Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/6989 K.2025/8225

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/6989 📋 K. 2025/8225 📅 22.10.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/6989 E.  ,  2025/8225 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 04.06.2025
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/287 E., 2023/366 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı işyerinde 24.08.2015- 24.032021 tarihleri arasında montaj teknisyeni olarak çalıştığını, müvekkiline işveren tarafından sürekli şekilde "yaptığın işi beğenmiyorum, performansın düşük, senin psikolojik sorunların var, ikizine %15 zam yapıyorum sana %6 zam yaptım hadi yine iyisin, bunu da yapmayabilirdim, sen en iyisi başka iş bak" vs. dendiğini, her ortamda iş arkadaşlarının yanında rencide edilerek küçük düşürüldüğünü, işe ihtiyacı olan müvekkilinin sabırla bu duruma tahammül etmek zorunda kaldığını, müvekkiline çalıştığı süre boyunca verilen aracın iş sözleşmesinin feshedilmesinden 2 hafta önce sebep bildirilmeden alındığını, projelere kendi imkânı ile gitmesinin istendiğini, bu uygulamanın sadece müvekkiline yapıldığını, çalıştığı süre boyunca bir çok kez istifaya zorlandığını, ancak işe ihtiyacı olduğu için istifa etmek istemediğini, en son müvekkili yıllık iznini kullanmakta iken 24.03.2021 tarihinde işveren tarafından insan kaynaklarına gitmesinin istendiğini ve burada müvekkiline iş sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkilinin son ücretinin net 3.800,00 TL olduğunu, davalı tarafından müvekkiline 2019 yılının Ağustos ayında Fransa'da bir projede asansör kurulumu yapmak üzere teklifte bulunulduğunu, yaklaşık 5 ay sürecek bu iş için müvekkiline 5.500,00 Euro ödeneceğinin söylendiğini, müvekkilinin şartların uygun olması nedeniyle teklifi kabul ettiğini, bu bedelin müvekkiline banka yoluyla ödendiğini, ancak proje bitip Türkiye'ye döndükten sonra ödenen ücretin geri istendiğini, baskı nedeniyle müvekkilinin bu bedelin tamamını banka yoluyla iade etmek durumunda kaldığını iddia ederek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın kısmi dava olarak açılamayacağını, davacının montaj teknisyeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, davacının yıllık izinde olduğu dönemde müvekkili Şirkete "yıllık izinde sürekli insan kaynaklarına git istifa dilekçelerini imzala denilip durdu bana müdürler tarafından Madem öyle siz beni çıkartmadınız o halde neden masaya imzalayın diye istifa dilekçesi koyuyorsunuz. Beni işten kovdunuz ben de haklarımı mahkemede arayacağım" şeklinde bir e-posta gönderdiğini, ardından 29.03.2021, 30.03.2021, 31.03.2021 tarihlerinde işe gelmediğini, kendisine ulaşılmaya çalışıldığını, davacıya ... Noterliğinden 02.04.2021 tarihinde ihtarname çekilerek işe davet edildiğini, ancak davacının işe gelmemesi üzerine son çare olarak çıkışının yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalı nezdinde 24.08.2015-24.03.2021arihleri arasında montaj teknisyeni olarak çalıştığı, davacının son ücretinin bordrolarda gösterildiği gibi asgari geçim indirimi hariç brüt 5.250,00 TL olduğu, 1 öğün yemek ve yol imkânından faydalandığı, bu doğrultuda 5.843,66 TL giydirilmiş brüt ücret aldığının tespit edildiği, iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde feshedildiğinin ispat külfetinin davalıda olduğu, davalı işveren tarafından davacı ile Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) verilen işten ayrılış bildirgesinde 31.03.2021 tarihinde (...) kodu ile 01.04.2021tarihinde ise (...) kodu ile işten çıkışının yapıldığı, 29.03.2021, 30.03.2021 ve 31.03.2021 tarihli devamsızlık tutanaklarının dosyaya sunulduğu, ancak davacının devamsızlığa ilişkin mazereti sorgulanmadan 31.03.2021 tarihi itibarıyla SGK çıkışının yapıldığı, davacıya, davalı işveren tarafından haklı bir mazereti varsa belgelendirmesi veya hastalığı mevcut ise raporunu sunması hususunda ihtarname gönderilmesi gerekirken bu hususun yerine getirilmediği gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulünün gerektiği, davacının yurt dışı görevlendirilmesi esnasında kendisine ödenen 5.500,00 Euro'nun davalıya iade etmek zorunda kaldığı ve bu ücretin tahsilini talep ettiği, yurt dışı görevlendirilmesi esnasında ... firması tarafından ödenen tutarın davacı tarafından Türkiye'ye dönüldükten sonra davalıya iade edildiğinin sabit olduğu, davalı tarafça bu ücretin 5.167,00 Euro olarak belirtildiği, davacının işçinin çalışması sonucu işçiye ödenen ücretin davalı Firmaya iadesi istenemeyeceğinden taleple bağlı kalınarak davacının ücret alacağı