Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/677 K.2025/2051
8. Hukuk Dairesi 2024/677 E. , 2025/2051 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1006 E., 2023/3955 K.
DAVA TÜRÜ : Galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/438 E., 2021/766 K.
Taraflar arasında İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusu kabul edilmiş ve esas hakkında yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde; davacı ...'ın ... Vakfı'nın galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davacının mütevellilik yapan ... ile soybağını ispat ettiği ve vakıf evladı olarak kabul edilebileceği, ancak galle fazlasının batın şartı ile evlada bırakıldığı, davacının ön batında olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosyada mevcut bilgi ve belgelerden davacının vakıf evladı olduğu iddiasını ispat ettiği, ancak nüfus kayıtlarından, ön batındakilerin hayatta olduğu, davacının sonraki batında yer aldığı, bu sebeple davacının vakfiyede öngörülen batın şartını taşımadığı, bu durum karşısında Mahkemece davacının vakıf evladı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken bundan zuhül ile davanın tümden reddine karar verilmesi isabetsiz bulunarak davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak yapılan hata yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davacının davasının kısmen kabulüne, davacı ...'ın ...'nın vakıf evladı olduğunun tespitine, sair talebin reddine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; Mahkemenin taleple bağlı olduğunu, davacının talep etmediği bir hususta karar verilemeyeceğini, dava dilekçesinde dava konusu vakfın galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istenildiğine göre Mahkemece, talep aşılarak davacının vakıf evladı olduğunun tespiti kararı verilemeyeceğini, davalı idarenin yasal hasım olması nedeni ile aleyhine harç, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3.maddesine göre, mülhak vakıf MÜLGA 743 sayılı Türk Kanun'u Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş olan yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilmiş ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise bu kanun uyarınca genel müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanun'u Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanun'u gereğince ...'nce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6. ve 7. maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği hükme bağlanmıştır.
Vakıflarla ilgili açılan davalarda yetkili mahkeme belirlenirken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun) iki ayrı düzenlemenin dikkate alınması gerekmektedir.
Kesin yetki kuralının öngörüldüğü 14/2. madde de, özel hukuk tüzel kişilerinin, ortaklık veya üyelik ilişkileriyle sınırlı olmak kaydıyla, mevcut bir ortağına veya üyesine karşı veya bir ortağın yahut üyenin bu sıfatla diğerlerine karşı açacakları davalar için, ilgili tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğu bu özel ve sınırlı hal dışında kesin yetki kuralının mevcut olmadığı, maddede düzenlenen yetkinin, kesin nitelikte olup kamu düzenine ilişkin olduğundan Mahkemece yargılamanın her safhasında re'sen dikkate alınması gerekmektedir.
Kesin yetki kuralı dışındaki genel yetkili mahkeme ise, 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 9. maddesini karşılayan 6100 sayılı Kanun'un 6. maddesinde düzenlenmiş buna göre; yetkili Mahkeme davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Ayrıca aynı Kanun'un 19/4. maddesine göre de yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı Mahkeme yetkili hale gelir. Hakim doğrudan (re'sen) yetkisizlik kararı veremez.
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 51. maddesinde; tüzel kişinin yerleşim yerinin, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yer olduğu hükme bağlanmıştır. İntifa haklarının (tevliyet, sükna ve galle) tespit ve tahsili için; mülhak vakıflar aleyhine açılacak davalarda yetkili Mahkeme, vakfın yerleşim yeri (kurulduğu yer); Mahkemeleri kesin yetkilidir.
Dava konusu vakıf, mülga 743 Sayılı Türk Kanun'u Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve yönetimi vakfedenin soyundan gelenlere şart edilmiş vakıf yani “mülhak vakıf"tır. Dosyada bulunan ve Vakıflar Genel Müdürlüğünden gelen belgelerde dava konusu mülhak vakfın Üsküdar/ İstanbul'da (İstanbul Anadolu Adliyesi yargı çevresinde) kurulu olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Kanun'un 114. maddesi gereği yetkinin kesin olduğu hâllerde, Mahkemenin yetkili bulunması dava şartı olup, dava şartlarının 115. madde gereği yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Yine aynı Kanun'un 19. maddesi gereği yetkinin kesin olduğu davalarda, Mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorunda olduğu hükme bağlanmıştır. Ayrıca 6100 sayılı Kanun'un 353/1/a-3. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi işin esasına girmeden evvel ön inceleme sonucu "Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması" halinde duruşma yapılmadan karar vereceği, bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, incelemeye konu davada vakfın merkezi (kurulu olduğu yer) İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olması sebebi ile İlk Derece Mahkemesi kararını yetkisizlik nedeni ile kaldırıp dosyanın yetkili ve görevli Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilip hüküm kurulması doğru görülmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülerek temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince bozulmasına karar verilmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden Vakıflar Genel Müdürlüğüne iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.