Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2759 K.2025/3104
8. Hukuk Dairesi 2023/2759 E. , 2025/3104 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/653 E., 2023/177 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/44 E., 2021/8 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı/karşı davacı Hazine vekili ile davalı/asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı/davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
... ili ... ilçesi .../... Mahallesi çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 4009 parsel sayılı ve 5.129,16 m² yüzölçümündeki taşınmaz, üzerindeki bir adet bir katlı prefabrik ev ile birlikte ... kullanımında olduğu açıklanarak, ağaçlık vasfıyla, Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazı 1971 yılında haricen satın aldığından beridir aralıksız olarak kullandığını, çekişmeli yerin orman sayılmayan yerlerden olduğunu ileri sürerek yapılan kadastro tespitinin iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleşen 2016/78 Esas sayılı dosyanın davacısı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... tarafından tescil istemiyle açılan ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/21 Esas numaralı davada, davaya konu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan bahisle, açılan davanın reddine karar verildiğini ve bu kararın onanarak kesinleştiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Asli müdahil Orman İdaresi, taşınmazın evveliyatı itibarıyla orman olduğu iddiasına dayanarak orman vasfıyla Hazine adına tescil isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "dava konusu taşınmazın 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosu çalışmalarında orman olduğu gerekçesi ile tescil harici bırakıldığı, 1986 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında ise orman sınırları dışında bırakıldığı, uzman orman, ziraat ve fen bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada, tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın üzerindeki bitki örtüsü, ağaçların yaşı ve cinsi ile evveliyatında taşınmazın tarımsal amaçlı olarak kullanıldığının belirlendiği, davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği" gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı adına tesciline, birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı/karşı davacı Hazine vekili ile davalı/asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, "davacı tarafından dava konusu taşınmaz hakkında daha önce açılan tescil davasında, ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/21 Esas 2008/174 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, anılan kararın temyiz denetiminden gereçerek 23.06.2009 tarihinde kesinleştiği, ne var ki davanın açıldığı 30.05.2016 tarihine kadar TMK'nın 713/1 ve Kadastro Kanunu'nun 14/1.maddelerinde aranılan 20 yıllık zilyetlik süresinin nizasız ve fasılasız geçmesi gerekirken yukarıda sözü edilen davanın açılmış olması nedeniyle niza oluştuğu ve bu davada verilen kararın kesinleştiği tarihten sonrada yasal 20 yıllık sürenin dolmadığı, bu haliyle davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleşmediğinden asıl davanın reddi karar verilmesinin gerektiği, birleşen dava bakımından ise, dava konusu taşınmaza ilişkin Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2009/2253 Esas, 2009/3312 Karar sayılı ilamına ilişkin yerel mahkeme dosyasında dava konusu taşınmazın vasfı ile ilgili değerlendirmeye göre; çekişmeli taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğu, imar-ihya ve zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı nazara alınarak mahkemece asli müdahil orman idaresi ile birleşen dosya davacısı Hazinenin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, gerçeğin resmi olan hava fotoğraflarındaki durumlarına itibar edilmeyerek yazılı şekilde asıl dosya davacısı ...'un davasının kabulüne, birleşen dosya davacısı Hazine ile asli müdahil Orman İdaresinin davasının reddine karar verilmesi isabetsiz olduğu" gerekçesi ile birleşen dosya davacısı/davalı Hazine vekili ile davalı/asli müdahil Orman İdaresi vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen 2016/78 Esas sayılı dava dosyası davacısı Hazine ile müdahil Orman İdaresinin davasının kabulüne, dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, bu kez asıl davada davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede, 6831 sayılı Orman Kanun'un (6831 sayılı Kanun) kapsamında yapılan ve 03.10.1986 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışması ile 21.11.1995 tarihinde ilân edilerek kesinleşen daha önce sınırlaması yapılmış ormanların aplikasyonu, sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun ile Değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması çalışması bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu ise, 1954 yılında yapılmıştır. Ayrıca 14.03.2008 tarihinde onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davacı ...'tan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.