Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/1583 K.2025/3310

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1583 📋 K. 2025/3310 📅 24.04.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/1583 E.  ,  2025/3310 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1754 E., 2023/1766 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/45 E., 2022/53 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 151 ada 9 parsel sayılı 1224,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinlik vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi 151 ada 9 parsel sayılı taşınmazın yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit edildiğini, anılan taşınmaza ilişkin olarak davalı yönünden zilyetlik koşullarının oluşmadığını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı cevabında; dava konusu taşınmazın dedesinden babasına, daha sonra kendisine miras olarak kaldığını, taşınmazı uzun yıllardan beri kullandıklarını, taşınmazın kendi zilyetliğinde bulunduğunu ve taşınmaza zeytin ağacı diktiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davaya konu taşınmazın orman yasalarına ve zemin durumuna göre ilk tesis kadastrosu sırasında fundalık olarak tescil harici bırakıldığı, eğiminin %11.40 olduğu, toprak muhafaza karakteri taşımadığı, toprak muhafaza karakteri taşımaması nedeniyle 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1/j maddesi gereğince orman sayılan yerlerden olmadığı, aynı zamanda da orman içi açıklığı olmadığı, bu husustaki bilirkişi raporlarının da aynı doğrultuda olup, en eski hava fotoğrafları ile de raporun uyumlu olduğu, taşınmazın orman olmadığı ve sonrasında da ormana dönüşmediği, dolayısıyla orman sayılan yerlerden olmadığı; taşınmazın zilyetlik yönünden incelenmesinde de taşınmaz üzerinde çok eski yıllardan beri tarım yapıldığı, taşınmazda 1976 yılında tarım yapılmaya başlanıldığı, tam olarak 1999 yılında imar ve ihyanın tamamlandığı, 1999 yılında taşınmazda seyrek zeytin ağaçlarının da bulunduğu, zeytin ağaçlarının arasında da olmak üzere tümünde tarım yapıldığı, 2013 yılında seyrek zeytin ağaçlarının tamamının sökülerek taşınmazın kapama zeytin bahçesi haline getirildiği, üzerinde 8-10 yaşlarında zeytin ağaçlarının bulunduğu, taşınmazın zilyetliğinin kesintiye uğramadığı ve uzun süreden beri ekonomik katkı sağlanan bir yer olduğu, dolayısıyla taşınmazın tarıma elverişli hale getirilip, kadastro tespitinin en az yirmi yıl öncesinden beri malik sıfatıyla, çekişmesiz ve kesintisiz olarak kullanıldığı ve zilyetlikle iktisaba elverişli yerlerden olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. ve 17. vd. maddelerine engel bir hususun bulunmadığı ..." gerekçesiyle, davanın reddine ve Manisa ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevki 151 ada 9 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince; "... dava konusu taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığı, imar-ihya faaliyeti tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl öncesinden tamamlanan ve davalı tarafından nizasız, fasılasız, malik sıfatıyla kullanılan taşınmaz yönünden 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddesinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının davalı lehine gerçekleştiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemecesince davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu ..." gereçsiyle, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davalı yararına zilyetlikle kazanım koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişileri, dava konusu taşınmaza davalı tarafından zeytin ağaçları dikildiğini ve ağaçların yaklaşık 10 yaşlarında olduğunu, zeytin ağaçları dikilmeden önce taşınmazın boş olduğunu beyan etmiş olmalarına rağmen, teknik bilirkişilerin 22.03.2022 tarihli raporlarında taşınmazda 25 yaşlarında eski zeytin ağaçlarının bulunduğu belirtilerek, zeytin ağaçlarının hangi tarihte dikildiği hususunda yerel ve tespit bilirkişi beyanları ile teknik bilirkişilerin raporları arasında çelişki oluşmasına rağmen bu çelişki giderilmemiş ve yine Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı Planlama Şube Müdürlüğünün 12.04.2022 tarihli yazısında dava konusu taşınmazın imar durumunun ilgili ilçe belediyesinden sorulması gerektiği belirtildiği halde bu hususunda da araştırılmadığı anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı Planlama Şube Müdürlüğünün 12.04.2022 tarihli yazısı dikkate alınarak, dava konusu bulunduğu bölgede kesinleşmiş imar planı bulunup bulunmadığı, mevcut ise dava konusu taşınmazın imar planı içerisinde kalıp kalmadığı ve bu imar planının hangi tarihte kesinleştiği taşınmazın bulunduğu ilçe belediyesinden sorularak buna ilişkin kayıt ve belgeler dosya arasına getirtilmeli, taşınmazın dava tarihinden önce kesinleşmiş imar planı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde imar planının kesinleşme tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü'nden getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek önceki keşiflere katılan mahalli bilirkişilerden farklı ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile yine önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, dosya arasında bulunan yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmeli; ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun ihya edilen taşınmaz mallara ilişkin 17. maddesinin 2. fıkrası, "il, ilçe ve kasabaların imar planının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallarda bu hüküm uygulanmaz" hükmünü içermekte olup buna göre, imar planına alınan bir taşınmazın imar-ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal sebeplerine dayalı olarak mülk edinilebilmesi için tüm koşulların, imar planının onay tarihine kadar oluşmuş olması gerektiği gözetilerek, tespit tarihinden yada taşınmazların bu tarihten önce kesinleşmiş imar planının kapsamında kaldıklarının belirlenmesi halinde imar planının kesinleşme tarihinden 15-20-25 yıl önceki hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmelidir.
Ayrıca; dinlenecek yerel bilirkişiler ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak ve davalıdan sorulmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; taşınmaza ilk defa zeytin ağacının ne zaman dikildiği belirlenmeli, ziraat bilirkişisi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, özellikle taşınmazın uzun yıllardır kullanılmayan bölümleri varsa bunların ayrıca gösterildiği, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, üzerindeki zeytin ağaçlarının yaşlarını, özellikle zeytin ağaçlarının yaşları hususunda önceki yerel ve tespit bilirkişisi beyanları ile teknik bilirkişi raporları arasında çelişki oluştuğu dikkate alınarak, bu çelişkiyi giderecek ve çelişkinin sebeplerini izah edecek şekilde, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek, çekişmeli taşınmaz imar planı kapsamında ise imar planının kesinleşme tarihine kadar, aksi halde tespit tarihine kadar davalı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, anılan hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.