Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2025/109 K.2025/3537

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/109 📋 K. 2025/3537 📅 07.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2025/109 E.  ,  2025/3537 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1079 E., 2024/1721 K.
DAVACILAR : ... vd.
VEKİLLERİ : Avukat ..., Avukat ...
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmaniye Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2020/17 E., 2021/109 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kadastro sırasında ...köyü çalışma alanında bulunan 122 ada 18 ve 19 parsel sayılı sırasıyla 14.432,22 ve 7.636,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup tarım alanına dönüştürülmesi mümkün yerlerden olduğu ancak kullanıcının kimlik bilgilerine ulaşılmadığı ve 122 ada 18 parsel sayılı taşınmazın .............. oğlu ...'ın, 122 ada 19 parsel sayılı taşınmazın ise ..............'ın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinde olduğu belirtilerek tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş; Kadastro Komisyon kararları ile 122 ada 18 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tespiti ile kullanıcısının ... olarak belirlenmesine, 122 ada 19 parsel sayılı taşınmazın ise Hazine adına tespiti ile kullanıcısının ... olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
Kadastro Komisyonu tarafından itirazı ret edilen davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde, taşınmazların öncesinin 465 parsel olarak göçmenlere tahsis edildiğini, taşınmazların sahipleri tarafından 21.02.1952 tarihinde davacıların murisi tarafından satın alındığını, muris vefat edince mirasçılar arasında rızai taksim yapılarak ...'a ait olan yerin 121, ...'a ait olan yerin 18 ve ...'a ait olan yerin 19 parsel numarasını aldığını, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarında davacıların hak sahipliğinin kanunen korunması gereken bir hak iken yapılan tescil ve tespitleri ile haklarına halel geldiğini, bu nedenlerle fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile taşınmazların davacılar adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında davacılardan ...'ın vefat etmesi üzerine mirasçılarının davaya davacı olarak katılımı sağlanmıştır.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "122 ada 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazların mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davacıların mirasbırakanı tarafından göçmenlerden satın alındığı, sunulan tapu kaydının 18 ve 19 parselleri kapsadığı, hava fotoğraflarına göre en az 1960'lı yıllardan bu yana tarım arazisi niteliğinde olduğu, bu husustaki mahalli bilirkişi beyanları ile ziraat bilirkişi raporlarının örtüştüğü, 18 ve 19 parselin en az 25 yıldır tarım arazisi olarak malik sıfatıyla nizasız ve kesintisiz kullanıldığı, beyanlara göre, taşınmazların yaklaşık 25 ila 40 yıl önce imar ihya edilerek tarımsal faaliyete uygun hale getirildiği ve bu tarihten itibaren 20 yıllık kesintisiz zilyetlik şartının da sağlandığı, her ne kadar somut dava açılırken ... davacı ise de dava konusu yapmış olduğu 121 ada 121 parsel sayılı taşınmaz iş bu dosyadan tefrik edilerek yeni esasa kaydedildiği" gerekçesiyle davanın kabulüne 122 ada 18 ve 19 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki kadastro tespitlerinin iptali ile 122 ada 18 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfı ile davacı ... adına, 122 ada 19 parsel taşınmazın tarla vasfı ile davacı ... adına tespitine ve tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde kararlar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, davacılar taşınmazlar hakkında taksimen kendilerine murislerinden intikal ettiğini belirterek hem tapu kaydına hem de eklemeli zilyetliğe dayanarak taşınmazların adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Ne var ki, davacıların dayandıkları 21.02.1952 tarihli ve 8 sıra numaralı tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri getirtilmemiş, tapu kaydının haritası olup olmadığı araştırılmamış ve taşınmazlar üzerinde yöntemine uygun şekilde tapu kaydı zeminde uygulanarak kapsam tayini yapılmamıştır. Öte yandan, taşınmazlara ilişkin zilyetlik yönünden İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma da yetersizdir. Dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tesis kadastro tutanakları ile dayanak belgeleri getirtilerek dava konusu taşınmazlar yönünü ne okuduğu üzerinde durulmamış, taşınmazların yakının da 101 ada 5 parsel sayılı "orman vasıflı" taşınmaz bulunmasına rağmen