Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/638 K.2025/3122
8. Hukuk Dairesi 2023/638 E. , 2025/3122 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/84 E., 2021/369 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) gereğince yapılan kadastro neticesinde 125 ada 1 parsel 9.169,38 m² yüzölçümüyle, palamut ağaçlı tarla ve bağ niteliğinde Aralık 1943 tarihli ve 17 sıra tapu kaydı ile ... ve müşterekleri adlarına tespit edilip 11.03.1999 tarihinde tescil edilmiştir.
Davacılar ... ve arkadaşları dava dilekçesinde; ... köyü 125 ada l parsel sayılı yerin 1/3 hissesinin kendisi, 2/3 hissesinin Hazine adına tespit edildiğini oysa, taşınmazda Hazinenin payı bulunmadığı iddiası ile Hazine aleyhine dava açmış, ... taşınmazın bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile 12.10.1999 tarihinde harçlı katılımda bulunmuştur.
Mahkemece davanın reddine dair verilen karar katılan ... İdaresinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.07.2007 tarihli ve 2007/7056 Esas,-10098 Karar sayılı kararıyla “...Davacı gerçek kişi, verasette iştirak nedeniyle ... ve arkadaşları adlarına tesbit gören taşınmazda Hazine'ye de pay tespit edildiği, aslında Hazine payının bulunmadığını ileri sürerek dava açmış ise de, Hazine'nin çekişmeli taşınmazda tespit maliki durumunda olmadığı, kadastro davalarında husumetin tesbit malikleri ya da komisyonca malik kılınan kişilere yöneltilerek açılmasının gerektiği, davacının bu şekilde yanlış husumet yönelterek açtığı dava kadastro tesbitinin kesinleşmesini önlemeyeceği, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26/D maddesi gereğince kadastro mahkemelerine dava açıldıktan sonra tespitten önceki sebebe dayanarak asli müdahil sıfatıyla davaya katılma olanağı var ise de, somut olayda; usulen açılmış derdest bir davanın varlığının söz konusu olmadığından Orman Yönetiminin davasının davaya katılma olarak kabulünün de olanaksız olduğu, Orman Yönetiminin harcını yatırarak davaya katılmak istediği tarihte kadastro tutanağının kesinleştiği, kesinleşen tespitlere karşı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12. maddesi gereğince açılan davaların genel mahkemelerde görülmesi gerektiği gerekçesiyle davacı tarafından açılan davanın husumetten reddi, çekişmeli taşınmazın tespiti kesinleşmiş olduğundan, kesinleşen tesbit gibi işlem yapılması için tutanak aslı ve eklerinin tapu sicil müdürlüğüne, tutanağın onaylı bir örneğinin dosya içerisinde bırakılarak müdahil Orman Yönetiminin davasının görev yönünden reddi, dava dosyasının görevli Asliye Hukuk Mahkemesince gönderilmesine karar verilmesi gerektiği..." bildirilerek bozulduğu, bozma kararına uyularak Kadastro Mahkemesince Hazine aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine, 125 ada 1 parselin tespiti kesinleşmiş olduğundan kadastro tutanak aslı ve eklerinin Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine; müdahil Orman İdaresinin davasının görev nedeniyle reddine ve dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, Asliye Hukuk Mahkemesince, çekişmeli taşınmaz kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, ... tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 20.12.2012 tarihli ve 2012/6221 Esas, 2012/14757 Karar sayılı kararıyla; “...Her ne kadar mahkemece çekişmeli taşınmaz kesinleşen orman tahdit sınırları dışında kaldığından davanın reddine karar verilmiş ise de, yörede orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi gereğince yapıldığından kesinleşmiş orman kadastrosundan sözedilemez dava, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açılmış tapu iptali ve tescili davası niteliğinde olduğu, orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukukî durumunun 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanun hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.-K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.-K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.