Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/2684 K.2025/2873
8. Hukuk Dairesi 2023/2684 E. , 2025/2873 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/355 E., 2023/236 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ... mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 877 parsel sayılı ve 891,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 115 ada 6 parsel numarasıyla ve 529,58 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 878 parsel sayılı ve 794,50 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 115 ada 7 parsel numarasıyla ve 874,17 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen davacı ... vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili adına kayıtlı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, eksikliğin davalıya ait taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek dava açmıştır.
Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "davaya konu taşınmazın güncelleme kadastrosunda belirlenen sınırı ile tesis kadastrosunda tespit edilen sınırının birbiriyle uyumlu olduğu, bu uyumun 1964 ve 1972 tarihli hava fotoğrafları, harita ve ortofotolar tarafından doğrulanıp belgelendiği, davacının taşınmazının tesis kadastrosu sırasında yüzölçümünün planimetre ile hatalı hesaplandığı, hesap hatası düzeltildiğinde 469 metrekare olarak bulunduğu; tescil yüzölçümü ile güncelleme kadastrosunda bulunan yüzölçümü arasında 361,42 metrekarelik farkın planimetre ile hatalı hesaplamadan kaynaklandığı, güncelleme kadastrosunda bu hatanın giderildiği ve güncelleme kadastrosunda hata bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazların güncelleme kadastrosundaki tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "bilirkişi raporu ve ek raporunda; dava konusu parsellerde tesis kadastrosu sırasında tersimat hatası yapılmadığının, yüzölçümünün planimetre aleti ile 469 metrekare olarak hesaplanması gerekirken, tapuda kayıtlı olduğu şekilde 891 metrekare olarak hatalı hesaplandığının; uygulama kadastrosunda, davacıya ait yeni 115 ada 6 (eski 877) parsel sayılı taşınmazın güney ve batı kısımlarında, tesis kadastrosu paftasından daha batı ve güneyde olacak şekilde davacı lehine bir sınırlandırma yapıldığının; bu kısımlarda tesis kadastrosu sırasında eksik ölçü yapılarak, sınırlandırma ve ölçü hatası yapıldığının, uygulama (güncelleme) çalışmalarında yapılan değerlendirme ve sayısallaştırmanın doğru olduğunun, uygulama kadastrosu sınırlarının, zemin durumu ve 1953 tarihli hava fotoğrafı ve orto foto haritası ile uyumlu olduğunun; davacı parselindeki alan azalışının tesis kadastrosundaki alan hesaplama hatasından kaynaklandığının belirlenmesi karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle;
Temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.