Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/371 K.2025/3378

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/371 📋 K. 2025/3378 📅 05.05.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/371 E.  ,  2025/3378 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/928 E., 2023/1224 K.
KARAR : İstinaf başvurularının esastan ayrı ayrı reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/507 E., 2023/88 K.
Taraflar arasındami kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan davacıların murisi ...'in ...köyünde tapulu veya tapusuz birçok taşınmazı bulunduğunu, köyde yapılan kadastro çalışmaları sonucu davacıların murisi olan ... adına kayıtlı ...köyü 124 ada 17, 130 ada 1, 131 ada 72, 133 ada 114, 133 ada 13, 105 ada 25 ve 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazların sehven Hazine adına tescil edildiğini, davacıların taşınmazları yıllardır ekip biçtiklerini, .......... ve......... Mevkilerine ait eski tapularının bulunduğunu beyanla, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile murisin veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş ve yargılama sırasında davacı taraf, 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davadan feragat etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... ...köyü 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davadan feragat edildiği, dava konusu 124 ada 17 parsel yönünden yapılan değerlendirmede, dava konusu taşınmazda davacıların murisi tarafından tek başına malik sıfatıyla sürdürülen bir zilyetlik olmadığı, bilirkişi raporlarında taşınmazda imar ve ihyanın olmadığının belirtildiği, davacılar ya da murisleri tarafından 20 yıllık nizasız fasılasız ekonomik amaca uygun zilyetlik koşulunun gerçekleşmediği, 130 ada 1 parsel yönünden yapılan değerlendirmede, dava konusu taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına kayıtlı olduğu, fen bilirkişisinin dosyada mevcut eski tarihli tapu kayıtlarından bir tanesinin taşınmaza uyduğunu beyan ettiği, ancak taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu, tarımsal faaliyet bulunmadığı, 105 ada 25 parsel (B) ve (C) harfi ile gösterilen yerler yönünden değerlendirmede, dava konusu taşınmaz hakkında eski tarihli hava fotoğraflarında tarımsal faaliyet olmadığı, (B) ve (C) harfi ile gösterilen yerin aynı özelliklere sahip olduğu, 20 yıllık zilyetlik şartının gerektiği, 1973 ve 2005 yılının hava fotoğraflarını inceleyen jeodezi bilirkişisi raporunun tespitten önceki tarihlere ait olması nedeniyle (B) ve (C) harfi ile gösterilen yerlerin tarımsal amaçlı kullanılmadığı, 131 ada 72 parsel sayılı taşınmazda (E) ve (F) harfi ile, 133 ada 114 parsel sayılı taşınmazda (D) harfi ile, 133 ada 13 parsel ile 105 ada 25 parselde (A) harfi ile gösterilen taşınmazlara yönelik değerlendirmede ise, keşif mahalinde dinlenen tutanak bilirkişileri, mahalli bilirkişiler ve tanıkların çoğunluğu 124 ada 17 parsel dışında davacıların keşif mahalinde gösterdikleri diğer taşınmazların davacıların murisi tarafından kullanıldığı ve ekildiğine ilişkin beyanda bulundukları, kadastro tespitinin 2006 yılında yapılmış olduğu, davacıların murisinin 1971 yılında vefat etmiş olduğu, davacıların murisi tarafından vefat ettiği tarihte ekildiğinin tutanak bilirkişileri, mahalli bilirkişiler ve tanık beyanları ile anlaşıldığı, tespitten önce 1973 yılı ve 2005 yılının hava fotoğraflarını inceleyen jeodezi bilirkişi raporunda bu yerlerin tarımsal amaçla kullanıldığının tespit edildiği, ziraat bilirkişi heyetinin de bu taşınmazlar yönü ile jeodezi bilirkişi raporunun uyumlu olduğu, bu yerlerin tarım arazisi olduklarının belirlenmiş olduğu, bu taşınmazlarda davacıların zilyetliğinin tespitten önce geriye dönük en az 20 yıl nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla olduğu, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olarak sürdürüldüğü, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülkiyet kazanılması şartlarının bu taşınmalar yönünden gerçekleştiği ..." gerekçesiyle, 131 ada 72 parsel sayılı taşınmazda (E) ve (F) harfi ile, 133 ada 114 parsel sayılı taşınmazda (D) harfi ile, 133 ada 13 parsel ile 105 ada 25 parselde (A) harfi ile gösterilen taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile muris davacılar ...ve ...'in babası olan ...'in veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılar adına kayıt ve tesciline, ...köyü 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın feragat nedeniyle diğer parseller hakkındaki davanın ispatlanamadığından reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından, "124 ada 17 parselin bilirkişiler tarafından imar ihya edilebilir kullanılan tarım arazisi olarak nitelendirildiğini ve mahalli bilirkişi ve tanıkların da murisin zilyetliğini belirttikleri, müteveffa ve varislerinin ilgili arazi üzerinde zilyetlikleri boyunca ekonomik gelir elde ettikleri, arazinin eski zamanlarda sürüldüğü, sonrasında yakacak odun elde edilmesi amacı ile ağaç dikimi gerçekleştirildiği, 130 ada 1 parsel bakımından müteveffaya ait olan