-K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde...” karar verilmesi gereğine değinilmiş, Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sonucu; davanın kısmen kabulü ile ... ili ... ilçesi ... köyü 125 ada l parsel sayılı 9.169,38 m² yüzölçümlü taşınmazın 03.11.2014 havale tarihli rapor eki krokide (A) kısmı olarak belirtilen 3.122.40 m²'lik kısmın davalıların murisi.. oğlu ... ... adına olan tapusunun iptali ile bu kısmın yeni parsel numarası ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, aynı rapor ve krokide (B) harfiyle belirlenen 6.046,97 m²'lik kısımla ilgili davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... ile davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 01.07.2019 tarihli ve 2016/12956 Esas, 2019/4670 Karar sayılı kararı ile; "...1- Hazinenin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Hazinenin davaya katılımının da bulunmadığına göre Hazinenin davada taraf olmadığı, davada taraf olmayanın da hükmü temyiz edemeyeceği usul hükümlerinden olduğundan, Hazinenin temyiz dilekçesinin reddi gerektiği, 2- Davacı ... Yönetiminin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; yapılan incelemede; yerel mahkemenin yargılamayı sonuçlandırdığı son oturumda oluşturulan kısa kararda “A) Davacı ... İdaresinin bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yerin orman vasfında olduğuna, B) Bilirkişi heyet raporunda (B) harfi ile işaretli kısmın bağ olarak kullanıldığı, orman ağacı veya kök bakiyeleri olmayıp toprak yapısı, meyil durumu, bitki türleri ayrı olup 1943 yılından beri tapulu olan yer 6046,98 m² olup orman sayılmayan yerlerden olmakla davacılar adına tapuya tespit ve tesciline” dendiği halde, gerekçeli kararda “1-Davacının davasının kısmen kabulü ile; ... ili, ... ilçesi, ... köyü 125 ada l parsel sayılı 9169.38 m² yüzölçümlü taşınmazın 03.11.2014 havale tarihli rapor eki krokide (A) kısmı olarak belirtilen 3122.40 m²'lik kısmın davalıların murisi.. oğlu.. ... adına olan tapusunun iptali ile bu kısmın yeni parsel numarası ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline, aynı rapor ve krokide (B) ile belirlenen 6046.97 m²'lik kısımla ilgili davanın reddine” denildiği kısa kararla gerekçeli kararın çelişik olmasının mutlak bozma nedeni oluşturduğu, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığı..." gerekçesiyle karar bozulmuş, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde; "...çekişme konusu taşınmazın 1998 yılında 3402 sayılı Kanunun 4.maddesine göre yapılan orman sınırlamasında tutulan tutanak ve ölçüsüz sınır krokilerinin kadastro ekibine teslim edildiği ve askı suretiyle ilan edildiği, dava konusu parsele ait tespit çalışmalarının orman sınırlarının tespitinden 6 ay önce yapıldığı, iki çalışma arasında 8-9 os hattında mübayenet bulunduğu, taşınmazın fen bilirkişisi tarafından ibraz edilen 03.11.2014 havale tarihli rapor eki krokide (A) kısmı ile belirlenen 3122.40 m²'lik kısmın fiilen orman vasfında olduğu, (B) kısmı ile belirlenen 6046.97 m²'lik kısmın ise bağ olarak kullanıldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu, (A) kısmı ile belirlenen 3122.10 m²'lik kısmın 4785 sayılı yasaya göre devletleştirilen yerlerden olup 5658 sayılı yasaya göre iade şartlarını taşımadığı, Orman Yasaları çerçevesindeki statüsünün "orman sayılan yer"den olduğu, zilyetlikle, tapu edinimi yoluyla, hiç bir şekilde bu türden yerlerin kazanılamayacağı..." gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabulü ile 125 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 03.11.2014 havale tarihli rapor eki krokide (A) kısmı olarak belirtilen 3.122.40 m²'lik kısmın tapusunun iptali ile bu kısmın yeni parsel numarası ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, krokide (B) harfiyle belirlenen 6.046,97 m²'lik kısımla ilgili davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekilince reddedilen (B) bölümü yönünden temyiz edilmiştir.
Yapılan inceleme neticesinde Mahkemece her ne kadar yazılı şekilde karar verilmiş ise de Aralık 1943 tarihli ve 17 sıra no.lu kayda istinaden tapusu oluşan dava konusu taşınmazla ilgili asli müdahil Orman İdaresinin taşınmazın orman olduğu yönündeki iddiası gözönünde bulundurularak, dava konusu taşınmazla ilgili en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilip 4785 sayılı Orman Kanunu'na Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) kapsamında olup olmadığı değerlendirilmeksizin bilirkişi raporunda tek tarihli memleket haritasıyla yetinildiği, taşınmazın evveliyatını gösterir hava fotoğrafı değerlendirilmesine yer verilmediği, bu yönüyle bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan, daha önceki keşiflerde yer almayan, bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, dosya arasına getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Kanun, 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun) sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.