Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2023/4134 K.2025/899

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4134 📋 K. 2025/899 📅 10.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2023/4134 E.  ,  2025/899 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1955 E., 2023/1305 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/168 E., 2021/344 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Arnavutköy ilçesi İmrahor Mahallesinde bulunan 105 ada 46 parsel numarası almış taşınmazın ilk kadastro sırasında (1974 yılında) orman olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakıldığı, 1989 yılında orman sınır ve noktaların aplikasyonunun yapıldığını, dava konusu taşınmazın orman olmadığının anlaşıldığı ve bu çalışmanın 22.05.1990 tarihinde kesinleştiğini, itiraz konusu taşınmazda şahısların zilyetliğinin 22.05.1990 tarihinden sonra başladığını, 3402 sayılı Kadastro kanunun ek 8 inci maddesi gereğince kadastroya tabi tutulduğu, zilyetlikle tespiti yapılan taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesine göre imar planı dahilindeki taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılmayacağı, 1980 tasdik tarihli 1/50.000 ölçekli İstanbul Metropolitan Nazım İmar planı dahilinde kaldığı belirtilerek, dava konusu taşınmazın davalı adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesi talep edilmiştir.
İlk tesis kadastro çalışmaları 766 sayılı Kanuna göre 1974 yılında yapılmış olup dava konusu taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle tapulama dışı bırakıldığı anlaşılmıştır. İstanbul ili Arnavutköy ilçesi 105 ada 46 parsel sayılı taşınmaz 06.08.2015 tarihinde "3402 Sayılı Kadastro Kanunun 8 inci maddesi kapsamında Kadastro çalışmalarının başlanan ve 7 inci maddesi gereği sınırlandırılması yapılan, tapu ve vergi kaydına rastlanılmayan iş bu parsel senetsizden bahçe vasfı 467,54 m2 yüzölçümü ile ... oğlu ... adına" tespit edilmiştir. 25.11.2015- 24.12.2015 tarihleri arasında ilan edilmiş, dava askı ilan süresi açıldığından tespit kesinleşmemiştir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu Arnavutköy ilçesi İmrahor köyü sınırları içinde ilk orman tahdidi 3116 sayılı Kanun'a göre 1940 yılında yapılarak 25.05.1942 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. Arnavutköy ilçesi İmrahor Mahallesinde 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 inci maddesine göre çalışmalar 1977 yılında başlamış, 26.12.1980 tarihinde ilan edilerek süresi içinde kesinleşmiştir. Daha sonra evvelce sınırlandırması yapılmamış yerlerde 2/B çalışmaları ile ormanların kadastrosu ve 2/B çalışması için ise 21.06.1984 tarihli işe başlanılmış, 21.08.1984 tarihli işi bitirme tutanağı ile çalışmalar bitirilmiştir. 6831 sayılı Kanuna göre ormanların kadastrosu, 1744 sayılı Kanunla değişik 2 inci madde ve 2/B çalışması yapılmış ormanlarda 2/B çalışması ile henüz sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu için 04.10.1989 tarihli işe başlama tutanağı ile başlanmış olup, 12.10.1989 tarihli işi bitirme tutanağı ile çalışmalar bitirilmiş, 22.05.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir. 2014 yılında orman sınır ve hatlarında sayısallaştırma ve düzeltme çalışmaları yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 1974 ile 2008 tarihleri arasındaki zilyetlik şartlarının oluştuğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş, bu kararın istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararından sonra Mahkemece "taşınmazın her ne kadar 1968 yılı hava fotoğrafında taşınmazın, ziraat arazileri ile benzer görünümde olduğu rapor edilmişse de taşınmaza ait 1980 yılının 15-20-25 öncesine ait hava fotoğrafları bulunmadığından ve taşınmaz 1980 yılında nazım imar planına alındığından bu tarihe kadar 20 yıl boyunca davalı şahsın kazanım koşulları sağlayıp sağlayamadığı anlaşılmamaktadır. Bu doğrultuda keşifte alınan yerel bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin beyanlarına itibar edilmiştir. Alınan beyanlardan taşınmazın bulunduğu yerin öncesinde tarım arazisi konumunda olmadığı bölge köylü tarafından 1975 yılında açılarak köylülere ikişer dönüm dağıtıldığı, dava konusu taşınmazında bu taşınmazlardan olduğu 1975 yılı sonrasında tarım arazisi olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Bir yerin zilyetlikle iktisabı için öncelikle o yerin kazanılmaya elverişli ve zilyetliğin ekonomik amaca uygun olarak geçmiş olması gerekmektedir. Taşınmazların otunu biçerek kullanma gibi tasarruflar kazanma sağlamamaktadır. Yapılan yargılama sonrasında taşınmazın 1980 yılı İl nazım veya uygulamalı imar planlarının kapsadığı alanlarda kaldığından ve Kadastro Kanunu 17/2 nci maddesi Hükmü bu tarihten sonrası için zilyetlikle iktisaba engel olduğundan, ve 1980 öncesinde ise taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunmadığı taşınmazın 1975 yılı sonrasında kullanılmaya başlandığı, 1980 yılına kadar 20 yıllık zilyetlikle iktisap süresinin doldurulmadığı" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve Kanun'a uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunu esastan reddine karar verilmiştir. Davalı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesindeki gerekçelerle, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ; Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.