Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1120 K.2025/3654

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1120 📋 K. 2025/3654 📅 12.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/1120 E.  ,  2025/3654 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/28 E., 2023/178 K.
KARAR : Davanın kabulüne, karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne, müdahalenin men'i talebi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş olup, kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında; ... köyü 157 parsel sayılı taşınmazın, yörede 1975 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında 20.950,00 metrekare yüzölçümlü tarla niteliği ile K.Sani .... tarih .... no.lu tapu kaydına dayanılarak ... adına tespit edildiği, halen tapuda davalı adına kayıtlı olduğu, yörede 06.04.1994 tarihinde ilan edilen 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; ... köyü 157 parselin davalı adına kayıtlı olduğunu, dava konusu yerin ekli krokide yer alan koordinatlar içinden kalan alanı orman sayılan alan olduğunu, dava konusu yere ilişkin .....Asliye Hukuk Mahkemesinde 2009/59 Esas sayılı dosyada açılan davada, orman kadastrosu ile arazi kadastrosunun köy sınırlarının farklı alınmış olması nedeni ile sebebiyle orman kadastrosunda ... köyünde tespit gören alanın arazi kadastrosu esnasında Yörükler köyünde tespit görmesi ve arazi kadastrosu tespiti nihayetinde oluşan tapu kaydına göre yanlış parsele dava açıldığından davalarının reddedildiğini, dava konusu yerde orman kadastrosu yapılarak kesinleşmiş ve dava konusu yer orman sınırları içinde kaldığını, orman sınırları içinde kalan alanın davalı adına tapu kaydında tescilli olmasının hukuka aykırı olduğunu, devlet ormanlarında kamu mülkiyetinin söz konusu olduğunu, dava konusu taşınmazın orman sayılan kısmına tespit edilmesi halinde yapılan müdahalenin önlenmesi ile davalı adına mevcut tapu kaydının ekli krokide belirtilen koordinatlara göre orman sınırları içinde kalan alanının iptali ile iş bu yerin orman vasfı ile Hazine adına tescilini istemiş, davalı ... vekili; davanın reddini savunmuştur.
Dava, kesinleşen orman sınırları içinde kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil ve müdahalenin men'i istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edildiği, kanun gereğince ormanların kamu malı olduklarından özel mülkiyete konu olamayacakları, men'i müdahale talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davalı ... tarafından dava tarihine kadar taşınmaz kadastro sonucu oluşan tapu kaydına dayanılarak tasarruf edildiğinden ve bu tarihine kadar davalı ... tarafından çekişmeli taşınmaza haksız el atması söz konusu olmadığından elatmanın önlenmesini ilişkin talebinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ... ............mevki sınırları içerisinde bulunan 157 parselin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile, taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, müdahalenin önlenmesi talebinin reddine karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince; İlk Derece Mahkemesince taşınmazın kesin hükme göre orman olan bölümlerinin orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği, İznik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/278 Esas, 2006/183 Karar sayılı dosyasındaki fenni bilirkişi ...ın 24.11.2005 havale tarihli ek raporu ve ekli krokisi ile bu dosyadaki bilirkişi heyet raporu ekindeki krokileri arasında miktar ve şekil farklılıkları bulunmakta olduğu, öncelikle, bu iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi, çelişki giderilemiyorsa kesin hüküm krokisi esas alınarak karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin ve çelişkiler giderilmeden karar verilmesi usûl ve kanuna aykırı olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacının tapu iptali ve tescil talebinin haklı olduğu kanaatine varıldığı, meni müdahale talebi yönünden yapılan değerlendirmede Mahkememizin bozma öncesi müdahalenin önlenmesine ilişkin 26.11.2015 tarihinde vermiş olduğu karar Yargıtayca bozulmadığından bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; ................mevki sınırları içerisinde bulunan 157 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi raporuna ekli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 8.760,00 metrekarelik davalı ... adına kayıtlı olan kısmının tapu kaydının iptali ile, taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, müdahalenin men'i talebi yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davalı ...'dan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.05.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.