Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E.2025/5433 K.2025/7616
9. Hukuk Dairesi 2025/5433 E. , 2025/7616 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/593 E., 2025/756 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/452 E., 2024/297 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Mart 2013 tarihinden itibaren asıl işveren olan davalı Bakanlığa bağlı Hastane işyerinde değişen alt işverenler nezdinde bilgi işlem personeli olarak 4.350,00 TL net ücretle çalışmakta iken iş sözleşmesinin 30.04.2020 tarihinde sona erdiğini, 01.07.20 19... .04.2020 arası dönem yönünden belli bir tutarın dava dışı alt işveren ... tarafından ödeneceğini, bu tutarın mahsubunun gerektiğini, davacının bu tarihten sonra yeni bir iş sözleşmesi ile aynı işyerinde çalışmaya başladığını, davacının her ne kadar alt işveren işçisi olarak çalıştırılsa da asıl işveren olan davalı Bakanlığın asıl işini yaptığını, buna karşın davalının kadrolu işçilerinin aldığı ücret ve sosyal yardımlardan yararlandırılmadığını bunun yanı sıra bir kısım ücret ve sosyal haklarının idari ve teknik şartnameye göre de ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, ilave tediye, yol ücreti, fazla çalışma, davalının kadrolu işçilerinden daha az ödenen ücret ve sosyal hak fark alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacakların zamanaşımına uğradığını, davalı Bakanlığın asıl işveren olmayıp ihale makamı konumunda olduğunu, işçilerin işe alınmasında ve çıkartılmasında İdarenin bir etkisi olmadığını, davacının kadroya alınan işçiler ile aynı ücret ve sosyal haklardan yararlandırılması ve ilave tediye ödenmesi gerektiği iddiasının hukuka aykırı olduğunu, muvazaadan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı talep etmesine karşın hâlen aynı Hastane işyerinde çalışmaya devam ettiğini, haksız davanın reddi gerektiğini savunarak ve istenilen faiz türü ve başlangıç tarihlerine de itiraz ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalı Bakanlığına bağlı Hastanede 15.04.2013-30.04.2020 tarihleri arasında son aylık brüt 5.591,70 TL ücret ile çalışmış olduğu, iş sözleşmesinin kıdem tazminatına hak kazanmayacak şekilde sona erdiğine dair ispat yükü üzerinde olan davalı tarafça delil sunulmadığı, davacının çalıştığı dönemde yıllık ücretli izin kullandığı yahut fesihten sonra ücretinin ödendiğine dair de delil sunulmadığı, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının haftalık 45 saati aşan fazla çalışması bulunmadığının anlaşıldığı, davacıya teknik ve idari şartnameye göre bir kısım ücretlerinin eksik ödendiğinin anlaşıldığı, 24.04.2023 havale tarihli bilirkişi ek raporundaki belirlemelerin dosya kapsamına uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle fazla çalışma ücreti ile eksik ödenen ücret ve sosyal hak ücreti talepleri reddedilmek suretiyle kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ilave tediye alacağı, teknik ve idari şartnameye göre ödenmesi gereken eksik ücret alacağı taleplerinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2025 tarihli ek kararı ile; davalı Bakanlığın istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen asıl ve 13.01.2025 tarihli ek kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin ek karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun kabulüne ve İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2025 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilerek, davacıya iddia edilenin aksine 30.04.2020 tarihinde iş sözleşmesinin feshedileceğine yönelik fesih bildiriminde bulunulduğunun ve kıdem tazminatı adı altında ödeme yapıldığının ispat olunmadığı, davacının davalı işyerindeki çalışmasının kesintiye uğramaksızın fiilen devam ettiği, belirtilen tarih itibarıyla fesih söz konusu olmadığından feshe bağlı alacakların kabulünün hatalı bulunduğu, dosya kapsamına göre muvazaa iddiasına yönelik iddianın da ispatlanamadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesince muvazaa ve buna bağlı olarak ilave tediye alacağı talebinin kabulüne karar verilmesinin de isabetsiz bulunduğu, davacıya yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar ile şartnamelere göre davacıya bazı aylarda muvafakati olmaksızın ücretinin ve yol yardımının düşürülerek ödendiğinin veya hiç ödenmediğinin tespit edilmiş olduğu, katılma yoluyla istinaf itirazında bulunan davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin ise yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazının reddi, davalı vekilinin istinaf itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının muvazaalı hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalıştırıldığını, emir ve talimatları Hastane çalışanlarından aldığını, özlük işlerinin Hastane idaresince yürütüldüğünü, ilave tediye alacağının reddinin hatalı olduğunu,
