Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1949 K.2025/3829
8. Hukuk Dairesi 2024/1949 E. , 2025/3829 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/899 E., 2023/1515 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının
kaldırılmasına ve davanın reddine,
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/76 E., 2022/44 K.
Taraflar arasındaki dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şerhi konulması talebine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacının, ... ..................Mahallesi 28125 ada 62 parsel sayılı taşınmazda 1996 tarihinden itibaren zilyetliğinin bulunduğunu, taşınmazın eski adıyla ...köyü 1408 sayılı parsel üzerinde olduğunu, yapılan kadastro tespitine karşı açılan davaya Hazinenin, adına tescili gerektiği iddiasıyla müdahil olduğunu, Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/366 Esas 1994/74 Karar sayılı kararıyla dava konusu taşınmazın 1976 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun' un (2/B) maddesi uygulaması sonucu orman dışına çıkarıldığı gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verildiğini, kararın Yargıtayca aynı gerekçelerle onanarak kesinleştiğini ve tapuya tescil edildiğini, dava konusu taşınmaz olan 1408 sayılı parselin ifraz edilmesiyle oluşan komşu parseller hakkında açılan davaların Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini ve tapuya tescil edildiğini, 28125 ada 62 parsel sayılı taşınmaz orman sınırları dışarısına çıkartılmış olmasına rağmen eski kayıtlarda ...köyü 1408 sayılı parsel ifraz edilerek tapuda Hazine adına kayıt oluşturulduğunu, şu anki tapu kayıtlarında taşınmazın 28125 ada 62 parsel olarak gözüktüğünü, aynı ada üzerindeki komşu parseller olan 65, 66, 67, 68, 70, 71, 72 ve 73 parsellerin kesin hüküm niteliğindeki Yargıtay ilamları ile 6831 sayılı Kanun' un (2/B) maddesi kapsamında olduğu, kesin hüküm kararlarına rağmen tapu kayıtlarında taşınmazın orman sınırları dışına çıkartıldığına dair kayıt olmamasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, davacının kullandığı parseli 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre doğrudan satın almak istediğini, ancak yaptıkları başvurulara rağmen tapuda 6831 sayılı Kanun' un (2/B) maddesi şerhi olmadığı için Kadastro Müdürlüğünün bu yerde kullanım tespiti yapmadığını, Defterdarlığın da bu nedenle satış işlemini yapmadığını ileri sürerek, 28125 ada 62 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanunun (2/B) maddesi gereğince orman sınırı dışına çıkarıldığına ilişkin tapu kaydının beyanlar hanesine şerh verilmesine hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile dava konusu ... Mahallesi 28125 ada 62 parsel sayılı taşınmazın 6292 sayılı Kanun'un (2/B) maddesi uyarınca orman sınırı dışına çıkartılan yer olduğunun tespiti ile bu durumun tapu kaydında beyanlar hanesine şerhine karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından, "usul ve kanuna aykırı karar verildiği, zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarının dikkate alınmadığı, taşınmazın ormandan Hazine adına çıkarma işleminin idarenin tasarrufu altında olduğu, idari prosedüre bağlı olduğu, yargı yoluyla satışa, idari işleme sebebiyet verebilecek idareyi zorlayıcı davanın görülüp karara bağlanamayacağı, davanın görev yönünden reddi gerektiği, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olmadığı, taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un (2/B) maddesi uyarınca orman dışına çıkartılmasının mümkün olmadığı, kabul anlamına gelmemekle ilk derece mahkemesince aleyhe vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, Hazinenin yasal hasım konumunda olduğu, davanın açılmasına sebebiyet vermediği" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2023/1833 Esas, 2023/2657 Karar sayılı ilamında ve aynı bölgeye ilişkin aynı nitelikteki ilamlarında, çekişmeli taşınmazın 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, Vakıflar İdaresinin ...Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığına, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığına” şeklinde de işaret edildiği, 1976 yılında orman kadastro komisyonunca “Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 nolu hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere” nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiği kabul edildiğinden, önce çekişmeli taşınmazın orman olarak sınırlandırıldığı, daha sonra 14.07.1976 tarihinde II nolu parsel sahası olarak 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, tahdit ve 2. madde uygulamasının 15.07.1976 tarihinde ilan edildiği, süresi içinde itiraz edilmesi üzerine itirazları inceleme komisyonunca 09.11.1976 tarihli itirazları inceleme tutanağında belirtildiği üzere “2 nolu parselin 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinin istisna fıkraları hükmüne giren yerlerden olduğu tespit edildiğinden, 2 nolu parsel ile içerisinde mevcut itirazlı sahanın 6831 sayılı Kanun'un orman saymadığı yerlerden olarak orman sınırları dışında bırakılmasına ve ekip tarafından yapılan işlemin bu şekilde düzeltilmesine” karar verilmek suretiyle orman sınırları dışında orman sayılmayan yerde bırakıldığı, söz konusu komisyon tutanağının 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarına konu edilmediğinin anlaşılmakta olduğu, tüm bu açıklamalar ışığında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla Vakıflar İdaresinin dayandığı ...Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar bakımından orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, 7 numaralı orman kadastro komisyonunca yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda çekişmeli parselin önce orman sınırları içinde kabul edilip 2. madde gereği Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılması, daha sonra itirazları inceleme komisyonunca orman sınırları dışında (ziraat alanında) bırakılması işleminin hiçbir yasal dayanağı olmayıp, 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2 nci veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının mümkün olmadığı, somut olayda her ne kadar 1976 yılında 7 numaralı orman kadastro komisyonu taşınmazları Hazine adına orman sınırı dışına çıkarmışsa da işleme itiraz olması üzerine aynı komisyonun ( 7 numaralı orman kadastro komisyonu) bu işlemi iptal ederek taşınmazları orman sınırı dışında (ziraat alanında) bıraktığı, dolayısı ile çekişmeli taşınmazlar bakımından ayakta olan 2. madde çalışmasından sözedilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, çekişmeli taşınmazın halen 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olduğu anlaşılmakta olup, çekişmeli taşınmazın hükmen tesciline ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrasında belirtilmeyen, ancak gerekçe kısmında yer verilen taşınmazın 2. madde ya da 2/B alanında olduğu yönündeki belirlemenin kesin hüküm olarak değerlendirilmesi de hukuken mümkün bulunmadığı, zira, kesin hükmün varlığı için, her iki davanın taraflarının dava sebeplerinin ve ilk davadaki hüküm fıkrası ile diğer davadaki talep sonucunun aynı olması gerektiği gibi, kesin hükümle bağlılığın, kural olarak, hüküm fıkrasına münhasır olup gerekçeye sirayet etmeyeceği, hal böyle olunca, dava, tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2. Maddesi 2/B maddesi kapsamında orman dışına çıkartılan alanda kalmadığı anlaşıldığına göre, taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönünde karar verildiği, davaya konu taşınmazın 1942 yılında yapılan tahditte orman olduğu ve halen bu niteliğini koruduğu, hükmen tescile ilişkin Mahkeme kararının kesin hüküm niteliğinde bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu ..." gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.