Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/4543 K.2025/3384
8. Hukuk Dairesi 2024/4543 E. , 2025/3384 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/61 E., 2019/160 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Bursa ili ...Mahallesinde 2009 yılında yapılan kadastro sırasında, 224 ada 4, 5 ve 6 nolu parseller sırasıyla 16.191,83 m², 10.192 m² ve 2.316.80 m² yüzölçümleriyle tapu kayıtlarına dayanılarak, tarla niteliğiyle davacı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili 02.03.2010 tarihli dava dilekçesiyle; taşınmazların hükmen tescil kararları ile tapularının oluştuğu, kadastro tespiti sırasında, 224 ada 4 nolu parsele 31.12.1993 tarihli tapu ve tescil krokisinin ve 5 ve 6 no.lu parsellere ise 19.11.1998 tarihli tapu ve tescil krokisinin uygulanması gerekirken hatalı uygulama yapıldığı iddiasıyla, taşınmazlara Mahkeme tescil krokileri ve tescil sonucunda oluşan tapu kayıtlarının uygulanarak, kadastro tespitine itirazları gibi karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar cevaplarında davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine, 224 ada 4, 5 ve 6 sayılı parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.01.2016 tarihli ve 2015/15474 Esas, 2016/569 Karar sayılı ilamıyla; "Mahkemece verilen kararın usûl ve kanuna aykırı olduğu, çekişmeli parsellere uygulanan tapu kayıtlarının, Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/871 E. - 1996/1094 K. sayılı ve Bursa 4 AHM'nin 1983/1076 E. - 1986/1154 K. sayılı kararları sonucunda tescil hükmü ile oluştuğunun anlaşıldığı, davacının dayanak tapular ve tescil krokilerinin, eksik ve hatalı uygulandığını ileri sürerek bu eksiklik ve hatanın giderilmesini istediği, 224 ada 4, 5 ve 6 parsellere yönelik bir davasının bulunmadığından, mahkemece parsel tutanak asıllarının olağan yollardan kesinleştirilmek üzere tapu sicil müdürlüğüne gönderilmesi gerekirken gönderilmediği, Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/871 E. - 1996/1094 K. sayılı ve Bursa 4 AHM'nin 1983/1076 E. - 1986/1154 K. sayılı dosyalarındaki tescil krokilerinin 3402 sayılı Kanunun 20/A maddesi gereğince kapsamının tam olarak belirlenmediği, eksik araştırma ve inceleme ve yetersiz bilirkişi raporları ile ile hüküm kurulduğu, bu doğrultuda Mahkemece; davacı tarafın dayanak tapu kayıtları ve tescil krokilerinin 3402 sayılı Kanunun 20/A maddesi gereğince uygulanarak kapsamlarının tam olarak belirlenmesi, tescil krokilerinin, dava dışı üçüncü kişilere ait parsellere isabet ettiğinin belirlenmesi durumunda, kadastro tespit malikleri davaya dahil edilerek delillerinin usulünce sorulup toplanması, tescil krokileri kapsamında kalan alanlara ilişkin olarak kullanım kadastro tutanağı düzenlenmiş ve dava, kullanım kadastro askı ilân süresi içinde açılmamış veya çekişmeli alanlara ilişkin olarak kullanım kadastro tutanağı düzenlenmemiş ise o takdirde davaya kadastro mahkemesince bakılamayacağı ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin düşünülmesi ve ayrıca 224 ada 4, 5 ve 6 sayılı parsellere yönelik bir dava bulunmadığı ve tutanaklar davalı olmadığından olağan yollardan kesinleştirilmek üzere tapu müdürlüğüne gönderilmesi, çekişmeli alanlara ilişkin olarak kullanım kadastro tutanağı düzenlenmiş ve dava da kadastro askı ilân süresi içinde açılmış ise; kadastro tutanaklarının beyanlar hanesinde isimleri yazılı kişilerin davaya dahil edilmesi, delillerinin sorulup toplanması, tescil krokilerinin, yukarıda açıklandığı üzere kapsamı belirlendikten sonra, çekişmeli alanların, hükme dayanak alınan bilirkişi raporlarında bildirildiği gibi orman tahdidi ve 2/B alanlarında kaldığının anlaşılması durumunda, dayanak tapuların oluşumuna esas olan Bursa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/871 E. - 1996/1094 K. sayılı ve Bursa 4. AHM'nin 1983/1076 E. - 1986/1154 K. sayılı tescil dosyalarında, Orman Yönetimi, Hazine ve