b. Eksik ödenen ücret ve sosyal hak farkı alacağı ile fazla çalışma ücreti alacaklarının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
c. Mahkemece eksik inceleme ile hatalı bilirkişi raporuna dayalı karar verildiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının bilgi sistemleri, yazılım, donanım, network bakım destek elemanı hizmet alımına dair ihale sözleşmeleri kapsamında alt işveren Şirketler nezdinde çalıştığını, davalı Bakanlığın sorumluluğu bulunmadığını,
b. Davacı vekilinin "teknik ve idari şartnameye göre” ödenmesi gerektiği gerekçesiyle alacak talebinde bulunmasının hukuken kabul edilebilir olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının çalıştırıldığı hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğunun kabul edilip edilemeyeceği ve buna bağlı olarak davacının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmadığı, hizmet ihalelerine göre davacının ücretinin düşürülüp düşürülmediği, talep konusu fazla çalışma ve sosyal hak farkı alacaklarının ispatı ve davalının sorumluluğu hususlarına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre tarafların aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının ücretinin, 01.01.2014-31.12.2015 tarihleri arasında hizmet alım sözleşmesine göre asgari ücretin %128 fazlası olarak ödendiği, sonraki dönemlerde ise 01.01.2020-31.01.2020 tarihleri arasında asgari ücretin %45 fazlası; 01.07.2019-31.12.2019 tarihleri arasında asgari ücretin %90 fazlası; 01.05.2020-31.12.2020 tarihleri arasında asgari ücretin %90 fazlası olarak düzenlendiği, davacının bu şekilde yapılan oransal düşüşe yazılı bir onayının bulunmadığı gerekçesiyle 31.12.2015 tarihinden sonrasında da davacının ücretinin asgari ücretin %128 fazlası olduğu kabulü ile fark ücret alacağı hesaplanmıştır. Ne var ki varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
İhale şartname veya sözleşmesinde belirlenen ücretin etkisi ile ilgili olarak Dairemizce, işçinin ihale ile belirlenen ücreti talep edebileceği, ancak bu ücretin asgari ücretle irtibatlandırılması durumunda, sonraki ihalede asgari ücretle bağlantı kurulmadığı takdirde ihalenin bitimi ile bu bağlantının kesileceği kabul edilmiştir. Diğer yandan, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayının belirlenmesi durumunda ise 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 22. maddesi uyarınca bu ücretin altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmelidir.
İhalelerde işçilere ödenecek ücret belirlenmiş ise ihale kapsamında çalışan işçinin ihalede yazılı ücretin kendisine ödenmesini talep etmesi mümkündür. Bazı ihalelerde ise işçilere ödenecek ücret asgari ücretle irtibatlandırılarak asgari ücretin belli bir oran fazlası olarak kararlaştırılmaktadır. Bu tür ihalelerde ihalenin bitimi ile ücretin asgari ücretle bağlantısının kesileceği açıktır. Ancak yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir oran belirlendiği takdirde ise 4857 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca bu ücretin altına düşmemek kaydıyla asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin altına inilemeyecek sabit bir ücret olarak uygulanmasına devam edilmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamına göre somut uyuşmazlıkta, davacının ücretinin ihale şartname veya sözleşmelerine göre belirlendiği ve davacının ücretinin düşürülmesine muvafakati bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacıya ödenmesi gereken ücret miktarı, yukarıdaki paragrafta belirtilen hususlar dikkate alınarak saptanmalıdır. Bu kapsamda olmak üzere öncelikle davacının kapsamında çalıştığı tüm hizmet alım sözleşmeleri ekleriyle birlikte temin edilmeli, bundan sonra; davacının düşürülmeden önceki en son ücreti, sonraki dönemler için asgari olarak sabit şekilde ödenmesi gereken ücret miktarı olarak kabul edilerek, yeni ihalede asgari ücretle bağlantıda daha düşük bir katsayı belirlendiğinde yeni ihale ile belirlenen ücretin de altına düşmemek kaydıyla, asgari ücretle bağlantısı kesilen önceki ücretin uygulanmasına devam edilmek suretiyle yapılacak hesaplamaya göre sonuca gidilmelidir. Davacının fark ücret alacağı bulunup bulunmadığının ve varsa miktarının açıklanan şekilde belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı tarafa iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.