Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5255 K.2025/2956
8. Hukuk Dairesi 2023/5255 E. , 2025/2956 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/10 E., 2023/10 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar, davacı vekili tarafından temyiz istemi üzerine yapılan inceleme sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2018/4988 Esas, 2021/2506 Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 408 parsel sayılı 44000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak tespite itiraz dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda davacı Hazinenin; çekişmeli 408 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisinin raporuna ekli haritasında mavi renkle boyalı 6.583,75 metrekarelik kısmının ve yeşil (sarı) renkle boyalı 12.018,90 metrekarelik kısmına yönelik davasının kabulü ile bu kısmın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 16/C maddesi uyarınca tespit harici bırakılmasına; çekişmeli 408 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisinin raporuna ekli haritasında kırmızı ve siyah renklerle boyalı toplam 25.692,47 metrekarelik kısmına yönelik davasının reddine; bu kısmın ..., ... ve ... mirasçıları adına payları oranında tesciline ilişkin önceki hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2015/16209 Esas, 2015/12151 Karar sayılı ilamıyla; "... Mahkemece çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümlerinin özel mülkiyete konu tarım arazisi niteliğinde bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın sınırında ... Gölü olduğu halde jeolog bilirkişi keşfe götürülmemiş, ziraat raporu içeriğinde taşınmazın özel mülkiyete konu yerlerden olup olmadığı konusunda yeterince ayrıntılı ve açıklayıcı bilgiye yer verilmemiş, taşınmazın niteliği ve zilyetlik hususunda yapılan araştırmada hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için, tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı evreye ilişkin stereoskopik hava fotoğrafları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, fen bilirkişi, jeolog bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalıdır. Taşınmazın başında yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki bulunması halinde aykırılık giderilmeye çalışılmalı, 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini, jeolog bilirkişiden ise taşınmazın göl yatağı olup olmadığı ya da gölden kazanılıp kazanılmadığını belirten ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini belirtir şekilde rapor alınmalı; taşınmazları tüm yönlerinden gösterir fotoğrafları çektirilmeli, fen bilirkişiye keşfi takibe imkan verir ve denetime elverişli kroki ve ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir ..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı Hazinenin; ... ili ... ilçesi ... köyünde kain 120 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisinin raporuna ekli haritasında mor renkle boyalı 6.555,489 m² lik kısmının ve sarı renkle boyalı 2951,046 m² lik kısmının ve turuncu renkle boyalı 13762,284 m² lik kısmına yönelik davasının kabulü, ile bu kısmın 3402 sayılı Kanun'un 16/C maddesi uyarınca tespit harici bırakılmasına; davacı Hazinenin; ... ili ... ilçesi ... köyünde kain 408 parsel sayılı taşınmazın kadastro bilirkişisinin raporuna ekli haritasında yeşil renkle boyalı toplam 21505,283 m² lik kısmına yönelik davasının reddine; bu kısmın 21505,283 m² olarak aynı ada ve parsel numarası ile toplam 160 hisse kabul edilip tespit malikleri mirasçıları adına tespit ve tesciline dair ikinci hüküm, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2018/4988 Esas, 2021/2506 Karar sayılı ilamıyla " ...Mahkemece, çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün özel mülkiyete konu tarım arazisi niteliğinde bulunduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; keşif sonucu dosya arasına alınan teknik bilirkişi raporunda kıyı kenar çizgisi gösterildiği halde, belirtilen yerde idare tarafından kıyı kenar çizgisinin belirlenip belirlenmediği sorulmamış; belirlenmiş ise uzman kişiler aracılığıyla mahalline uygulanarak denetime elverişli kroki düzenlettirilmemiş; idarece belirlenen kıyı kenar çizgisinin bulunmaması halinde, kıyı kenar çizgisinin 3 kişilik jeolog bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılarak belirlenmesi yoluna gidilmemiştir. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde idarece yapılmış ve yöntemince kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisi bulunup bulunmadığı sorulmalı, İdarece yapılmış ve yöntemince kesinleşmiş bir kıyı kenar çizgisi bulunmadığı sonucuna varıldığı takdirde, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun (3621 sayılı Kanun) 9. maddesine göre bu işlerde uzman olan 3 kişilik jeolog veya jeomorfolog, harita mühendisi ve 3 ziraat mühendisinin de yer aldığı geniş katılımlı bir bilirkişi kurulunun katılımıyla keşif icra edilmeli ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişilerden, taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmaz bölümü üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, öncesinde tarla olarak kullanılıp kullanılmadığı öncesinde göl yatağı olup olmadığı ya da gölden kazanılıp-kazanılmadığı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanları arasında oluşacak çelişkiler yöntemince giderilmeye çalışılmalı; teknik bilirkişilerden, dava konusu taşınmazların bulunduğu yere ilişkin memleket haritalarının, en eski tarihli askeri haritaların, hava fotoğraflarının yöntemince uygulanması, gerektiğinde değişik kodlardan toprak örnekleri alınıp analizlerinin yapılması, mevsimsel etkilerin de göz önünde tutulması suretiyle kıyı kenar çizgisini saptamaları ve çekişmeli taşınmazların kadastro paftası ile kıyı ve kıyı kenar çizgisinin çakıştırılması neticesinde taşınmazların konumunu belirlemeleri istenilmeli, belirlenen kıyı kenar çizgisinin de gözetilmesi suretiyle çekişmeli taşınmazların ... Gölü’nün etki alanı içerisinde kalıp kalmadıkları ile ilgili olarak denetime açık, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; zirai bilirkişi kurulundan ayrıca, taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili olarak, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmeli..." gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulü, kısmen reddine, 120 ada 8 (eski 408) parsel sayılı taşınmazın tapulama tutanağı ve komisyon kararının kısmen iptali ile tutanak ve karardaki diğer bilgiler aynı kalmak kaydı ile: davacı Hazinenin; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 120 ada 8 (eski 408) parsel sayılı taşınmazın fen ve harita bilirkişisi tarafından hazırlanan 06.06.2023 tarihli bilirkişi raporunun 4. sayfasında yer alan krokide sarı renkli ve (B) harfi ile gösterilen 30166,80 metrekarelik kısmına yönelik davasının kabulü ile bu kısmın parselden ifrazı ile 3402 sayılı Kanun'un 16/C maddesi uyarınca tespit harici bırakılmasına; davacı Hazinenin; ... ili ... ilçesi, ... Mahallesi 120 ada 8 (eski 408) parsel sayılı taşınmazın fen ve harita bilirkişisi tarafından hazırlanan 06.06.2023 tarihli bilirkişi raporunun 4. sayfasında yer alan krokide yeşil renkli ve (A) harfi ile gösterilen 14605,07 m²lik kısmına yönelik davasının reddine; bu kısmın 14605,07 m² olarak aynı ada ve parsel numarası ile toplam 320 hisse kabul edilip; tespit malikleri adına tespit ve tesciline karar verilmiş; işbu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.