Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/2017 K.2025/3867

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2017 📋 K. 2025/3867 📅 21.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/2017 E.  ,  2025/3867 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1830 E., 2024/103 K
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/803 E., 2022/1861 K.
Taraflar arasında ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen tevliyete ehil vakıf evladı olduğunun tespiti davası sonucunda verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde, davacı ...'nin ...'da kurulu Mülhak ... Vakfının tevliyetine ehil vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; vakfiye içeriğinden tevliyetin batın şartına bağlandığı, davacının bulunduğu batından önce gelen batında sağ evlat olmadığı, üst batnın sona erdiği, son mütevelli ...'nin de davacı ile aynı batında olduğu ve davacı dışında başkaca tevliyete talip evlat bulunmadığından, Davacı ...'nin, Vakıflar Yönetmeliğinin 24. maddesinde belirtilen, a) Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak, b) En az ilkokul mezunu olmak, c) Kanunun 9 uncu maddesinde belirtilen suçlardan birinden mahkûm olmamak şartlarını taşıdığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve; "Davacının mülhak ... Vakfının tevliyetine müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine" karar verilmiştir.
Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; 27.10.2020 tarihinde vefat ettiği anlaşılan vakfın son mütevellisi ...'nin dosya davacısı ...'nin amcası olduğu, davacının, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/166 Esas ve 2016/340 Karar sayılı kararı ile ... Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğuna dair karar verildiği, kararın Yargıtay incelemesinden geçerek 07.05.2019 tarihinde kesinleştiği, (10.04.2022 tarihli bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere) dava konusu vakfa ait (vakfiye yerine kaim) 21 1297 H. tarihli ilamda tevliyetin, batın şartına uyulmak sureti ile evladı evladına ait olacağının belirtildiği, evladı evlat ibaresinin, vakfedenin erkek ve kız evlatlarını kapsadığı, tevliyete ehil olma hususunda, kız veya erkek evlat olmanın öneminin bulunmadığı, eldeki davada olduğu gibi, batın tertibinin öngörüldüğü hallerde, ön batında evlat var iken sonraki batında bulunan evlada tevliyet ve galle fazlası verilemeyeceği, Mahkeme yazışmaları, nüfus kaydı, sabıka kaydı ve üniversite diploması içeriğinden davacının; medeni haklarını kullanma ehliyetine haiz, sabıkasız ve yüksek okul mezunu olduğunun anlaşıldığı, somut olayda, her ne kadar 5737 sayılı Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 76. maddesi uyarınca tevliyete ehil vakıf evladı olunduğunun tespitine ilişkin davalarda vakıf mütevellisi yasal hasım konumunda ise de, dava konusu vakfın mütevellisinin hayatta olmayışı ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün 03.11.2020 tarihli müzekkere cevabında, mütevellisinin ölmesi sebebi ile dava konusu vakfın ... Vakıflar Bölge Müdürlüğünce yönetilmeye başlandığının belirtilmiş olması karşısında, davalı vakıf mütevellisinin taraf olarak dosyaya eklenmemesinde ve hasım gösterilmemiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, bunun gibi, davaya konu vakfın galleye müstehak vakıf evladı olan davacının medeni hakları kullanma ehliyetine haiz, sabıkasız ve yüksek okul mezunu olduğu, üst batında yer alan ... (), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nin hayatta olmadıkları, ... ve ...'nin ölüm tarihleri (yapılan tüm yazışmalara rağmen) belirlenememiş olsa da, nüfus kayıtlarındaki doğum tarihleri dikkate alındığında halen hayatta olduklarının düşünülemeyeceği, yani davacıya göre üst batında kalan şahıslar arasında sağ evlat bulunmadığı, bu itibarla davacının, 5737 sayılı Kanunu'nun 6. ve Vakıflar Yönetmeliği'nin 24. maddesinde, tevliyet için gereken şartlara haiz olduğu, yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davalı ... vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar ederek davalı idarenin harçtan muaf olduğunu, istinaf ve temyiz başvurularında alınan harçların iadesi gerektiğini, dava konusu vakfın mülhak vakıf olduğu ve davalı ... tarafından emaneten yönetildiğini, mülhak vakfın dava da davalı gösterilmesi gerektiğini, talep ile verilen kararın örtüşmediğini, Vakfın yöneticisi olacak kişilerin, vakfiyedeki yukarıda sayılan şartların yanı sıra, aynı zamanda 5737 sayılı Kanun'un 9. maddesinde sıralanan suçlardan mahkum olmaması ve yine Vakıflar Yönetmeliğinin 24. maddesinde düzenlenen; a) medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak, b) En az ilkokul mezunu olmak ve c) Kanun'un 9. maddesinde belirtilen suçlardan birinden mahkum olmamak şartlarını da taşıması gerektiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, arz edilen ve resen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, mülhak vakfa mütevelli atanma kararına esas teşkil etmesi yönü ile vakfın tevliyetine ehil vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına ve temyiz nedenleri ile temyiz edenin sıfatına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 77. maddesinin ikinci fıkrası (7531 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik) uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğünden harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden Vakıflar Genel Müdürlüğüne iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.