bulunduğu kanaatine varıldığı, davacının yıllık izinlerini kullandığının ispatlanamadığı bu nedenle 5 tam yıllık çalışması karşılığı izinlerinin hüküm altına alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanıkları ... ve ...'nin beyanları da dikkate alındığında iş sözleşmesinin işveren tarafından sona erdirildiğinin anlaşıldığı, feshin haklı nedenle yapıldığını ispat yükünün işverene ait olduğu, ancak davalı tarafça feshin haklı nedenle yapıldığının ispatlanamadığı, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığına yönelik İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesinin yerinde olduğu, ücretin ödendiğini, yıllık izinlerin kullandırıldığının ispat yükü işverene ait olup kullandırıldığı ispatlanamayan yıllık izinlerin olduğu, bunun yanında davacı tanıklarının somut anlatımları dikkate alındığında ücret alacağının kabulünün de hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Taleplerin zamanaşımına uğradığını,
2. Davanın kısmi dava olarak açılamayacağını,
3. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini,
4. Davacının yıllık izin ücreti alacağına ilişkin kararın dosyadaki delillerle birlikte değerlendirildiğinde usul ve yasaya aykırı olduğunu,
5. Fransa'da yapılan ödemenin mükerrer ödeme olduğunu, davacının ücretinin zaten Türkiye'deki hesabına yatırıldığını, hakkaniyete ve somut delillere aykırı olarak ücret alacağı bakımından tekrardan davacı lehine hüküm kurulduğunu,
6. Tanıkların davacı ile menfaat birliği içinde olduğunu ve beyanlarının dikkate alınamayacağını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin alacağı ve ücret alacaklarının hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin sona ermesi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde, hâkimin davayı aydınlatma ödevi düzenlenmiş olup madde uyarınca, hâkim uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davalıya ait işyerinde 5 yıl, 7 ay çalışması bulunan davacının çalışma süresi boyunca hiç izin kullanmadığı kabul edilerek 70 günlük yıllık ücretli izin karşılığı alacak hesabı yapılmıştır. Davacının yıllık izinde olduğu süreçte sözlü olarak iş sözleşmesinin feshedildiği yönündeki beyanı, davalı tarafça yıllık izin kullanıma ilişkin sunulan imzasız excell tablosu da dikkate alındığında, davacının çalışma süresi boyunca hiç yıllık izin kullanmadan çalışması hayatın olağan akışına aykırı bulunduğundan, 6100 sayılı Kanun’nun 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde; Mahkemece, davacı asılın çalışma süresi boyunca yıllık ücretli izin kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise kaç gün kullandığı konusunda beyanı alınmalı bundan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmelidir.
3. Davacı taraf yurtdışı görevlendirilmesi esnasında kendisine ödenen 5.500,00 Euro'yu davalıya iade etmek zorunda kaldığını iddia etmiş, davalı ise Fransa'daki yasal mevzuat gereği çalıştıkları şirketin davacıya ödeme yapmak zorunda kaldığını, davacının ücret ödemesinin zaten davalı Şirketçe yapıldığının, bu ödemenin mükerrer ödeme olduğunu savunmuştur.
Mahkemece davacının işçinin çalışması sonucu işçiye ödenen ücretin davalı Firmaya iadesi istenemeyeceğinden ücret alacağı taleple bağlı kalınarak hüküm altına alınmış ise de varılan sonuç hatalıdır.
Yurt dışı geçici görevlendirme belgesinin incelenmesinde, davacının 20.08.2019-20.12.2019 tarihleri arasında Fransa’da görevlendirileceğinin, sürenin bir yıla kadar uzayabileceğinin ya da kısalabileceğinin, yemek ücreti olarak günlük net 50,75 Euro, yaşam ödeneği olarak aylık net 200,00 Euro verileceğinin kararlaştırıldığı, ayrıca davacının “... şirketinde ilgili ülkenin yasal düzenlemeleri sebebiyle bordrolu olarak kayıtlandırılsa dahi maaş ve sair iş hukukundan kaynaklı yasal haklarını sadece tek işveren olarak ...’den talep edebileceğini, Schindler Fransa şirketi tarafından işbu görevlendirme nedeniyle tarafına ödenecek 480,00 Euro tutarındaki bedelin doğrudan maaşından düşüleceğini taahhüt ettiği” anlaşılmaktadır.
Şu hâlde Mahkemece, taraflar arasında imzalanan Yurt Dışı Geçici Görevlendirme Belgesi gereğince davacıya ... Şirketi tarafından görevlendirme nedeniyle yapılacak ve davacının da ücretinden düşürülmesine muvafakat ettiği "480,00 Euro" tutarındaki bedelin aylık mı, yoksa tek seferlik bir ödeme mi olduğu netleştirilmeli, sözleşme hükmü uyarınca kesilmesi gereken miktar tespit edildikten sonra belirlenen bu miktara yönelik ücret alacağı talebin reddine karar verilmeli, bu miktarı aşan tutarın ise kabulüne karar verilmelidir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.