Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1001 K.2025/3769
8. Hukuk Dairesi 2024/1001 E. , 2025/3769 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1100 E., 2023/982 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ergani 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/475 E., 2021/109 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı istemli olarak temyiz edilmesi üzerine, duruşma isteminin dava değeri itibariyle reddine karar verilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin dava konusu ........... Mahallesinde kain 127 ada 1, 141 ada 35 ve 46 ile 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazların 1938 tarihli ve 215 sayılı arazi kayıt belgesi ile müşterek maliki olduklarını, taşınmazların önce murisler sonrasında intikalen müvekkilleri tarafından aralıksız nizasız ev ve ağıl olarak kullanılmakta iken kadastro çalışmaları sırasında ham toprak, mera ve orman parselleri içerisinde gösterildiklerini ileri sürerek taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adına eşit hisseli olarak tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın mera, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman, 141 ada 46 parsel sayılı taşınmazın ise ham toprak vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini, 141 ada 35 parselin ise dava dışı ... isimli şahıs adına tescil edildiğini, dava konusu taşınmazların ekilip biçilme ya da başka suretle kullanılmasının söz konusu olmadığı gibi taşınmazların zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... Belediyesi Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın Büyükşehir Belediye sınırları içinde olduğunu bu nedenle davanın husumetten reddi gerektiğini ayrıca taşınmazda kadastro tespit tarihinden geriye doğru yirmi yıllık kesintisiz zilyetlik şartının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, (dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın Ergani Kadastro Mahkemesinin 2011/6 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu anlaşıldığından, bu parsel yönünden tefrik kararı verilerek) dava konusu 141 ada 35 parsel sayılı taşınmazın dava dışı ... adına tescil edildiği anlaşıldığından bu parsel hakkında davalıların pasif husumetinin bulunmadığı, 141 ada 46 ve 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, söz konusu taşınmazların taşlık kayalık oldukları, imar ihyalarının tamamlanmamış oldukları, 127 ada 1 parsel sayıl taşınmazda (A) harfi ile gösterilen yerin mera parseli ile bütünlük gösterdiği gerekçesiyle, 141 ada 35 parsel yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebi ile reddine, 127 ada 1 parsel, 141 ada 46 parsel sayılı taşınmazlar yönünden de davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece toplanan deliller, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporlarına göre; 02.12.2020 tarihli harita bilirkişi raporunda 1954, 1984, 2002 yıllarına ait hava fotoğraflarının incelenmesinde; 141 ada 46 parsel sayılı taşınmazın taşlık niteliğinde olduğu ve imar ihyanın olmadığı, 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile belirtilen (4.429,18 m²) kısmında 1954 ve 1984 yıllarına ait hava fotoğraflarında taşlık alan olduğu, imar ihyanın bulunmadığı ve üzerinde yer yer meşe ağaçlarının bulunduğu, 2002 yılına ait hava fotoğrafında ise bu kısımdaki taşların temizlendiği, üzerinde yer yer meşe ağaçlarının görüldüğü, 2018 tarihli uydu görüntülerine göre de 141 ada 46 parsel sayılı taşınmazın taşlık, 127 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi gösterilen kısmının sürülü olduğu ve üzerinde yer yer meşe ağaçlarının bulunduğunun belirtildiği, 28.01.2020 tarihli ziraat bilirkişi kurulu raporunda 141 ada 46 parselin imar ihyaya konu edilmediği, tarımsal faaliyetin yapılmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altına bulunan tarım dışı yerlerden olduğu, 127 ada 1 parselin (A) harfi ile belirtilen kısmının keşif günü itibariyle tarımsal faaliyet yapıldığı, taşlar kısmen temizlenip öbekler halinde toplandığı, yer yer meşe ağaçlarının bulunduğu, insan veya hayvan gücünden faydalanılarak sınırlı tarımsal faaliyet yapıldığı, 2002 yılında taşların temizlenerek imar ihyanın başladığı, taşınmazın tarımsal üretim potansiyeli düşük tarım arazisi vasfında olduğu ancak etrafının çevreleyen mera ile bütün olduğu, doğal veya yapay bir sınırla ayrılmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altından bulunan yerlerden olduğu, zilyetlikle edilebilen yerlerden olmadığının belirtildiği, bilirkişi raporunda belirtilen hususların Mahkeme gözlemine de yansıdığı, 1992 yılında köy boşaltması olup olmadığına dair kolluk marifeti ile yapılan araştırmada 1992 yılında ve sonrasında herhangi bir terör olayının meydana gelmediğinin belirtildiği, keza bu tarihten önce de dava konusu taşınmazlarda imar ihyanın bulunduğunun tespit edilemediği, yine her ne kadar davacılar tarafından dayandıkları vergi kaydının uygulanmadığı ileri sürülerek istinaf talebinde bulunmuş iseler de, zilyetlikle birleşmeyen vergi kayıtlarına ve bilirkişi raporlarıyla desteklenmeyen beyanlara itibar edilemeyeceği, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, bu haliyle dava konusu edilen taşınmazlarda tespit tarihi itibariyle davacılar lehine kazanım koşullarının oluşmadığı, dava konusu edilen 141 ada 35 parselin ise dava dışı ... adına kayıtlı olduğu ve kendisine husumet yöneltilmemiş olduğu anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, kararın dayandığı gerekçeye, delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırı bir durum bulunmadığından davacının yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların dayandıkları vergi kaydının Mahkemece usulüne uygun uygulanmadığını, verilen kararın usul ve esasa aykırı olduğunu beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.