Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/4739 K.2025/1023

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4739 📋 K. 2025/1023 📅 11.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2024/4739 E.  ,  2025/1023 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/757 E., 2024/894 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çankırı Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2021/20 E., 2023/6 K.
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosu tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle; tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan Çankırı ili Orta ilçesi ... köyü 168 ada 3 (eski 1726) parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün, Kadastro Kanunu'nun 22-A maddesi çalışmalarında eksik yazıldığını, 417,42 m2 iken yenileme çalışması sonucu taşınmazın yüzölçümünün 390,39 m2 olarak tescil edildiğini ileri sürerek, eski ... getirilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu eski 1726 yeni 168 ada 3 parselin güncelleme çalışmaları sonrası yüz ölçümünün 417,42 m2'den 390.39 m2'ye düştüğü, mahallinde yapılan keşifte tutanak ve mahalli bilirkişilerin zeminde görülen dava konusu taşınmazın etrafında bulunan taş duvarların doğru sınır hattından geçtiğini ve kadimden beri değişmediğine yönelik beyanda bulundukları, ziraat bilirkişisinden alınan raporda 168 ada 3 üzerinde herhangi tarımsal faaliyet yürütülmediği, ayrıca 168 ada 4 ve 6 parseller ile arasında belirleyici sınır olarak taş duvar bulunduğuna dair görüş ve kanaaat bildirildiği, jeodezi ve fen bilirkişilerince sunulan raporda ise 168 ada 3 parselin sınırlarının yenileme çalışmalarında değerlendirilirken tesis kadastrosu sınırlarına aynen uyulduğu, ancak tesis kadastrosunda esas alınması gereken krokideki 1680031 numaralı kırık noktasının sehven alınmadığı ve bu nedenle parsel sınırının düz hat olarak belirlendiği, yenilemede ise mezkur kırık noktanın dikkate alınarak daha doğru bir sınırlamanın yapıldığı, tesis kadastrosunda dikkate alınmayan kırık noktanın düzeltilmesi sonucu taşınmazın yüzölçümünde 17.00 m2'lik alan farkı oluştuğu, toplam yüzölçümü farkının 27.03 m2 olduğu düşünüldüğünde kalan 10.03 m2'ik farkın yenilemede kullanılan ölçüm ve hesaplama tekniklerinin tesis kadastrosunda kullanılan tekniklere nazaran hassasiyet derecesinin daha yüksek olmasından kaynaklandığı ve mezkur farkın tecviz sınırları içerisinde kaldığı yönünde görüş ve kanaat sundukları, dava konusu 168 ada 3 parselin tesis kadastrosunda hata yapıldığı, bu hatanın yenileme çalışmalarında giderildiği ve taşınmaz yüzölçümünün daha hassas tekniklerle yeniden hesaplandığı, uygulama kadastrosuna itiraz davalarında husumetin, lehine sınırları değişen parsel maliklerine yöneltileceğinden Kadastro Müdürlüğü'ne husumet düşmediği..." gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazların güncelleme tutanakları gibi tapuya tesciline, Kadastro Müdürlüğü aleyhine açılan davanın ise husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.