Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2022/3615 K.2025/525
8. Hukuk Dairesi 2022/3615 E. , 2025/525 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tespite itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında; ... ili Mazıdağı ilçesi ... köyünde bulunan 150 ada 1, 2, 3, 5 ve 7 parsel ile 151 ada 38 parsel sayılı sırasıyla 20.651,68 m², 14.028,46 m², 15.431,99 m², 10.935,06 m², 18.849,70 m² ve 17.357,60 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Kadastro Mahkemesinin 2008/46 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan bahisle vasıf ve malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir.
Davacı ... İdaresi, 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la (5304 sayılı Kanun) değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılan orman kadastrosunda, ... köyünde 101 ada 1, 103 ada 1, 106 ada 1 ve 107 ada 1 sayılı parsellerin orman niteliği ile sınırlandırılıp, Hazine adına tespit tutanağı düzenlenerek kısmi ilana çıkartıldığını, bu orman parsellerine bitişik olan dava konusu taşınmazların da orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman alanı dışında bırakıldığını ileri sürerek, çekişmeli taşınmazların orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen, "kadastro tutanak asılları dosya içine alınıp, tespit tutanaklarında yazılı hak sahiplerinin bir kısmı davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonunda, kadastro tespitine itiraz davalarının taşınmazın zilyetlerine açılabiliceği" gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine ve taşınmazların tespit gibi zilyetleri adına tapuya tescillerine dair ilk karar, davacı ... İdaresi ve davalı Hazinenin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.11.2010 tarihli ve 2010/9663 Esas, 2010/13450 Karar sayılı ilamı ile "yörede 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanun ile değişik 4/3 üncü maddesi uyarınca yapılan orman kadastrosunda 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) ve 3402 sayılı Kanun hükümleri iç içe ve birlikte uygulandığından orman sınırları dışında bırakılan taşınmazlar hakkında 3402 sayılı Kanun'un 26/4 üncü maddesi gereğince henüz olumlu tesbit tutanağı ve haritası düzenlenmemiş olmakla birlikte orman olmadığı konusunda "olumsuz tutanak ve harita düzenlendiği" kabul edilip, 6831 sayılı Kanun'un 11/1 inci maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin görevi (yetkisi) başlayacağı, Çevre ve Orman Bakanlığının ya da Orman Genel Müdürlüğünün otuz günlük kısmi ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabileceği, açılacak bu davada yapılan kadastro işlemin özelliği ve açılacak davanın niteliği nedeniyle bu davada husumetin Hazine veya taşınmazın içinde bulunduğu köy tüzelkişiliği ya da davaya konu taşınmaza zilyed olanlara yöneltilebileceği, kendilerine husumet yöneltilerek dava açılan özel yada tüzel kişilerin gerçek hak sahibi olmadığı gerekçesiyle dava husumet yönünden red edilmeyip, Kadastro Mahkemesinin, dava dilekçesinde nitelikleri bildirilen taşınmazın tespit tutanağının, malik henesinin açık bırakılmak suretiyle düzenlenerek Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre mahkemeye göndermesini Kadastro Müdürlüğünden istemesi gerektiği, tesbit tutanağı düzenlenmeden keşif yapılması halinde, keşif sırasında belirlenecek hak sahiplerinin davaya katılması gerektiği ve bu arada tespit tutanağının gönderilmesi halinde dava dosyasıyla birleştirip 3402 sayılı Kanun'un 27, 28 ve 29 uncu maddeleri gereğince yargılamaya devam edilerek tespit tutanağında yazılı hak sahiplerini de davaya katıp, husumet yaygınlaştırılarak taraf teşkilinin sağlanmasından sonra 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece resen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi gerektiği" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduktan sonra, dava konusu 150 ada 1, 2, 3, 5 ve 7 parsel ile 151 ada 38 parsel sayılı taşınmazlar yönünden tefrik kararı verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, "mahalli bilirkişilerin, davalıların ailece yaklaşık 20-25 yıldır dava konusu taşınmazları kullandıklarını belirttikleri, orman bilirkişisinin raporuna göre de, çekişmeli parsellerin tamamının 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesine göre orman sayılmayan yerlerden olduğu" gerekçesi ile subut bulmayan davanın reddine, dava konusu taşınmazların davalılar adına tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 5304 sayılı Kanunla değişik 3402 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca davanın reddine karar verilmiş ise de, 3402 sayılı Kanun'un 30/2 inci maddesi yasal şartları davada mevcut olup dava dilekçesi ile davalı gösterilen Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliğinin davada taraf olmaları gerekirken tefrik kararından sonra taraf sıfatlarının kaldırılmış olması ve karar başlığında gösterilmemiş olmaları hatalıdır. Öte yandan hüküm tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 sayılı Kanun) 1/2 nci maddesi ile ... Büyükşehir Belediyesinin sınırları il mülkî sınırları olarak genişletilmiş; bu sınırlar içinde kalan köy ve beldelerin tüzel kişilikleri sona ererek bağlı bulundukları ilçe belediyelerine mahalle olarak katılmışlardır. Bu durumda Karalani köyünün tüzelkişiliği kalmadığından 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu (5216 sayılı Kanun) hükümleri ve 6360 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin 13 üncü fıkrası gereğince, Mazıdağı Belediye Başkanlığı ve sınırları içinde yer aldığı ... Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde anılan kurumlar davaya dahil edilmeden, davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. Taraf sıfatı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olup istek olmasızın re'sen gözetilmelidir.
