Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/3772 K.2025/3430

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/3772 📋 K. 2025/3430 📅 06.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/3772 E.  ,  2025/3430 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/5 E., 2023/54 K.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında,... mahallesi çalışma alanında bulunan 160 ada 52 parsel sayılı 28.200,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Toprak Tevzii Komisyonunca 2154 numaralı komisyon parseli olarak Hazine adına tescil edilen dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ve müvekkili adına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır.
Davalı Hazine vekili; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği belirtilerek; yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişisi, tutanak bilirkişilerinin tümü ve taraf tanıklarının katılımıyla taşınmaz başında yeniden yapılacak keşifte, öncelikle mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeklerinin eşitlenmesi, haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılarak, her iki haritanın çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanması, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamasız belirlenmesi, bundan sonra 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca davacının dayandığı 1936 tarihli ve 1142 tahrir sayılı vergi kaydının, yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişisi eliyle yerine uygulanması, uygulamada kaydın revizyon gördüğü dava dışı taşınmazların özellikle göz önünde tutulması, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde, bu konuda taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinin uzman bilirkişiye düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmesi, dava konusu taşınmazın, dayanılan vergi kaydının kapsamında kalıp kalmadığının tereddüde mahal bırakmayacak şekilde saptanması, yeterli biçimde zilyetlik araştırmasının yapılması, özellikle taşınmazda Hazine tapusunun oluştuğu günden önce sürdürülen zilyetlik hakkında bilgi alınması gerektiğinin düşünülmesi, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu taşınmazın mera haritası kapsamında kalmadığı, davacının dayandığı 1936 tarihli ve 1142 tahrir numaralı vergi kaydının taşınmazı kapsadığı, taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde davacı ve bayileri lehine, taşınmazın tespitine esas tapu kaydının oluşum tarihinden önce zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği, (B) harfi ile gösterilen bölümü üzerinde ise zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın 09.05.2013 tarihli ek bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 18.794,07 metrekarelik bölümünün aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tarla vasfıyla davacı adına; aynı bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 9.406,26 metrekarelik bölümünün ise aynı ada ve parsel numarasıyla ve tarla vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve Kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.