yöntemine uygun şekilde orman araştırması yapılmamış; taşınmazların tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin hava fotoğraflarının tamamı üzerinde inceleme yapılmamış ve taşınmazların taksimen davacılara intikal edip etmediği hususları keşif sırasında dinlenen kişilere sorulmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede orman tahdidinin yapılıp yapılmadığı araştırılmalı, yapılmış ise orman tahdidine ilişkin ilgili tüm harita ve tutanaklar Orman İdaresinden istenmeli, orman tahdidinin kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, çekişmeli taşınmazlara komşu taşınmazları da bir arada gösterecek birleşik harita, çekişmeli taşınmazlara komşu parsellerin tamamının kadastro tutanakları ve varsa dayanakları ile davalı iseler dava dosyaları temin edilmeli, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihi olan 2020 yılından 15- 20-25 yıl öncesine (bulunmadığı taktirde bulunan tüm hava fotoğrafları getirtilerek) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, 21.02.1952 tarihli ve 8 sıra numaralı tapu kaydının tamamı (tesislerinden itibaren tüm tedavüllerini gösterir şekilde eksiksiz ve tedavülleri birbiriyle bağlantılı olarak ve -kütüklerden fotokopi çekilmiş olarak değil- bilgisayar çıktısı olarak ve köy, mahalle, mevki, cins, sınırlar, yüzölçümü, malik, hisse, geldi, gitti ve revizyona ilişkin tüm bilgileri içerir şekilde) ile varsa tesis ve ifraz krokisi ile haritalarının onaylı örneklerinin mahalli Tapu Müdürlüğünden (eski yazı tapu kayıtlarının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından) ayrı ayrı sorularak getirilmeli, ayrıca ilgili kurumlara müzekkere yazılırken, bu tapu kaydının kadastro çalışmaları sırasında başka parsellere revizyon görüp görmedikleri sorularak, revizyon görmüşlerse bu taşınmazların kadastro sonucu oluşan tespit tutanakları ile -oluşmuş ise- tapu kayıtlarının ve yine tespitlerine esas alınan belgelerin onaylı örnekleri istenilmeli; tapu kayıtlarının revizyon gördüğü taşınmazların başka dosyalarda dava konusu olduklarının anlaşılması halinde ilgili dava dosyalarına ilişkin mahkeme hakimince düzenlenecek dosya inceleme tutanakları dosya arasına alınmalı; bunların yanında dava konusu taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parselleri (dava konusu parsellerin hudutlarında dere, yol vs. bulunması halinde bunlardan sonra gelen parseller de dahil olmak üzere) bir arada gösterir geniş çaplı kadastral kroki ve bu taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ile varsa dayanaklarını oluşturan kayıt ve belgeler tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen sınırlamalar yönünden, tespit malikleri ve murislerinin aynı kadastro çalışma bölgesi içinde adlarına belgesizden tespit edilen yer bulunup bulunmadığı Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak tespit edilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan taşınmazların bulunduğu yerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi, jeolog bilirkişi, halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu eşliğinde dava konusu taşınmazlar başında, taşınmazlar tek tek gezilmek ve her bir parselle ilgili mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte, orman araştırması yönünden; kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli taşınmazların tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli; tespit tarihinden önce kesinleşmiş bir orman tahdidinin olmadığı belirlendiği takdirde, yöreye ait “en eski” ve tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile amenajman planı ilgili yerlerden getirtildikten sonra keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli, yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak çekişmeli taşınmazın niteliğini, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı hususlarının açıklandığı ve müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmeli, tapu kaydı uygulaması ve zilyetlik araştırması yönünden ise 3402 sayılı Kanun'un 20. maddesinde de belirtildiği üzere, öncelikle tapu kaydının dayanağı harita mevcut ise, yerel bilirkişi yardımı ve uzman fen bilirkişi kurulu eliyle bu harita yöntemince yerine uygulanmalı ve uygulama yapılırken de haritası bulunan kayıtların kapsamlarının uygulama olanağı bulunan haritasına göre belirlenmesi gerektiği gözetilmeli, tapu kaydının haritasının bulunmadığının ya da haritanın uygulama kabiliyetinin olmadığının anlaşılması durumunda ise, ilke olarak tapu kaydının tesis tarihindeki sınırlarına değer verileceği, bu sınırlarda sonradan bir değişiklik olmuş ise ancak bu değişikliğin doğru