Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/7195 K.2025/8485

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/7195 📋 K. 2025/8485 📅 05.11.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/7195 E.  ,  2025/8485 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2620 E., 2025/1508 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/309 E., 2023/57 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalılardan ... (Belediye) ve ... İnş. Tur. San. ve Tic. AŞ (... Şirketi) tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bu istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davalı ... Belediyesi Personel Ltd. Şti.nin (... Şirketi) istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davalı ... Şirketi vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.
Davalı ... ve ... Şirketi vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işveren Belediyeye ait ... Belediyesi ... Tesisleri adlı işyerinde 23.01.2018 tarihinde pide ustası olarak çalışmaya başladığını, 2018 yılının Mayıs ayında bir Belediye iştiraki olan ... Şirketi bünyesinde aynı işyerinde çalışmaya devam etttiğini, 2020 yılının Ekim ayından müvekkilin iş sözleşmesini feshettiği tarihe kadar ise yine Belediyeye ait bir Şirket olan ... Şirketinden sigorta bildirimi yapılarak aynı işyerinde pide ustası olarak çalışmaya devam ettiğini, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, çalıştığı süre boyunca hafta sonları, dinî resmî bayramlar ve ulusal tatil günleri de dâhil olmak üzere sabah 09.00'dan akşam 10.00'a kadar çalıştığını, işyerinde tek hamur ustası olarak çalışmasının yanında birlikte çalıştığı diğer ızgara ustasının işlerine de yardım ettiğini, fazla çalışma yapmış olmasına karşın bu çalışmalarının ücretlerinin işverenler tarafından usul ve kanuna aykırı olarak ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekilleri cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının işyerindeki amirlerine haber vermeksizin, izinsiz ve mazeretsiz olarak 03.05.2021 tarihinden itibaren işe gelmediğini, bu hususun 03.05.2021, 04.05.20 21... .05.2021 tarihli tutanaklarla tespit edildiğini ve davacının iş sözleşmesinin şirketçe haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan deliller, tanık beyanları bir arada değerlendirildiğinde; davacının 3 yıl 2 ay 15 gün çalışması bulunduğu, kış aylarında 21 saat, yaz aylarında 27 saat fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, hafta tatili kullanmadığı ve bu çalışmaların karşılığı kendisine ödenmediğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, işyeri devri hükümleri birlikte değerlendirilerek Belediye ve son işveren ... Şirketinin tüm alacaklardan müştereken ve müteselsilen ... Şirketinin ise kendi dönemiyle sınırlı olarak davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... ve ... Şirketi tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan değerlendirmeye göre, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilmekle; davalı ... ve ... Şirketi vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b(1) hükmü uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... ve ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının ücretinin 5.500.00 TL net olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ücretinin asgari ücret olduğunu,
b. Tanık beyanları çelişkili olduğu hâlde fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının kabulünün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2.Davalı ... Şirketinin temyiz talebi reddedildiğinden temyiz nedenlerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının ücretinin tespiti, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı ve hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı ... ve ... Şirketi vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı İş Kanun'un 32/1 hükmünde, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek ünvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek ünvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Ücret tespitinde; Türkiye İstatistik Kurumu'nun resmî internet sitesindeki “kazanç bilgisi sorgulama” kısmından da faydalanılması ve emsal ücret araştırması sonucunda elde edilen verilerle birlikte, anılan Kurumun resmî internet sitesindeki bilgiler de dikkate alınarak emsal ücretin belirlenmesi mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan bilirkişi raporunda hizmet döküm cetvelinde davacının son brüt ücreti 6.555.70 TL olduğundan bu ücretin esas alınacağı belirtilerek hesaplama yapılmıştır. Davalı işverence dosyaya sunulan ücret bordrolarında davacının en son aylık brüt ücreti 6.174.00 TL olup fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, asgari geçim indirimi gibi ek tahakkuklarla 6.555.70 olduğu gözetilmeksizin hükme esas alınması hatalı olmuştur.
3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Aynı ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.
6100 sayılı Kanun'un 25. maddesine göre istisnalar dışında hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz. Somut uyuşmazlıkta; davacı, sabah 9. 00... .00 (22.00) saatleri arasında çalıştığını iddia ederek fazla çalışma ücreti talebinde bulunmuştur. Mahkemece davacı tarafça ileri sürülen vakıa ile bağlı kalınması gerektiği gözetilmeksizin davacının yaz aylarında (mayıs-ağustos) 09.00-22.30 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme ile haftalık 27 saat fazla çalışma yaptığının kabulü hatalı olmuştur.
Ayrıca sunulan bir kısım bordrolarda fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkukları yer aldığı görülmektedir. Söz konusu tahakkukların banka kayıtlarıyla uyumlu olması hâlinde, yapılan ödemelerin hesaplamalardan mahsubu gerekir.
Belirtilen yönler dikkate alınmadan gerek hatalı ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekse fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti hesabında tahakkuklar dikkate alınmaksızın sonuca gidilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
A. Davalı ... Şirketi Temyizi Yönünden;
Davalı ... Şirketinin temyiz talebinin REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalı ... Şirketine iadesine,
B. Davalı ... ve ... Şirketi Temyizi yönünden;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılardan ... Şirketi ve Belediyeye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.