Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4934 K.2025/2498

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4934 📋 K. 2025/2498 📅 25.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/4934 E.  ,  2025/2498 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/7 E., 2023/25 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 105 ada 21 ve 27 parsel sayılı 8.080,52 ve 17.968,31 metrekare yüzölçümlü taşınmazlar, davalı ..., aynı ada 24 parsel sayılı 44.567,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise davalı ... adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilmiştir.
Davacı ..., tapu kaydına, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların tapu malikinin mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda önceki tarihli karar ile davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 16.04.2019 tarihli kararı ile; "Mahkemece davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de, taraf teşkili tam ve doğru olarak sağlanmadan işin esası hakkında hüküm kurulamayacağı, davacı ... tarafından, çekişmeli 105 ada 21 ve 28 parsel sayılı taşınmazlar hakkında ayrı ayrı açılan dava dosyalarının eldeki dosya arasına birleştirildiği ve birleştirme sonrasında davacı ... vekili Avukat ... ...'un aynı zamanda davacı ...'ün de vekili olması nedeniyle menfaat çatışması doğduğu gerekçesiyle ...'ın vekilliğinden çekildiğini bildirdiği halde, bu husus davacı ...'a bildirilmediği, yokluğunda yargılama yapıldığı, davası hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği gibi gerekçeli karar başlığında isminin dahi gösterilmediği, diğer yandan çekişmeli 105 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslının üzerinde, eldeki dosya dışında ayrıca 2004/32 Esas sayılı dosyada da dava konusu edildiğinin yazılmasına rağmen, söz konusu dosya getirtilip incelenmediği ve bu ibarenin doğruluğu denetlenmediği, Kadastro Mahkemesinde aynı taşınmaz hakkında açılan birden fazla dava bulunması halinde, bu davaların birleştirilerek tek bir dosya üzerinden yargılama yapılması ve taşınmaz hakkında da tek bir tescil hükmünün kurulması zorunlu bulunduğu" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma nedenine göre işin esası hakkındaki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığı belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile özetle; yapılan keşifte davacı tarafın dayanmış olduğu tapu kayıtları mahalli bilirkişi ve tanıkların yer göstermesi sonucu keşif mahallinde uygulandığı, bozma öncesi sunulan fen bilirkişisi raporu doğrultusunda, tapunun dava konusu taşınmazları ve dava dışı 105 ada 23 ve 24 parsel sayılı taşınmazları bir bütün olarak kapsadığı, tüm mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucu çelişki yaratıcı iddialara itibar edilmediği, ayrıca davacı ...'ün kabulü dahilinde olan dava konusu taşınmazların davalıya bırakılmış olması beyanı ortadayken malik sıfatıyla zilyetlik iradesinin devam ettiğini ispatlar delil sunulamadığı, davacının dayandığı tapu kaydı kapsamında olduğu belirtilen dava dışı 105 ada 23 parsel sayılı taşınmazda davacı ... mülkiyetinin tapu kaydına dayanmadığı, kadastro tutanağı edinme sebebi kısmında mahalli bilirkişilerin imzadan imtina ettiği, ayrıca dayanılan tapu kaydının revizyon görmediği ancak intikalde görmediği, geldi gitti kaydının bulunmadığı, kök tapu malikinin bilinmeyen bir tarihte vefatı sebebiyle tapu kaydının hukuki kıymetini yitirmiş olması bir arada düşünüldüğünde tapu kaydı ve zilyetliğe dayanan davacı ... ile yine tapu kaydı ve zilyetliğe dayanan birleşen dosya davacısı ... 'ın dava konusu taşınmazlarda eylemli veya hukuksal nedenlerle her hangi bir zilyetliğinin bulunmadığı, davalıların (... ve eşi ...) nizasız fasılasız malik sıfatıyla 20 yılı aşkın bir süredir zilyetliklerinin bulunduğu gerekçesiyle davacılar ... (21-27 ve 28 parseller yönünden) ve ... (21 ve 28 parseller yönünden) tarafından açılan davaların esastan reddi ile dava konusu 105 ada 21, 27 ve 28 parsel sayılı taşınmazların tapuya tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına, hüküm fıkrasının 7 nci maddesinde alınması gerekli maktu harçlarının miktarının yazılması gerekirken ".... TL harcın" olarak yazılmış ise de bu açık maddi hata niteliğinde olup İlk Derece Mahkemesince her zaman düzeltilebileceğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
269,85 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 345,55 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.