı olduğu" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; Seyhan Belediyesi tarafından yapılan imar düzenlemesinin yargı kararıyla iptal edilmediği ve geçerliliğini koruduğu gerekçesiyle davanın reddine, Seyhan Belediyesine yönelik davanın çekişmeli taşınmaz Çukurova Belediyesi sınırlarında kaldığından husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.02.2021 tarihli ve 2020/4038 Esas, 2021/1228 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamında özetle; "Davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde olmadığı,ancak mahkemece bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerektiği, bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu , bozma gereklerine uygun hazırlanmış 12.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda orman sınırı içerisinde kaldığı belirlenen ve (B), (C), (D) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı" gereğine değilmiş, davalı ... ve Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş, Dairenin 07.06.2022 tarihli ve 2021/16483 Esas, 2022/5469 Karar sayılı ilamı ile hukuki yararları olmadığından karar düzeltme dilekçelerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7 nci maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesine eklenen hükme göre; " 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi kapsamında yapılmış imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edileceği veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değerinin ödeneceği"nin belirtildiği, eklenen bu hüküm uyarınca idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden, imar parselinin kadastral parsele ihyasına yönelik dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesine eklenen son fıkra gereğince imar uygulamalarının Mahkeme kararları ile iptal edildiği kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da eksik inceleme ile karar verilmiştir.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazların olduğu yerde arazi kadastrosu 1951 yılında yapılarak kesinleşmiş,1998 yılında Seyhan Belediyesi tarafından yapılan imar çalışması ile dava konusu yer 4898 ada 1 parsel sayısı ile Hazine ve ... adına paylı olarak tapuya tescil edilmiştir.
Daha sonra 2007 yılında Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından yeni bir imar çalışması yapılmış, Hazine adına 4898 ada 1 parselde kayıtlı pay başka parsele gitmiş ... adına kayıtlı pay ise 4897 ada 2 parsel sayısı ile tapuya tescil edilmiştir.
Davacı Hazine dava açarken Büyükşehir Belediyesi tarafından 2007 yılında yapılan imar çalışmasının Mahkeme kararı ile iptal edildiği ileri sürülerek bazı İdare Mahkemesi kararlarına dayanmıştır. Hazine tarafından ileri sürülen Mahkeme kararları incelendiğinde; imar çalışmalarının iptaline ilişkin kararların her bir parsel için ayrı ayrı ve dava dışı parsellere ilişkin oldukları, iptal kararlarının içeriğinde, 1998 yılında Seyhan Belediyesince yapılan imar çalışmalarının Mahkeme kararları ile iptal edildiği buna rağmen Büyükşehir Belediyesince iptal edilen parseller üzerinden yeni imar uygulaması yapılamayacağından bahsedilerek Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan imar çalışmalarının iptaline karar verildiği ancak taraflarca sunulan yada bilirkişi raporlarında belirtilen bu iptal kararlarında dava konusu 4897 ada 2 parsel sayılı taşınmaz için verilmiş bir iptal kararına rastlanmadığı, 1998 yılında yapılan imar çalışmasına karşı Hazine tarafından açılan ve zamanaşımından ret kararı verildiği iddia edilen Adana 2. İdare Mahkemesinin 2003/1179 Esas ve 2003/1211 Karar sayılı kararın ve Adana 1. İdare Mahkemesine ait 2002/1191 Esas sayılı dosyasında verilen kararın dosya içerinde ve UYAP kayıtlarında mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu sebeple öncelikle idari yargı mercileri tarafından dava konusu taşınmaz için hem 1998 yılında hem 2007 yılında yapılan imar çalışmalarının iptal edilip edilmediğinin taraflardan sorulup ilgili Mahkeme kararlarının kesinleşme şerhli olarak dosya içerisine alınmalı, bundan sonra 20.02.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesine eklenen fıkra davacının kadastral parsele dönülmesi talebi açısından değerlendirilmeli, ancak davacının kadastral parsele dönülmesi talebi yanından tapu iptal ve tescil talebi de olduğundan, yörede 2001 yılında yapılarak kesinleşen orman kadastro tutanaklarından orman sınır noktaları tarif edilirken kadastral parsel sınırları esas alınmış ise de kadastral parsel sınırları ile imar parsel sınırları birbiri ile uyumlu olmayıp hükme esas alınan raporlarda imar parselinin bozma ilamında belirtilen (B)-(C)-(D) harfli kısımları orman sınırı içinde kaldığı belirlendiğine, imar planları hakkında verilen kararlar ve usuli kazanılmış haklar da gözönünde bulundurularak göre davacının tapu iptal ve tescil talebi hakkında da karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Davalı ... Belediyesinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davalı ... Başkanlığına iadesine,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.