Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/6639 K.2025/2943
8. Hukuk Dairesi 2023/6639 E. , 2025/2943 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Daires
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde; ... ili... ilçesi ... köyü 101 ada 118 parsel ve 126 ada 3 parsel sayılı taşınmazların murisinden intikal ettiğini, uzun yıllardır taraflarınca kullanıldığını, taşınmazların tapu kayıtlarının olduğunu ileri sürerek, Hazine adına olan orman vasfındaki tescilin iptali ile 1/2 payının kendisi, 1/2 payının kardeşi ...adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "... dava konusu taşınmazlardan 101 ada 118 parselin kadastro tutanağının 31.01.2006 tarihinde kesinleştiği ve orman vasfıyla tapuya tescil edildiği, davacının kadastro tespitinden önce dava konusu taşınmazların murisinden kendisine intikal ettiğini iddia ettiği, davanın 25.03.2016 tarihinde açıldığı, bu parsel açısından 10 yılık hak düşürücü sürenin geçtiği, dava konusu taşınmazlardan 126 ada 103 parsel yönünden, bu parselin tarla niteliğinde olduğu, talep edilen kısmının 2003,47 metrekare alana sahip olduğu, keşifte bilirkişilerce alan üzerinde yapılan fiziki incelemeler ve fiili durumda eğimi, toprak yapısı, topoğrafik özellikleri, eski tarihli memleket haritalarındaki durumu birlikte değerlendirildiğinde sınırlarının belirgin olduğu, 25-30 yıl öncesinde sürülüp ekilen alanlardan olduğu, eski tarihli memleket haritasında açıklık alanlarda görüldüğü ..." gerekçesiyle verilen, davanın kısmen kabulüne dair kararın, davacı tarafından, "Orman İdaresi tarafından düzenlenen 12.04.2006 tarihli inceleme raporuna göre 101 ada 118 sayılı orman parselinin kadastro kesinleşme tarihinin 21.04.2006 olduğu, davanın 10 yıllık süre içinde 25.03.2016 tarihinde açıldığı, 101 ada 118 parsele ait cilt 168 sıra 30 sayfa 27 nolu tapu kaydının bulunduğu" iddiasıyla; davalı ... vekili tarafından ise, "mirasçılar arasında el birliği mülkiyeti bulunduğundan mirasçıların davaya katılımı sağlanmadan veya tereke temsilcisi tayin ettirilmeden davaya devam edilmesinin ve sadece davacı yönünden hüküm kurulmasının mümkün olmadığı, taşınmazın mera olduğu ve meraların zilyetlikle kazanılamayacağı, eksik ve hatalı bilirkişi raporlarına göre karar verildiği" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 02.10.2017 tarih, 2017/894 Esas, 2017/838 Karar sayılı kararıyla; "... çekişmeli 101 ada 118 parsel yönünden davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı; davalı Hazinenin 126 ada 3 parsele yönelik istinaf başvurusu yönünden, davacının çekişmeli 126 ada 3 sayılı mera parselinin 1/2 payının kendisi, 1/2 payının kardeşi ...adına tapuya tescil edilmesi istemiyle dava açtığı halde İlk Derece Mahkemesince ...tarafındanda çekişmeli yere ilişkin dava açılıp açılmadığı yönünde araştırma ve inceleme yapılmadığı, ...tarafından dava açılmadığı takdirde davacı ...’ın, tek başına çekişmeli mera parselinin 1/2'sinin kendisi, 1/2'sinin ise kardeşi adına tapuya tescili istemiyle dava açamayacağının gözetilmediği, çekişmeli 126 ada 3 parselin dava edilen kesiminin dört tarafının 126 ada 3 sayılı mera parseliyle çevrili olduğu, yargılama sırasında davacının, 126 ada 3 parselin dava edilen kesiminin etrafınında dava dışı şahıslar tarafından tarım arazisi olarak kullanıldığını iddia ettiği halde 126 ada 3 parsele ilişkin eldeki dava dışında başka şahıslar tarafından kadastro öncesi nedene dayalı mera sicil kaydının iptali ve tescil istekli dava açılıp açılmadığının araştırılmadığı, 126 ada 3 parsele ilişkin istinafa konu dava dışında başka dava bulunmadığının tespit edilmesi halinde dava konusu edilen alanın mera bütünlüğü içinde yer aldığının, mera bütünlüğü içinde bulunan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceğinin gözetilmediği, yine kadastro tespit tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları getirtilip jeodezi - fotogrametri uzmanı bilirkişiden rapor alınmadığı, çekişmeli 126 ada 