Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/6519 K.2025/7767
9. Hukuk Dairesi 2025/6519 E. , 2025/7767 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3045 E., 2025/1476 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kayseri 8. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/43 E., 2023/293 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedildiği 04.05.2021 tarihine kadar bölge sorumlusu olarak çalıştığını, yoğun bir şekilde fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını ileri sürerek fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, faiz taleplerine itiraz ettiklerini, davacının 15.12.2011-05.05.2021 tarihleri arasında bölge sorumlusu olarak çalıştığını, davacının kendisine tahsis edilen şirket aracı ile sorumluluğu altında bulunan mağazaları kontrol ve teftişle yükümlü olduğunu, çalışma saatlerini belirleyebilme ve takip etme yetkisine sahip olduğunu, çalışmasının bir kısmında denkleştirme sistemi uygulanarak bir kısmında da serbest zaman kullandırılarak fazla çalışmanın karşılığının belirlendiğini, müvekkili Şirket ile davacı arasında imzalanan iş sözleşmesine göre işçinin ücretinin içerisinde fazla sürelerle çalışma, fazla çalışma, çalışılan ve/veya genel tatil ve hafta tatili günlerine ait ücretlerin de dâhil olduğunu, yapılan prim ödemelerinin fazla çalışma ücreti alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, davacının yaptığı fazla çalışma var ise "brüt ek ödeme" adı altında ödemenin yapıldığını, bu ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, davacının bordrolara ihtirazı kayıt koymaksızın ödemeleri kabul ettiğini, davacının iddia ettiği çalışmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık beyanları doğrultusunda davacının yılın 6 ayında haftanın beş günü 08.00-20.30 saatleri arasında çalıştığı, bir günü 08.00-01.00 saatleri arasında çalıştığı, yılın 6 ayında ise ayın 3 haftasında haftanın beş günü 08.00-20.30 saatleri arasında çalıştığı, bir günü 03.00-01.00 saatleri arasında çalıştığı, bir haftasında ise haftanın altı günü 08.00-20.30 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek davacının fazla çalışma ücreti alacağının hesaplandığı ve %30 indirim yapılarak hüküm kurulduğu, hesaplanan ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağından yapılan ödemelerin mahsup edilmesi sonrasında davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki 15.12.2011 tarihli ve "Belirsiz süreli iş sözleşmesi" başlıklı belgede ücret kısmının boş bırakılmış olması, aynı tarihli "Hizmet sözleşmesi" başlıklı belgede ise aylık ücretin brüt 843,00 TL olarak yer alması ve bu ücretin asgari ücretin 1,15 katını geçmemesi sebebiyle, yıllık 270 saatlik fazla çalışmanın ücretin içinde olduğu iddiasının doğru olmadığı, bu alacağa ilişkin olarak Mahkeme gerekçesinin açıklayıcı ve yeterli olduğu, zamanaşımı ve arabuluculukta geçen sürenin dikkate alındığı, davalı tarafça denkleştirme yapılmasına ilişkin iddiada bulunulmuş ise de davacının buna ilişkin açık ve yazılı rızasının bulunması gerektiği, ancak davacının rızasının bulunduğuna ilişkin belge bulunmadığından bu iddianın haklı olmadığının anlaşıldığı, ücret bordrolarının imzasız olduğu ve bu bordrolarda fazla çalışma ücreti alacağına ilişkin tahakkukun bulunmadığı, davacının tanık beyanları ile fazla çalışmalarını ispatlamış olduğu, tanık beyanlarında geçen çalışma saatlerinin Ülke genelinde yaygın bir şekilde faaliyet gösteren davalı işverenin genel çalışma düzenine uygun olduğu, bu çerçevede yapılan fazla çalışma ücreti hesaplamasının yerinde olduğu, istinaf sebepleri arasında indirimin %40 olarak yapılmasının gerektiği ileri sürülmüş ise de Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre %30 oranından daha fazla indirim yapılmasının hakkın özüne dokunur nitelikte olacağı, tanık beyanları ile dosya kapsamından davacının çalışma saatlerinin davalı işyeri tarafından belirlendiği, çalışma saatlerinin davacı tarafından belirlenmediği, davacının işçi çıkarma yetkisinin bulunmadığı, Yargıtay içtihatlarında işyerinin üst düzey yöneticisine, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma alacağına hak kazanılamayacağı belirtilmiş ise de Yargıtay içtihatlarında yeterli ücretin asgari ücretin 11-14 katı, 8 katı, 13 katı gibi değerlendirmelerde bulunulduğu, davacının ücretinin asgari ücretin 2,62 katı olarak belirlendiği, dolayısıyla bu ölçütler dikkate alındığında istinaf sebepleri arasında yer alan davacının çalışma saatlerini ayarlama hususunda yetkili olduğu ve bu nedenle fazla çalışma alacağı talebinde bulunamayacağı yönündeki iddiasının haklı olmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Tanıkların Sosyal Güvenlik Kurumu hizmet döküm cetvellerinin celbini talep etmelerine rağmen bu talepleri dikkate alınmadan karar verildiğini, tanık beyanlarının davacıyla yalnızca ortak çalışma dönemleri için yapılan hesaplamaya esas alınması gerektiğini,
2. Dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını,
3. Müvekkili Şirket ile davacı arasında imzalan iş sözleşmesine göre işçinin ücretinin içerisinde fazla sürelerle çalışma, fazla çalışma, çalışılan ve/veya genel tatil ve hafta tatili günlerine ait ücretlerin de dâhil olduğunu, bilirkişi raporunda bu hususa dikkat edilmeden hesaplama yapıldığını,
4. Davacının en son bölge sorumlusu olarak görev yaptığını, davacı tanıklarının davacının çalışma koşullarına ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığını,
5. Davacının işveren vekili niteliğinde bölge sorumlusu olarak çalıştığını, görev tanımı gereğince sorumluluğunda bulunan mağazalardaki diğer personelin çalışma, izin, saat ve günlerini düzenlemekle görevli olduğunu, mağazada çalışan diğer personelin çalışma saatlerini düzenleyen davacının kendisinin fazla çalışma yaptığını iddia etmesinin açıkça kötüniyetli olduğunu,
6. Davacı tanıklarının her ikisi ile de müvekkili Şirket arasında dava bulunduğunu,
7. Davacının yaptığı fazla çalışma var ise "brüt ek ödeme" adı altında ödemenin yapıldığını, bu ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, davacıya yapılan prim ödemelerinin fazla çalışma ücreti alacağından mahsup edilmesi gerektiğini,
8. Fazla çalışma ücreti alacağından hayatın olağan akışına uygun olarak %40 oranında indirim yapılması gerektiğini,
9. Ara dinlenme sürelerinin hatalı değerlendirildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ve hesaplanması ile zamanaşımına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut uyuşmazlıkta, davacının, davalıya ait işyerinde bölge sorumlusu olarak görev yaptığı anlaşılmaktadır. Mahkemece dinlenen davacı tanıklarından birinin bölge sorumlusu, diğerinin mağaza sorumlusu olduğu, davalı tanıklarının ise bölge sorumlusu olarak görev yaptıkları, tanıkların gün içinde sürekli olarak davacı ile birlikte çalışmadıkları, davacının birden çok mağazadan sorumlu olduğu, bu nedenle davacı tanıklarının davacının çalışma saatlerine ilişkin somut görgü ve bilgilerinin bulunmadığı değerlendirilmiştir. Bu durumda ispatlanamayan fazla çalışma ücreti alacağı talebinin reddi gerekirken Mahkemece kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.