Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/5593 K.2025/1855

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/5593 📋 K. 2025/1855 📅 06.03.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/5593 E.  ,  2025/1855 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/385 E., 2023/822 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/69 E., 2023/5 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraza yönelik açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin kararı istinaf etmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Kadastro Kanunu'nun Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmalarında Tokat ili Merkez ilçesi Ormanbeyli köyü 165 ada 9 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tespit edilmiş, kadastro çalışması 09.08.2022 ile 07.09.2022 tarihleri arasında askı ilanına çıkmıştır.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-5 ve Geçici 8 inci maddeleri ile uygulama genelgesinde orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır şeklinde bir hüküm bulunmadığını, tahdidin kesinleştiği tarihe kadar orman niteliği korunacağından bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilemeyeceğini, 766 sayılı Tapulama Kanunu (766 sayılı Kanun)
gereği yapılan çalışmalarda orman olması nedeni ile dışarıda bırakıldığı halde sonrasında 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) gereği yapılan orman kadastrosu sırasında da orman alanı dışında bırakılan yerlerde çalışma yapılırken zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihteki zilyetlik dikkate alınmayıp orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, taşınmazın evveliyatı orman olmakla tespit harici bırakılan yerlerden olduğunu, çekişmeli taşınmaz üzerinde orman kadastrosu henüz yapıldığından 20 yıllık süre koşulunun dolmadığını, taşınmazın zilyetlikle kazanmaya elverişli olmadığını öne sürerek çekişmeli taşınmazın Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince; "dava konusu taşınmazın, 2016 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda kesinleşen ormanlar ile idari sınır arasında, kültür parseli olarak kaldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14 ve 17 inci maddelerindeki şartların varlığı halinde zilyet adına tespite konu olabileceği, kadastro komisyonun tarafından yapılan işlemde yöntem olarak usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı, bilirkişi raporlarına göre taşınmazın IV sınıf kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, kullanım sınırlarının tel çit ile belirgin olduğu, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına göre dava konusu taşınmazın evveliyatında ... tarafından arpa, buğday ekilmek suretiyle tarım arazisi olarak kullanıldığı, taşınmazın oğlu ...'na intikal ettiği, İbrahim ve Şakir taşınmazı nizasız ve fasılasız kullandığı, zilyetliğin kesintiye uğramadığı, teknik bilirkişi raporlarının, mahalli bilirkişi beyanlarıyla ve dosya kapsamıyla uyumlu olup, hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden de olmadığı, kendisini çevreleyen tarım arazileri ile benzerlik gösterdiği, zilyetlik ve bayi araştırmalarının yapıldığı, davalılar adına 3402 sayılı Kadastro Kanunu 14 ve 17 inci maddelerindeki şartların varlığı göz önüne alındığında" ispatlanamayan davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince; "davacı dava dilekçesinde kanunda öngörülen zilyetlik süresinin davalı yararına oluşmadığı iddiasına dayanmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan orman araştırması neticesi taşınmazın öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olmadığı belirlemiş olduğundan (3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun ek 5. maddesine göre yapılan orman kadastrosunda) orman sınırları dışında bırakıldığı tarihten (2016) önceki zilyetlik süresinin de dikkate alınması gerekmektedir. Dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman ve fen bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesine, alınan bilirkişi raporları, dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile fen ve orman bilirkişi tarafından sunulan bilirkişi raporlarında tespit tarihinden geriye doğru olacak şekilde yapılan hava fotoğrafları incelemesi sonucunda çekişmeli taşınmazın ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığının ve böylelikle adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine göre" davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; dava konusu taşınmazın ihya tarihinin tespit edilmediği, davalının zilyetlik süresinin kesintisiz olmadığı gerekçesiyle, verilen kararın bozulması talebiyle temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan davacı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.