Köy Tüzel Kişiliğinin de taraf olması ve tescil kararlarının da orman tahdidinden sonra verilerek kesinleşmiş olması nedeniyle, taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğu da gözetilerek, 220 ada 4, 5 ve 6 parseller dışında kalan alanların ayrı parsel numaraları ile davacı adına tesciline, çekişmeli alanların orman tahdidi ve 2/B alanları dışında kişi parselleri içerisinde kaldığının belirlenmesi durumunda ise taraflarca sunulacak deliller toplanarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği" belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Davacı vekilinin yapılan kadastro çalışmasında kesinleşmiş hükme dayalı olarak oluşturulan tapu kaydındaki sınırların ihlal edilerek taşınmazlarının küçültüldüğü iddiasıyla dava açtığı, yapılan yargılamada taraf teşkilinin sağlandığı, tapulamaya ilişkin tutanak, haritalar, davacı tarafın dayandığı mahkeme kararı ve tapu kaydının dayanakları ile dosyaların getirtildiği, mahkemece davanın reddine ilişkin verilen karar temyiz üzerine davacının dayandığı tapu kaydına göre yargılama sonucu kesin hüküm ile oluşturulan tapuda dayanak haritanın kadastro haritası ile çakıştırılması, koordinatlarının bindirilmesi suretiyle varsa farkların belirlenmesi, yine davalı ... adına kayıtlı taşınmazların kullanıcı belirlemesi varsa belirlenen kullanıcıların da davaya dahil edilmesi, buna göre varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekçesi ile karar bozulmuş olmakla, bozmaya uyulduğu, bozma doğrultusunda kayıtların getirildiği, incelenen tutanaklara göre kullanıcının davaya dahil edildiği, taşınmaz üzerinde keşif icra edildiği, bilirkişi raporu alındığı, mahallinde dinlenen bilirkişilerin davacı tarafın dayandığı kesin hüküm dayanağındaki sınırları gösterdiği, taşınmazların gösterilen sınırlara göre okunan sınırlar mahalli bilirkişilerce gösterilmiş olmakla, dava konusu edilen ve hüküm kurulan yerlere uyduğunun görüldüğü, alınan bilirkişi raporunda dayanak Asliye Hukuk Mahkemesi kararındaki bilirkişi raporlarında alınan krokiler ve koordinatları uygulanmak suretiyle kadastro parsellerinde çakıştırıldığı ve parseller ile dava konusu edilen Hazine adına yazılan taşınmazların mahkeme kararına göre oluşturulan sınırları ihlal edilen kısımlarının belirlendiği, her ne kadar davacı taraf tapu kayıtlarına göre sınır düzeltilmesi isteminde bulunmuş ise de temyiz üzerine yapılan bozmada davanın davacı parsellerine yönelik değil, taşınmazların komşu parsellerine yönelik olduğu, buna göre dava konusu edilen davacı parselleri yönünden herhangi bir karar verilmesi söz konusu olmayacağı, varsa ilk tapu kaydının oluşturulduğu mahkeme kararı kapsamına göre komşu parsel kısımlarının ayrılarak davacı adına tespit ve tescilinin söz konusu olacağı esasının belirlendiği, bozmaya da uyulmuş olmakla, bu yönde değerlendirme yapıldığı, 4 ve 6 parseller arasında oluşan farklılığın her iki parselinde davacı parselleri olması karşısında taraf birliği nedeniyle hükme konu edilmesine yer olmadığı, diğerleri yönünden yapılan kadastro çalışmasında Hazine adına yazılan 224 ada 8, 24, 43, 44, 45, 46 parsellerin Hazine adına tespit gördüğü, dayanılan hükmün eki harita ile ilişkili olan diğer parsellerin Hazine parselleri olmadığı, dava dışı kişilere ait olduklarının görüldüğü, alınan bilirkişi raporunda bu parsellerin dayanılan Asliye Hukuk Mahkemesi kararındaki eki kroki ile belirlenen sınırları geçen kısımları koordinat ve alanları ile birlikte belirlenmiş olmakla, bu yönlerden davaların kabulü, yine yol olarak bırakılan kısmın da davacı taşınmazının oluşturulduğu kesin hükümdeki harita kapsamında kalan kısımları yönünden davanın kabulünün gerektiği, her ne kadar davacı taraf bilirkişi raporu ve krokisinde davacı taşınmazı kapsamına giren diğer komşu parseller maliklerini davaya dahil başvurusunda bulunmuş ise de bunlara ilişkin söz konusu olmadığı, dava konusunun da farklı parseller