3 parsel sayılı taşınmaz mera özel sicilinde kayıtlı olduğundan mera sicilinin iptaline karar verilmesi gerekirken tapu kaydının iptaline yönünde hüküm kurulmasının hatalı olduğu, fen bilirkişiler tarafından düzenlenen 15.10.2019 tarihli krokili raporda 126 ada 3 parselin dava edilen kesiminin (B) ile işaretlenen 2.003,47 metrekare olduğunun belirtildiği, ancak hükümde fen bilirkişiler tarafından düzenlenen 15.10.2018 tarihli rapora ekli krokide (B) ile işaretlenen kısmın 1/2'sinin 126 ada 3 parselden ifraz edilerek 1.001,73 metrekare yüzölçümüyle tarla niteliği ile aynı adanın son parsel numarası verilerek davacı adına tapuya tesciline yönünde infazı kabil olmayacak şekilde hüküm kurulduğu ..." gerekçesiyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun (6100 sayılı Kanun) 353/1.a.6 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası yapılan yargılama sonunda; "... 101 ada 118 parsel yönünden davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı, 126 ada 3 parsele yönelik değerlendirmede eldeki dava dışında 3402 sayılı Kanun’un 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde başka şahıslar ve ...tarafından kadastro öncesi nedene dayalı mera sicil kaydının iptali ve tescil istekli dava açılmadığının anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, 101 ada 118 parsel yönünden davanın usulden reddine, 126 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı tarafından, "kadastro askı ilan cetvelinin getirtilip incelenmediği, Mahkemeye gönderilen resmi belgede tahrifat yapıldığı, bu yönde suç duyurusunda bulunduğu, cilt 168, sıra 30 nolu eski yazı tapu kaydının tercüme ettirilip değerlendirilmediği, tapu kapsamında kalan yerin kadastro elemanlarınca mera olarak tespit edildiği, süresinde dava açıldığı, zamanaşımının söz konusu olamayacağı, 126 ada 3 parsel yönünden de gerekçesi açıklanmadan doğrudan ret kararı verildiği, istinaf bozma kararına göre araştırma yapılmadığı" iddiasıyla istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2023 tarih, 2023/1372 Esas, 2023/1361 Karar sayılı kararıyla; "... dosya arasına alınan askı ilan cetvelinde çekişmeli 101 ada 118 parsel de dahil olmak üzere ... köyünde bulunan orman olarak tespiti yapılan taşınmazların askı ilanlarının 30.12.2005-30.01.2006 tarihleri arasında yapıldığı, 101 ada 118 parsele itiraz edilmediğinden 31.01.2006 tarihinde kesinleştiği, dava tarihi itibarıyla 3402 sayılı Kanun’un 12/3 maddesinde belirtilen 10 yıllık süre dolmuş olduğu, İlk Derece Mahkemesince bu durum gözetilerek anılan parsele ilişkin davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığı gerekçesiyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davacının istinaf dilekçesinde 126 ada 3 parsele ilişkin tapu kaydına dayandığı, çekişmeli 126 ada 3 parselin dava edilen kesiminin dört tarafının 126 ada 3 sayılı mera parselinin kesinleşen bölümleriyle çevrili olduğu, 126 ada 3 parsele ilişkin istinafa konu dava dışında başka dava bulunmadığından davacının dava ettiği alanın mera bütünlüğü içinde yer aldığı, ayrıca 2008 yılında 4342 sayılı Mera Kanunu (4342 sayılı Kanun) uyarınca yapılan çalışmalar sırasında ... İl Mera Komisyonunun 13.12.2007 tarih 410 sayılı kararıyla 126 ada 3 parsel sayılı taşınmaz ... köyüne mera olarak tahsis edilmiş olup, anılan karar 29.01.2008-29.02.2008 tarihleri arasında ilan edilmiş, davacı tarafından 4342 sayılı Kanun’un 21/2 maddesinde belirtilen 5 yıllık süre içinde mera tahsis kararının iptali isteğiyle dava açılmadığından mera tahsis kararının da kesinleştiği ..." gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı tarafından, "Osmanlı Türkçesi tapu kaydının bulunduğunu, tapunun dikkate alınmadan karar verildiği, ıslak imzalı askı ilan listesinin temin edilerek inceleme yapılması gerektiği, zira kesinleştirme tarihinin daksillenerek tükenmez kalem ile değiştirildiğini, belgede sahtecilik yapıldığı" ileri sürülerek temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.