Davanın esasına ilişkin olarak ise, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ekindeki en eski hava fotoğraflarının denetime elverişli olmadıkları, memleket haritasında taşınmazların kısmen yeşil alanda, hava fotoğrafında ise ziraat (tarım) yapıda olduğu belirlenmiş ise de bu farklılığın nereden kaynaklandığına dair sorunu giderici bir açıklama yapılmadığı gibi, rapor ekindeki 1952 yılı hava fotoğraflarının çıplak gözle incelenmesinde dahi çekişmeli yerlerin tam anlamı ile açık alanda kalmayıp yer yer kapalılık bulunduğu, buna rağmen taşınmazlar üzerinde kısmen kapalılık oluşturan ağaçların cinsleri, dağılımları ve kapalılık oranı açıklanmamış olup, böylelikle hava fotoğrafıyla bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğundan, söz konusu çelişki giderilmek suretiyle, taşınmazların durumunun büyük ölçeklendirilmiş hava fotoğrafında gösterilek taşınmazların orman sayılan veya orman sayılmayan yerlerden olduğunun denetime elverişli olacak şekilde belirlendiği rapor alınarak karar verilmesi gerekirken, yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması hatalı olduğu gibi, parsellerin tespit gibi davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, çekişmeli 5 ve 7 nolu parsellerin tapu kaydına, diğer parsellerin ise vergi kaydına dayalı olarak tespit edilmesine karşın, dayanak tapu ve vergi kayıtları usulünce uygulanarak, çekişmeli taşınmazların tapu ve vergi kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, kalıyorsa miktar fazlası alanın olup olmadığı ve varsa bu kısımlar bakımından 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen "tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir" hükmü gereğince adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına ayrı ayrı başkaca belgeye dayalı olmaksızın zilyetlik nedeniyle taşınmaz tespit edilip edilmediği araştırılmamış ve ayrıca taşınmazlar malik hanesi açık olarak tespit edildiği halde, tespit gibi davalılar adına tesciline denmek suretiyle infazda sorun yaratacak şekilde hüküm kurulmuştur. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Hazine, Mazıdağı Belediye Başkanlığı ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı davaya dahil edilmeli, taraf teşkili sağlanmalı, davaya dahil edilenlerin açılan davaya karşı diyecekleri sorulmalı, kendilerine savunma hakkı verilerek ileri sürecekleri yazılı delilleri toplanmalı; bundan sonra yöreye ait en eski tarihli ve tespit tarihinden 15-20-25 öncesine ait memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve ayrıca tespite dayanak tapu ve vergi kayıtlarının onaylı örnekleri getirtilerek kadastro sırasında revizyon görüp görmediği Kadastro Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, varsa revizyon gördüğü parsellere ait onaylı tutanak örnekleri, tutanakları kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilmeli, Kadastro Müdürlüğü, Tapu Müdürlüklerine yazı yazılarak adlarına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adlarına belgesize dayalı olarak taşınmaz tespit edilip edilmediği sorularak varsa tespit tutanağı ile tespit sonucu oluşmuş tapu kayıtları getirtilmeli, ayrıca adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişilerle diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları tarafından bu nedenle açılmış dava olup olmadığı Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak alınacak yazı cevabı ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ile bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz bölümleriyle birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmaz bölümlerinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği kesin olarak belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumları saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmaz bölümlerinin dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (... veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz bölümleri, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde büyük ölçeklendirilmiş hali ile gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimleri, klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmaz bölümlerinin niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmaz bölümleri üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmaz bölümlerinin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, davalı gerçek kişiler adına tesciline karar verilen taşınmaz bölümleri yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporuna ekli hava fotoğrafları ile memleket haritasındaki farklılığın nedenini açıklayan, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle, dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; tespite dayanak tapu ve vergi kayıtları usulünce uygulanarak miktarıyla mı yoksa sınırları itibariyle mi geçerli olduğu değerlendirilmeli, keşfe katılacak uzman fen bilirkişisinden yapılacak keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir, yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen dayanak kayıtlarda ve komşu taşınmazların dayanaklarını oluşturan kayıtlarda gösterilen sınırlar işaretlenmiş dayanak kayıtlarının miktarı ve sınırları itibariyle kapsamlarını gösteren ayrıntılı rapor alınmalı; tapu ve vergi kayıtlarına usulünce kapsam tayin edildikten sonra taşınmazların tapu ve vergi kaydı kapsamı dışında kalması veya miktar fazlası kaldığının anlaşılması halinde bu kısımlar bakımından 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi gereğince miktar kısıtlaması dikkate alınarak her bir kişinin azami sulu toprakta 40, kuru toprakta ise 100 dönüm miktarında taşınmaz edinebileceği de göz önünde bulundurulmak suretiyle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmadan, eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, kadastro hakiminin malik hanesi açık taşınmazlarla ilgili olarak 3402 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi uyarınca re'sen malik hanesini doldurarak açık, anlaşılır ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde tescil hükmü kurmakla yükümlü olduğu göz önüne alındığında malik haneleri boş olan taşınmazlarla ilgili olarak tespit gibi tespit malikleri davalılar adına tesciline denmek suretiyle infazda sorun yaratacak şekilde hüküm kurulması da usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacı ... İdaresinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.