Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/348 K.2025/3880

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/348 📋 K. 2025/3880 📅 21.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/348 E.  ,  2025/3880 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/12 E., 2024/506 K.
Taraflar arasındaki zilyetlik nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Dairemizin 11.10.2023 tarihli ve 2021/12771 Esas, 2023/5135 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... İdaresi vekili ile dahili davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ...köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 11 parsel sayılı taşınmaz, orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ...köyü 101 ada 11 parselin bir kısmının müvekkili olan davacının zilyetliğinde bulunduğunu iddia ederek, taşınmazın bu kısmının tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiş ve yargılama sırasında davacının vefat etmesi nedeniyle dava mirasçıları tarafından takip edilmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
Dahili davalı Hazine tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2013 tarihli ve 2011/64 Esas, 2013/355 Karar sayılı kararıyla verilen, davanın reddine dair ilk karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi' nin 11.03.2014 tarihli ve 2014/1541 Esas, 2014/3001 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
Bozma ilamı doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 24.03.2016 tarihli ve 2014/74 Esas, 2016/72 Karar sayılı kararla verilen, davanın kabulüne dair ikinci hükmün, davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Hukuk Dairesi' nin 14.03.2018 tarihli ve 2016/7486 Esas, 2018/1786 Karar sayılı kararıyla bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama neticesinde, 28.11.2019 tarihli ve 2018/173 Esas, 2019/469 Karar sayılı kararla, davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı ... İdaresi ve dahili davalı Hazine tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 11.10.2023 tarihli ve 2021/12771 Esas, 2023/5135 Karar sayılı ilamıyla; ".. 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinin, 'tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40; kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir' hükmü gereğince İlk Derece Mahkemesince belgesiz zilyetlik yolu ile edinilecek miktar sınırının aşılıp aşılmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi ..." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... 101 ada 11 parsel sayılı kısmın 180 ada 3 parselin devamı olarak, krokide (A) harfi ile gösterilen yerin davacı tarafından çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyet olduğunun ispatlandığı, davacı tarafça kazanılmış toprak miktarının 100 dönümü geçmediğinin anlaşıldığı ..." gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu ...köyü, 101 ada 11 parselin tapu kaydının iptal edilerek, harita bilirkişileri ...... ve...............'nın 30.07.2019 havale tarihli raporlarında (A) harfi ile gösterdikleri 3004,82 m²lik kısmın ifraz edilerek 180 adanın en son parsel numarasından sonra gelen bir parsel numarası verilerek tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ifrazdan sonra geriye kalan 11.960,52 m²lik kısmın ise vasfı ve ada/parsel numarası değişmeksizin Hazine adına kayıt ve tescilinin devamına karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi vekili ile dahili davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, yeniden keşif yapılarak, bilirkişi raporu aldırılması taleplerinin Mahkemece kabul edilmediğini, dosya kapsamında yeniden keşif yapılarak dava konusu yerin orman vasfında olup olmadığı yönünde memleket haritası ve hava fotoğraflarının dava konusu yere uygulanmak suretiyle incelenmediğini, dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar karşısındaki durumunun saptanmadığını, komşu parselin orman olarak tescil görmesi nedeniyle dava konusu yerin çevre arazilerle birlikte gözlemlenmesi hususunun dikkate alınmadığını, dava konusu parselin orman vasfında olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
Dahili davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu yerin orman olduğunu, imar ihya ve zilyetlik şartlarının oluşmadığını beyan ederek hükmün bozulmasını istemiştir.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince, davacı taraf lehine zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; bir taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için, öncelikle zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olması, bundan sonra da 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerindeki koşulların birlikte gerçekleşmiş olması zorunludur.
İlk Derece Mahkemesince, davacının, aynı çalışma alanı içerisinde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla belgesizden edindiği taşınmaz miktarının 3402 sayılı Kanun' un 14/1. maddesinde düzenlenen 100 dönüm sınırını aşmadığı kabul edilmiş ise de, bu kabulün dosya kapsamına uygun düşmediği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince davacı adına susuz olarak kazanılmış toprak miktarının toplamının (182 ada 3 parsel 754,62 m², 145 ada 1 parsel 8.388,67 m², 169 ada 5 parsel 1.588,30 m², 171 ada 12 parsel 300,62 m², 177 ada 1 parsel 1.078,36 m², 178 ada 1 parsel 356,80 m², 180 ada 3 parsel 2.717,23 m², 180 ada 5 parsel 908,74 m², 180 ada 7 parsel 727,19 m², 180 ada 10 parsel 795,41 m², 180 ada 11 parsel 866,65 m², 180 ada 15 parsel 12.844,96 m², 181 ada 1 parsel 292,97 m², 183 ada 15 parsel 24.116,82 m², 183 ada 19 parsel 4.503,18 m², 183 ada 26 parsel 7.857,59 m², 183 ada 28 parsel 1.581,61 m², 148 ada 48 parsel 68,14 m², 148 ada 49 parsel 15.022,64 m², 152 ada 13 parsel 2.265,52 m², 152 ada 14 parsel 4.770,48 m²) 91.806,50 m² olduğu belirtilmiş, ancak davacı adına senetsizden tespit ve tescil edilen 152 ada 6 parsel dikkate alınmamıştır. Söz konusu 152 ada 6 parsel sayılı taşınmazın miktarı 9.712,24 m² olup, bu parsel ile birlikte davacı tarafın senetsizden edindiği taşınmaz miktarı toplam 101.518,74 m² olmaktadır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, davacı adına aynı çalışma alanında belgesizden, zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edilen taşınmazların miktarı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesindeki 100 dönümlük norm sınırını aşmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davacı adına, aynı çalışma alanında belgesizden / senetsizden zilyetliğe dayalı olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz miktarının, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki norm sınırını (100 dönümlük sınırı) aştığı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesi yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 440/III-1 ve 2. maddelerine istinaden karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.