Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/4513 K.2025/824

🏛️ 8. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/4513 📋 K. 2025/824 📅 06.02.2025

8. Hukuk Dairesi         2022/4513 E.  ,  2025/824 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2013/46 E., 2021/68 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Davacı ..., Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Sivas ili ... ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında zilyet ve tasarrufunda bulunan 133 ada 534, 110 ada 13, 111 ada 1 ve 109 ada 161 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına tespit edildiğini beyan ederek, tespit tutanaklarının iptali ile taşınmazların adına tesciline karar verilmesini talep etmiş ve Kadastro Mahkemesince, "2006/125 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılama sırasında 21/07/2008 tarihinde mahallinde yapılan keşif sonrasında hazırlanan fen bilirkişi raporunda davacının 108 ada 1 parsel sayılı taşınmazı dava konusu ettiğinin belirtildiği, bunun üzerine mahkememizce 108 ada 1 parsel sayılı orman parselinin kadastro çalışma askı ilan tarihlerinin istenildiği, iş bu dava dosyasının, yargılama sırasında mahkemenin 2006/146 Esas sayılı dosyasıyla birleştirildiği ve bu dosya üzerinden yargılama devam ederken 28/04/2010 tarihli ara kararıyla tefrik edilip 2010/9 Esas sırasına kaydedildiği, mahkemenin 04/02/2011 tarih 04/02/2011 tarihli kararıyla da dava konusu 108 ada 1 parselin tefrik edilerek mahkemenin 2011/3 Esas sırasına kaydedildiği, yine mahkemenin 11/02/2011 tarihli kararıyla davanın 2011/1 Esas sayılı dosya ile birleştirildiği ve 15/06/2011 tarihli ve 2011/1 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, bu hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25/06/2012 tarihli ve 2012/2627 Esas, 2012/9513 Karar sayılı ilamı ile bozulmakla dosyanın mahkemenin 2012/27 Esas sırasına kaydedildiği ve bilahare 06/02/2013 tarihinde tefrik edilerek 2013/13 Esas sırasına kaydedildiği, kadastro tutanağının incelenmesinde dava konusu 108 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğiyle, 266.2671,65 m² yüzölçümlü olarak 05/05/2006 tarihinde Maliye Hazinesi adına tespit gördüğünün ve kadastro tutanağının 09/06/2006 tarihinde itirazsız olarak kesinleştiğinin anlaşıldığı, 3402 sayılı Yasa'nın 26/B maddesi uyarınca Kadastro Mahkemelerinin, aynı Yasa'nın 11. maddesinde belirtilen askı ilanı içerisinde açılacak davalara bakmakla görevli olduğu, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözönüne alınması gerektiği, dava konusu taşınmaz hakkında düzenlenen kadastro tutanağı 09/06/2006 tarihinde itirazsız olarak kesinleşmiş olduğundan ve dava askı ilan süresi geçtikten, bir başka ifade ile tutanak kesinleştikten sonra açılmış olduğundan davada kadastro mahkemesinin görevli olmadığı" gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilerek dava dosyası, görevli ve ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve bu mahkemede yapılan yargılama sırasında davacı vekili dosyaya sunduğu 18/12/2019 tarihli dilekçesinde, dava konusu yerin dava dışı 110 ada 13 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kalması sebebiyle dava konusu 108 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden dava konusuz kaldığından dosya hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini ve davanın açıldığı tarihte doğru parsele dava açıldığı dikkate alınarak davacı tarafından yapılan yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine hükmedilmesini talep ettiklerini ifade etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarına göre, davacının dava konusu 108 ada 1 parselle bir ilgisi olmadığı, parsele dair malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunmadığı, 110 ada 13 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise davacının bu parsal hakkında açılmış bir davasının bulunmadığı ..." gerekçesiyle, 108 ada 1 parsel yönünden davanın reddine, 110 ada 13 parsel yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı tarafından 06.11.2006 tarihli dilekçesiyle açılan davada, 108 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dava konusu edilmediği, Kadastro Mahkemesinin 2006/125 Esas sayılı dosyasının yargılama sırasında mahallinde yapılan keşif sonrası düzenlenen 14.08.2008 tarihli fen bilirkişisi raporunda dava konusu edilen taşınmazlardan (B) harfi ile gösterilen taşınmazın 108 ada 1 parsel olarak tespit gören taşınmaz içerisinde kaldığının belirtilmesi üzerine 108 ada 1 parselin dava konusu edildiği ve bilahare görevsizlik kararı sonrası dosyanın gönderildiği Asliye Hukuk Mahkemesince de yapılan tefrik ve birleştirmeler neticesi düşülen yanılgı neticesi anılan taşınmazın dava konusu olduğu değerlendirilerek yargılamaya devam edildiği ve neticeten 20.09.2019 tarihinde yapılan keşif sonrası düzenlenen 23.09.2019 tarihli fen bilirkişisinin raporunda, önceki fen bilirkişi raporunda dava konusu edilen yer ... Köyü 108 ada 1 parsel olarak gösterilmiş ise de, bu tespitin hatalı olduğunun, gerçekte dava konusu yerin 110 ada 13 parsel sayılı taşınmaz olduğunun ve 108 ada 1 parselle ilgisinin bulunmadığının belirlendiği, bu haliyle davacının, baştan itibarin doğru parseli dava konusu ettiği, bilirkişilerin hatalı tespiti sonucu 108 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dava konusu edilmiş gibi gösterildiği anlaşılmakta olup, davacının dava dilekçesinde konusu etmediği 108 ada 1 parsel yönünden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmekte isi de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının (3) nolu bendindeki "Alınması gereken 1123,45 TL harçtan peşin alınan 108,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 1015,45 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına" ifadenin hükümden çıkarılarak yerine, "Yargılama giderlerinin Hazine üzerinde bırakılmasına" sözlerinin ve (4) nolu bendindeki "Davalı ... kendini vekil ile temsil ettiğinden karar tarihindeki A.A.Ü.T. Uyarınca red maktu 4080,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine," ibaresinin hükümden çıkartılarak yerine "Davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına" ifadesinin yazılmasına ve hükmün, DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacıya iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.