bir esasa dayanması durumunda değişen sınırlara itibar edilebileceği gözetilerek, kayıttaki sınırların tespiti bakımından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulmalı ve kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilerce zeminde göstertilmeli ve ayrıca mahalli bilirkişi ve tanıklardan, tapu kayıtlarının ihdası, intikali, intikal sırasında hudutlarında ve miktarlarında değişiklik olmuş ise bu değişikliğin nedeni ve hudutların arz ettikleri özelliklere ilişkin bilgi alınmalı, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için ise taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve yapılacak tapu kayıt uygulaması sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin beyanları, komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli, denetleme yapılırken; tapu kaydının sınırlarında şahıs, yer ve mevkii olarak tarif edilen taşınmazların tutanak ve dayanak kayıtları da getirtilerek bu belgelerden yararlanılmalı, tapu kayıtlarının revizyon gördüğü parseller ile bunlardan hükmen kesinleşenler varsa bu dosyalardaki kayıt uygulamaları, tapu kaydına kapsam tayin edilirken göz önünde bulundurulmalı, taşınmazların tamamının ya da bir kısmının tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde ve çekişmeli diğer taşınmazlar yönünden de uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden tespit tarihten geriye doğru 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki zilyetlikle kazanım şartları araştırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu, evveliyatları itibariyle orman vasfında olup olmadıkları, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı, davacılar veya murisleri tarafından dayanılan tapu kaydının tapu kayıt maliklerinden satın alıp alınmadığı ve taşınmazların taksimen mirasçılara intikal edip etmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların kayıtların uygulanması ve taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; tapu kayıt uygulaması ile zilyetlik araştırmasında önceki keşiflerde alınan beyanlarından da yararlanılmalı; komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazların niteliklerinin ve zilyetlik durumlarının değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı, fen bilirkişisinden, tapu kaydının kapsadığı alanı farklı renklerle gösterilerek, komşu taşınmazların varsa oluşumundaki dayanak kayıt ve belgeler uygulanmak suretiyle çekişmeli taşınmazların bulunduğu sınırları ne olarak okuduklarının belirlendiği, kroki üzerinde işaretlenmek suretiyle tapu kaydının sınır denetiminin yapıldığı ve kaydın kapsamının kesin olarak gösterildiği, taşınmazlar üzerinde tarafların kullanımındaki bölümlerin belirtildiği ve varsa tapu kaydının revizyon gördüğü parsellerin de dikkate alındığı; dava konusu taşınmazların geçmişteki ve kadastro sınırlarındaki değişmelerini irdeleyen, taşınmazların sınırlarında ve üzerinde kalan dere, yol, orman vs. sınırlarını gösteren, somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita/kroki hazırlaması istenilmeli, ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların tamamının veya bir kısmının zilyetlikle iktisap edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmazların önceki ve şimdiki niteliklerinin ne olduğunu açıklayan, zilyetliğin sürdürülüş şeklini ve süresini somut verilerle ortaya koyan, taşınmazların birbirleriyle ve komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini açıklayan, önceki keşiflerde alınan ziraatçi bilirkişi raporlarının da değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, ayrıca dava konusu taşınmazların birbirleriyle ve komşu parsellerle arasındaki sınırları gösterir şekilde, mümkün olduğunca farklı yön, açı ve yükseklikten fotoğrafları çektirilerek, fotoğrafların hangi taşınmaza ait olduğunun açıklanması ve fen bilirkişisinin yardımı ile çekişmeli taşınmazlarla komşu parsellerin sınırlarının fotoğraflar üzerinde gösterilmesi istenmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, öncesinin ne olduğunu, imar-ihyaya konu edilip edilmediğini, imar-ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlenlettirilmeli, ayrıca şahıslar adına belgesiz zilyetlik yoluyla tespiti yapılan taşınmazların sulu arazi mi yoksa kuru arazi mi olduğu belirlendikten sonra sulu arazi de 40 kuru arazide 100 dönüm sınırının aşılıp aşılmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda detaylı şekilde açıklanan çerçevede araştırma ve inceleme yapılıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
S O N U Ç : Açıklanan nedenlerle;
Temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.