olduğu, bu nedenlerle bu taşınmaz maliklerinin HMK'nın emredici hükümleri karşısında sonradan davaya dahil edilmelerinin mümkün olmadığından dahili dava isteğinin reddi gerektiği, incelenen davacının dayandığı dosya kapsamına göre davanın taraflarının aynı olduğu, yine aynı hukuki sebeplere dayandığının görüldüğü, buna göre taraflar arasında tapu kaydını oluşturan hükmün kesin hüküm oluşturduğu, bu nedenle daha sonradan herhangi bir şekilde bu uyuşmazlığın dava konusu edilemeyeceği ve bu hükümle oluşturulan tapu kaydı ve sınırlarının değiştirilemeyeceği anlaşılmakla, kesin hükme konu davalı ... taşınmazları yönünden davanın kabulü, yine Hazine adına tespit gören 46 parsel sayılı taşınmaz kullanıcısının da zorunlu davadaşlığı nedeniyle davaya dahil edilme isteğinin kabulü gerektiği" gerekçesiyle, Hazine ve ...ya yönelik davaların kabulüne, fen bilirkişileri ...................'nin 01.04.2019 tarihli raporunda (B) ile gösterilen 1.359,052 m²'lik alanın yoldan ayrılarak (G) ile gösterilen 504,153 m²'lik alanın Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 43 parselden, (I) ile gösterilen 2.630,162 m²'lik alanın Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 4 parselden, (V) ile gösterilen 477,592 m² ve (T) ile gösterilen 133,028 m²'lik alanların ayrı ayrı Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 45 parselden, (S) ile gösterilen 143,721 m²'lik alanın Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 8 parselden, (L) ile gösterilen 118,50 m²'lik alanın Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 24 parselden ayrılarak ayrı ayrı olmak üzere (S) ve (T) ile gösterilen alanların bir parsel numarası, (B), (G) ve (I) ile gösterilen alanların yine ayrı olarak birleştirilerek bir parsel numarası, (V) ile gösterilen alanın ve (L) ile gösterilen alanların ayrı ayrı yeni parsel numaraları ile davacı ... adına tespit ve tescillerine, Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 46 parselin (U) ile gösterilen alanın dışında kalan kısmının bu parselden ayrılarak yeni bir parsel numarası ile davacı adına tespit ve tesciline, (U) ile gösterilen alanın mevcut kalan alan ölçüsü ile birlikte tespitteki diğer kayıtlar ile birlikte tespit ve tesciline, (C) ile gösterilen 391,090 m²'lik alan davacı parseli olan Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 4 ve 6 parseller arasında kaldığından, taraf birliği nedeniyle bu alan yönünden karar verilmesine yer olmadığına, bu parsellerin tespit gibi tescillerine, (J) ile gösterilen 303,377 m²'lik alan yine davacı parselleri olan Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 4 ve 5 parseller arasında olduğundan, bu bölüm hakkında da taraf birliği nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, (K) ile gösterilen 67,308 m²'lik alanın Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 24 parselden ayrılarak yeni bir parsel numarası ile davacı adına tespit ve tesciline, Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 44, 43, 45, 8 ve 24 parsellerin kalan alanlarının kalan alan ölçüsü ve diğer kayıtlar ile birlikte tespit ve tescillerine, diğer parseller yönünden dahili dava isteminin reddine, Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 7, 17, 23 ve aynı ilçe İnkaya Mahallesi 109 ada 192 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine, davacı parsellerin Bursa ili ... Mahallesi 224 ada 4, 5 ve 6 parseller dava konusu edilmediğinden bu parsel tutanaklarının olağan usullere göre kesinleştirilmesi için Bursa Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde, 07.04.1965 tarihinde ilân edilen orman tahdidi, 1744 sayılı Kanuna göre 26.04.1977 tarihinde ilân edilen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, 3302 sayılı Kanuna göre yapılıp 14.03.1989 tarihinde ilân edilen (2/B) uygulaması ile 3402 sayılı Kanun'un 7. maddesine göre yapılıp 02.02.2010 - 03.02.2010 tarihleri arasında ilân edilen kadastro çalışması vardır.