Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/5296 K.2025/2836

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5296 📋 K. 2025/2836 📅 10.04.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/5296 E.  ,  2025/2836 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/426 E., 2024/822 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Batı Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/1 E., 2022/77 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile dahili davalı ... Belediyesi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2019 yılında yapılan kadastro güncelleme çalışmaları sonucunda ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan ve tapuda davacı ... ve dava dışı müşterek paydaşları adına kayıtlı bulunan eski 906 parsel sayılı 48.300,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 132 ada 35 sayılı parsel altında ve 42.076,77 metrekare yüzölçümü ile tespit edilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; hissedar maliki olduğu eski 906 yeni 132 ada 35 sayılı parselin yüzölçümünün haksız olarak eksiltildiği iddiası ile dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesine karşı zamanaşımı ve esas yönünden itirazlarının kabulü ile davacı tarafından açılan haksız ve yersiz davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle usulden, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın öncelikle usulden, aksi takdirde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... dava konusu 132 ada 35 parsel sayılı taşınmazın kuzey sınırında bulunan dere hattındaki sınırlandırma hatasına bağlı eksilme olduğu, dere sınırı ile olan sınırlandırma hatasının uygulama kadastrosu sırasında giderildiği, kadimden beri değişmeyen sınır olduğundan bu hattın sabit sınır tipinde belirlendiği, diğer sınırlar ile ilgili arazide tespit yapılamaması ve hava fotoğrafı-ortofoto gibi görüntülerden tespit edilemediği, herhangi bir sınır anlaşmazlığının bulunmadığından geçerli sınır tipinde alındığı, 1957 ve 1994 tarihli memleket haritaları, 1950-1966 tarihli hava fotoğrafları ve ortofoto görüntülerde yapılan değerlendirme sonucunda derenin tesis kadastrosu sırasındaki gibi düz görünmediği, daha fazla detay noktasının bulunduğu ancak sınırlandırma hatası yapılarak bu detayların ölçülmediği, dava konusu 132 ada 35 (eski 906) parselin; kuzey doğusundan geçen dere (Mevsimsel yağışlarla akar durumuna geçebilen) ile en yakın mesafenin yatayda yaklaşık 5 metre düşeyde yaklaşık 2 metre mesafe olduğunu, söz konusu kuru dere yatağının parsel ile olan yatay ve düşey mesafeler birlikte değerlendirildiğinde davaya konu parsel için su baskını riskinin olmadığı, hatanın dere sınırında bulunan sadece bir noktadaki sınırlandırma hatası olmadığı, dere hattında eksik detay ölçmesine bağlı olduğu, uygulama kadastrosu ile hatanın giderildiği ve yenileme sınırlarının, kanun ve yönetmeliklere uygun olarak belirlendiği şeklinde rapor düzenlendiği,; Bilirkişi kurulu tarafından sunulan 15.11.2022 tarihli bilirkişi raporun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu, Kadastro Müdürlüğünce yapılan sınırlandırmanın Kadastro Kanunu'nun 22/a maddesine, yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğu..." gerekçesiyle davanın reddine; eski 906 parsel) yeni 132 ada 35 parsel nolu taşınmazın güncelleme tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile dahili davalılar ... Büyükşehir Belediyesi vekili ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmaları üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "... İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gibi, davalı ... ve ... yönünden verilen karar da da bir isabetsizlik bulunmadığı..." gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, uygulama kadastrosu sonucunda taşınmazında meydana gelen azalmanın taşınmazın fiili durumuna uygun düşmediğini, davacının taşınmazı tapu siciline güvenerek satın aldığını ancak uygulama kadastrosu sonucunda taşınmazında 6223,23 metrekarelik eksilme meydana geldiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, söz konusu yol ve dere yatağının hangi tarihte oluştuğu hususunda gerekli araştırmaların yapılmamış, bu konuda alınan bilirkişi raporunda kesin bir kanaat ortaya konulamamış olduğunu ileri sürerek yenileme (uygulama) kadastrosunun iptalini talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; somut olayda kendilerine husumet düşmeyeceğini, bu nedenle kendileri bakımından davanın esastan değil husumetten reddi gerekeceğini beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanunun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup Davacı vekili ile dahili davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 187,80 TL'nin temyiz eden davacı ve dahili davalıdan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.