eski tapu senedinin yok sayıldığı, bilirkişi ve tanık beyanlarına da itibar edilmediği, fen bilirkişisi tarafından sunulan raporda davacıların elindeki eski tarihli bir tapu ile müvekkillerin hak iddia etmiş oldukları bölgenin birbiri ile uyuştuğunun belirtildiği, hava fotoğrafında (G) ve (H) harfleri ile gösterilen bölgelerde ormanlaşmanın olmadığının görüldüğü, bunların yanında ise bilirkişi ve tanıklar tarafından ilgili parselin tamamının olmasa bile iddia edilen bölgelerin müteveffa tarafından ekildiği hususunda beyanlar bulunduğu, 105 ada 25 parsel bakımından (B) ve (C) harfi ile gösterilen alanlarla ilgili bilirkişi raporunda (A) ve (C) ile gösterilen arazilerin toprak yapılarının aynı olduğu ve her iki arazinin de tarım amacı ile kullanıldığının özellikle belirtildiği, buna ek olarak bilirkişiler ve tanıklar tarafından keşif esnasında verilen beyanlar içerisinde de ilgili taşınmazın (A), (B) ve (C) ile gösterilen bölgelerinin müteveffa tarafından tarım amacı ile kullanıldığına dair açık deliller bulunduğu, taşınmazın çok uzun zamandır müteveffa ve mirasçıları tarafından malik sıfatı ile sahiplenildiğinin ve ekildiğinin bilirkişi raporları ve keşif esnasında verilmiş olan tanık ve bilirkişi beyanları ile sabit olduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği" iddiasıyla; davalı Hazine vekili tarafından ise, "131 ada 72 parsel sayılı taşınmaz bakımından davanın kabulüne karar verildiği, anak fen bilirkişi raporunda söz konusu taşınmazın (E) ve (F) harfleri ile gösterildiği, (E) harfi ile gösterilen alanın uzun zamandır sürülmediğinin belirtildiği; keşif tutanağında söz konusu taşınmazın bir kısmının hiç kullanılmadığı belirtilmiş olmasına rağmen davanın bu bölüm yönünden kabul edilmesinin özellikle usul ve Kanuna aykırılık teşkil ettiği, davanın kabulüne karar verilen taşınmazlar yönünden, davacıların aralıksız ve kesintisiz 20 yıl zilyetliklerinin bulunduğu iddiasının ispat edilemediği, keşif mahallinde dinlenen tanıkların, söz konusu taşınmazların bir kısım davacı tarafından ismi zikredilen kişilere kiraya verildiği yönünde beyanda bulunmuş oldukları, bu kişilerin tanık sıfatıyla Mahkemede dinlenmeleri gerektiği, hükmün eksik araştırma sonucu verildiği, davanın kabulüne karar verilen taşınmazların kadastro çalışmaları sonunda Hazine adına tescil edildiğini, mülkiyetinin Hazineye geçtiğinin kuşkusuz olduğu" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... yargılama sürecinde dava konusu 102 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davadan feragat edildiği, dava konusu 124 ada 17 parsel yönünden yapılan değerlendirmede; 1973 ve 2005 yıllarında tarımsal kullanım gözükmediği, beyanlarda da davacıların murisi tarafından tek başına imar ihya ve malik sıfatıyla sürdürülen zilyetliğin ispatlanamadığı, dava konusu 130 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davacının tutunduğu 1960 tarihli 183 sayfa 92 sıra 32 nolu tapu kaydı Hafik Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 17.02.1960 tarihli ve 300-20 sayılı ilamı ile ........... oğlu ... adına oluşmuş olup bu tescil ilamının oluştuğu yargılamada Orman İdaresinin taraf olmadığı ve orman vasfına yönelik bir araştırma da yapılmadığı, 1979 tarihli topografik haritada bozuk meşe kavak karışık OT (orman toprağı) rumuzu ile yer aldığı, taşınmazların evvelinde orman içi açıklık olduğu, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi kapsamında orman sayılan yerlerden olduğu, orman alanlarının zilyetlik ya da Orman İdaresinin taraf olmadığı ve orman araştırması yapılmayan mahkeme kararına dayalı oluşan tapu kaydı ile iktisabının mümkün olmadığı, dava konusu 105 ada 25 parselin (B) ve (C) harfi ile gösterilen kısımları bakımından; tarımsal faaliyet olmadığını, bu kısımların Kanun'un aradığı 20 yıllık mülkiyete elverişli zilyetlik süresinin hususu sübut bulmadığı, dava konusu 131 ada 72 parsel sayılı taşınmazda (E) ve (F) harfi ile, 133 ada 114 parsel sayılı taşınmazda (D) harfi ile, 133 ada 13 parselin tamamı ile 105 ada 25 parselde (A) harfi ile gösterilen taşınmazların tarım arazisi olduklarının belirlenmiş olmaları, davacıların zilyetliğinin tespitten önce geriye dönük en az 20 yıl nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla olduğu, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olarak sürdürüldüğü, bu taşınmalar yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülkiyet kazanılması şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle ..." istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından, "istinaf dilekçelerindeki iddialarla" temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Kanun'a göre 2006 yılında yapılarak kesinleşen tesis kadatrosu ve orman kadastrosu çalışması bulunduğu, çalışma sonunda dava konusu ...köyü 105 ada 25 parsel ile 124 ada 17 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfıyla Hazine adına, 133 ada 114 parsel, 131 ada 72 parsel, 133 ada 13 parsel sayılı taşınmazın tarla vasfıyla Hazine adına, 130 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.