Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/6409 K.2025/7971

🏛️ 9. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/6409 📋 K. 2025/7971 📅 16.10.2025

9. Hukuk Dairesi         2025/6409 E.  ,  2025/7971 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/640 E., 2025/1040 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/855 E., 2025/80 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.02.1991-25.12.2017 tarihleri arası davalı işyerinde makine bakım operatörü olarak çalıştığını, müvekkilin ödenmeyen kıdem tazminatı alacağından dolayı ... İş Mahkemesinin 2018/81 Esas sayılı dosyasında açılan davada 2021/13 Karar sayılı kararı ile davanın kabul edildiğini ve kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi 52. Hukuk Dairesinin 2022/2149 Esas, 2024/933 Karar sayılı kararı ile onandığını, müvekkilin hüküm altına alınan işçilik alacaklarının ... Müdürlüğü ... sayılı dosyasından ilâmlı icraya konu yapıldığını ve nihayetinde 6 yıl süren hukuk mücadelesinden sonra dosya alacağının 23.07.2024 tarihinde ödendiğini, 26 yılı aşkın süre çalışan müvekkilinin eline kendisine ait olmayan icra harçları, ilâm ve icra vekâlet ücreti vs. den sonra özellikle çalıştığı süre göz önünde bulundurulduğunda komik sayılabilecek bir para geçtiğini, aradan geçen zaman, ülkedeki enflasyonist ortamdan dolayı müvekkilinin mağdur olduğunu ileri sürerek davacının alacaklarının geç ödenmesinden kaynaklanan zararın tespiti (enflasyon fark alacağının) ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili aleyhinde ikame olunan davaya ilişkin dava dilekçesinde uğradığı zarara ilişkin hiç bir açıklamada bulunmadığı gibi gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zararı ispata yarar delil sunmadığını, Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere davacının ispatlamak zorunda olduğu husus enflasyon ve faizlerin yüksekliği değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının zarara ilişkin iddialarının munzam zarar olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.02.1994 tarihli ve ve 1993/5-600 Esas, 1994/80 Karar sayılı kararının da bu doğrultuda olduğu, Yargıtay içtihatlarına göre munzam zararın talep edilebilmesi için zararın gerçekleşmiş, ölçülebilir ve somut (gerçek) bir zarar olması gerektiği, davacının ispatlamak zorunda olduğu hususun, enflasyon ve yüksek faizler değil, kendisinin şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı gördüğü zarar olgusu olduğu, davacının talebinin uğranılan somut bir zarara ilişkin değil, dolaylı yönden ekonomik nedenlere (faiz, enflasyon vs) dayandığı bu bağlamda davacının uğramış olduğu zarara ilişkin iddiasını somutlaştırmadığı, davacı tarafça ileri sürülen somut bir zarar olmaması karşısında enflasyon verilerine dayanılarak munzam zararın talep edilmesinde hukuki bir yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının iş sözleşmesinin feshedildiği 25.12.2017 tarihi ile alacaklarını tahsil ettiği 23.07.2024 tarihleri arasındaki döviz, altın, konut fiyat ekdeks verileri dikkate alındığında davacının alacaklarına işletilen faizin enflasyonun çok altında kaldığının anlaşıldığını, aşırı enflasyon nedeniyle munzam zararın oluştuğunun kabulü gerektiğini, davacı lehine pek çok emsal yargı içtihatları bulunmasına rağmen aleyhine olan Yargıtay kararlarının dikkate alındığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davada varlığı iddia olunan munzam zarar olgusunun ispatına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.