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439 . maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı ... vekili, davalı ... İdaresi vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin aşağıdaki bentte bozma konusu yapılan bölümler dışındaki temyize konu yerler (K), (L) ve (S) bölümleri hakkındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere, Kadastro Mahkemesinin yetkisinin taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği günde başlayacağı ve kadastro tutanağının kesinleştiği tarihe kadar devam edeceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda; hükme esas fen raporunda dava konusu (G) harfi ile gösterilen bölümün 224 ada 43 parsel, (I) harfi ile gösterilen bölümün 224 ada 44 parsel, (V) ve (T) ile gösterilen bölümlerin 224 ada 45 parsel içinde bulunduğu tespit edilmiştir. Yine, aynı raporda (U) harfi ile gösterilen kısmın dışındaki 224 ada 46 parsel bölümünün dava konusu olduğu belirlenmiştir. Bu doğrultuda, dosya kapsamından; 224 ada 43 ve 44 parsellerin tapuda kayıtlı olduğu, kök parselinin 142 ada 2 parsel olduğu, 142 ada 2 parsel hakkında 2000 yılında tutanak düzenlendiği ve tutanağın itirazsız olarak aynı yıl kesinleştiğinin saptanmasına, yine 224 ada 45 ve 46 parsellerin tapuda kayıtlı olduğu, kök parselinin 142 ada 1 parsel olduğu, 142 ada 1 parsel hakkında 2000 yılında tutanak düzenlendiği ve tutanağın 2003 yılında kesinleştiğinin belirlenmesine, ayrıca, hükme esas krokide (E) harfi ile gösterilen dava konusu yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği ve paftasında yol olarak bırakıldığının anlaşılmasına göre; dava konusu (E), (G), (I), (V), (T) bölümleri ve (U) ile gösterilen kısım dışındaki 224 ada 46 parsel içindeki dava konusu edilen bölüm hakkında İlk Derece Mahkemesince görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinin düşünülmesi gerekirken, bu bölümlerle ilgili esasa yönelik karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Öte yandan; hükme esas raporda dava konusu (P) harfi ile gösterilen ve 224 ada 38 parselin içinde yer alan bölümle ilgili olumlu olumsuz hüküm kurulmaması, ayrıca anılan parselin kadastro tutanağının davalı hale getirilip malikinin de davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanmaması doğru olmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Somut olayda; dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince kadastro tespiti iptal edilmeden doğrudan tescil hükmü kurulması, yine hükme esas raporda yol olarak (E) harfi ile kodlanan ve yüzölçümü 1127,5 m² olarak belirlenen yerin, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde (B) harfi ve 1359,05 m² olarak gösterilmesi, ayrıca (I) harfi ile gösterilen 224 ada 44 parsel içindeki bölüme yönelik olarak kurulan hükümde parsel numarasının 224 ada 4 yazılması, İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmı doğrultusunda 224 ada 4 ve 6 parsellerle ilgili olağan usullere göre kesinleştirilmesi için Kadastro Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş iken, hüküm fıkrasının 3 numaralı bendinde 4 ve 6 parsellerle ilgili tespit gibi tesciline şekilinde karar verilmesi, davacının dayandığı tapu kapsamında ve dava konusu olduğu sabit olan Hazine parselleri dışındaki parsellerin, maliklerinin davaya dahil edilmesine yönelik istemin reddine şeklinde hüküm kurulması dahi isabetsizdir.
Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince, bu ilâma göre yapılacak işlemlerden sonra tüm dava konusu yerler açısından usuli müktesep haklar da gözetilerek infaza elverişli hüküm kurulması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının (K), (L) ve (S) ile gösterilen bölümler yönünden REDDİNE,
Davalılar vekillerinin yukarıda 2 numaralı bentte yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre, bozma konusu yapılan yerlere ilişkin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.