Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/549 K.2025/3124

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/549 📋 K. 2025/3124 📅 21.04.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/549 E.  ,  2025/3124 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/137 E., 2022/26 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 11.11.1996 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesine göre yapılan kadastro neticesinde dava konusu 117 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 8.435,22 metrekare yüzölçümüyle, senetsizden, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilerek, tutanak 08.04.1997 ila 08.05.1997 tarihleri arasında askı ilanına alınmıştır.
Davacı dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü 117 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tespit edildiğini, taşınmazın çay kenarında olduğunu, taşınmazın
kendisine babası ve atalarından kaldığını, yüz yılı aşkın zilyetliklerinin olduğunu belirterek taşınmazın tespitinin iptali ile kendi adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...keşif ücretinin davacı tarafından yatırılmadığı..." gerekçesi ile davanın reddine, taşınmazın kadastro tespit tutanağında olduğu gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline dair verilen kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 19.01.1998 tarihli ve 1997/13009 Esas, 1998/36 Karar sayılı kararı ile; "...usulüne uygun keşif ihtaratı yapılmadığı..." gerekçesiyle karar bozulmuş, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde; "...taşınmazın A harfi ile gösterilen bölümünün hiçbir zaman tarla olarak kendisi veya babası tarafından kullanılmadığını, babasının vefatından önce orada hayvan barınağı inşa edip otlatma yapmak sureti ile taşınmazda ne kendisinin ne de babasının zilyetliğinin bulunmadığını ifade ettiği, elde edilen bu delillere göre A harfi ile gösterilen kısmın geçmişte bazı kısımlarının tarla veya bahçe olarak kullanımı olmuş ise de genel olarak kullanılmayan arazi vasfında olup bu durumunu yıllar boyunca devam ettirdiği, güncel durumu ile yapılan tespitlerde taşınmazın orman vasfı taşıdığının, yüksek eğimli olduğunun, toprak muhafaza karakteri taşımakta olup çevresindeki ormanlık alanlarda yer alan toprak yapısına sahip olduğunun, orman yönünden süreklilik, bütünlük ve devamlılık arz ettiğinin, üzerinde 25-45 yaşları arasında orman bitki örtüsü barındırdığının tespit olunmasına göre alan üzerinde hiçbir hakimiyeti bulunmayan davacının davasının bu kısım bakımından reddine, karar verilmesi gerektiği, diğer taraftan derenin etki alanında bulunduğu jeoloji bilirkişisi tarafından tespit edilen kısmın da her ne kadar davacının kullanımında ise de aktif dere yataklarının ve derenin etki alanında bulunan yerlerin kamu malı olması hasebiyle zilyetlik, imar ve ihya ile kazanımının mümkün olmadığı, bu tür yerlerin dere vasfı taşımakta olup 3402 sayılı yasanın 16/C maddesi gereğince tescil ve sınırlandırmaya tabi olmadığından dere vasfıyla tescil harici bırakılması gerektiği, davacının davasının bu yönden de redde tabi olduğu, davacının bahçe olarak kullandığı kısmın ise önce davacının babasının nizasız, fasılasız, malik sıfatı ile önce 1955 yılı itibari ile tarla olarak kullanılan bir yer iken ölümü ile oğlu olan davacıya geçmiş olduğu, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin orman ve jeodezi bilirkişilerin müşterek raporundan da anlaşıldığı üzere 1990, 2005 yılı hava fotoğraflarında devam ettiği, davacının burayı sonradan bahçeye çevirerek kullandığı, raporda her ne kadar bu kısmın imar ve ihyasının 2005 yılından önce tamamlandığı belirtilmiş ise de evveliyatının tarla kullanımında olduğundan imar ve ihya edilen bir yerin başka bir vasfa dönüştürülmek üzere yapılan çalışmaların her ne kadar yeni bir imar ve ihya çalışması olsa da yapılan ilk imar ve ihya işleminin tamamlandığı tarihin önemli olduğu, bu kısmın 1955 yılından bu yana davacının babasının ve ondan sonra davacının kullanımında olduğundan tarla olarak kullanımla ilgili imar ve ihya işleminin 1955 yılından önceki bir zamanda tamamlanmış olduğunun kabulünde zorunluluk bulunduğu..." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 117 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, 28.05.2022 tanzim tarihli ek raporda yer alan krokide (D) harfi ile gösterilen 7.323,06 metrekarelik alanın "orman" vasfıyla davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 28.05.2022 tanzim tarihli ek raporda yer alan krokide (C) harfi ile gösterilen 936,49 metrekarelik alanın "bahçe" vasfıyla davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 28.05.2022 tanzim tarihli ek raporda yer alan krokide (E) harfi ile gösterilen 175,70 metrekarelik alanın "dere" olarak tescil harici bırakılmasına, bahsi geçen ek raporun kararın eki sayılmasına karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilince (C) harfli bölümü yönünden, davacı tarafından reddedilen (D) harfli ve (E) harfli bölümleri yönünden temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili ve davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacı ...'dan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.